Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası

16.09.2019 08:48 YAŞAM


Mahir Bağış

Osmanlı İmparatorluğu’nda işçi sınıfı hareketinin tarihsel gelişiminde, 1908’de “hürriyetin ilanı” ve sonrasında yaşanan dönemin önemli bir aşamayı oluşturduğunu söylemek mümkündür. Çeşitli kaynaklara göre 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren demiryolu işçilerinden matbaa işçilerine, ziraat mevsimlerinde köylerde çalışıp yılın geri kalanında ise maden, demiryolu gibi alanlarda çalışanlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bir emekçi sınıfın oluştuğu görülmektedir. Bu emekçi kitlelerin 1908 öncesinde sınırlı sayıda gerçekleştirdikleri grevler, Osmanlı ülkesindeki işçi sınıfının toplumsal ve tarihsel gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.



1908 sonrasında ise işçi sınıfının hareketliliği ve eylemliliğinde gözle görülür bir artış gözlenmektedir. Bu hareketlilik, özellikle sınıf temelli örgütlenme arayışlarını beraberinde getirmiştir. 1908 hareketinin “hürriyet, müsavat, uhuvvet, adalet’’ sloganları etrafında ve basının da gelişimiyle birlikte, genel olarak büyük kentlerde hareketli bir toplumsal ve siyasal dönem başlamıştır. Bu durumun bir sonucu olarak bu dönem boyunca işçi sınıfının örgütlenme biçimlerinin geliştiğini söyleyebiliriz.

İşçilerin örgütlenme girişimleri 1908 sonrası hızla yükselişe geçmiştir. 1908 yılının Ağustos, Eylül, Ekim aylarında yaşanan grevler, bu yükselişin temel etkeni olmuştur. Öyle ki İttihat-Terakki iktidarı bu grevlere sert tepki vermiş ve hatta kimi bölgelerde askeri müdahaleler de yapılmıştı. O yıllarda Osmanlı topraklarında sınıfsal açıdan örgütlenmeye ve gelişim kazanmaya başlayan çevrelerin başında Hüseyin Hilmi ve 1910 yılında kurulan Osmanlı Sosyalist Fırkası geliyordu.

Osmanlı tarihindeki işçi örgütlenmeleri hakkında yapılan araştırmalarda genel olarak aynı cemiyetler üzerinde durulmuştur. Bu yazıda konu aldığımız Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’nı ele alan bir çalışmaya literatürde denk gelmedik. Özellikle Tarık Zafer Tunaya ve Mete Tunçay gibi Türkiye’de siyasi partiler ve solun tarihi üzerine uzmanlaşan tarihçilerin yayınlarında da bu kuruluşa rastlamadık. Bu yazıda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulduğumuz bir belgeden hareketle, adı geçen fırkayı tanıtmak istiyoruz.

Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’yla ilgili arşivde bulunan belgede, fırkanın Osmanlı yasalarına uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır. Dâhiliye Nezareti’nin (içişleri bakanlığı) Şura-yı Devlet’e gönderdiği 22 Ekim 1912 tarihli evrakta, Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası hakkında kimi detayları görüyoruz. Bu belgede Dâhiliye Nezareti, fırka hakkında engelleme kararı yönündeki görüşünü bildirmekte ve bu konuda onay istemektedir. Şura-yı Devlet’in kararında ilk olarak bir cemiyetin unvan ve amacı, merkezi idaresi ve sorumlularının ikametlerinin beyan edilmesinin gerektiği belirtiliyor, eğer bunlarda herhangi bir eksiklik yok ise fırka programı üzerine inceleme yapıldığı açıklanıyordu. Fırkanın programını inceleyen Şura-yı Devlet üyeleri, Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’nın programının “sosyalizm esasları üzerine kurulmuş olması”nı ve bu durumun da anayasa ve şeri hukuka muhalif olmasını yasaklama kararına gerekçe olarak göstermişlerdir. Yine fırkanın programı hakkında ‘’ahlak kaidelerine uygun olmadığı, dinin izin vermediği ölçülerde olduğu, memleketteki asayişi bozabileceğini, rejimin değiştirilmesi istenildiği, Osmanlı Devleti’ni siyaseten ayırma ve bölme amacı taşıdığı’’ gibi nitelendirilmeler bulunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Şura-yı Devlet, fırkanın çalışmalarının engellenmesi kararını 21 Ocak 1913 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne bildirmiştir.

Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’nın kurulmak istenildiği tarih, İttihatçıların rakibi olan Hürriyet ve İtilafçıların iktidar mekanizmasını kontrol ettiği ve Balkan Savaşı’nın sürdüğü günlere rastlamaktadır. Bu dönemde ordu içinde yaşanan Halaskâr Zabitan [kurtarıcı subaylar] muhtırası sonrası iktidarlarını kaybetmeye başlayan İttihatçılar üzerinde büyük bir baskı kurulmuştu. Bu baskının başka bir yansıması da Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’nı kurmak isteyenlere uygulanmıştır.

İttihatçıların ‘’milli burjuvazi’’ kavramı etrafında örgütledikleri iktisadi politikalar, Osmanlı ülkesinde yerli burjuvazinin filizlenmesine yardımcı olmuştur. Geleneksel üretim tarzı yavaş yavaş yerini modern üretim tarzına bırakıyor ve az da olsa fabrikalar kurulmaya başlıyordu. Osmanlı Devleti’nin kapitalistleşme sürecinin hızlanmaya başladığı bu yıllarda fabrikalarda çalışan işçi sayısının 50.000 binden fazla olduğu ifade ediliyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi yarı işçi, yarı çiftçi olarak çalışanların sayısı da azımsanmayacak derecedeydi. Bu süreçte toplum içerisinde amele ve çiftçilerin haklarını arayacak örgütlenme zeminleri fazlasıyla görülmektedir.

Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası’nın kurulmak istenildiği zaman diliminin, içeride Hürriyet ve İtilafçıların ve İttihatçıların iktidar mücadelesinin, dışarıda ise Balkanlarda patlayan ulusal bağımsızlık hareketlerinin yaşandığı bir karmaşa dönemine denk gelmesi büyük talihsizlik olmuştur. 21 Ocak 1913’te fırkanın engellemesi hakkında alınan karardan sadece iki gün sonra Enver Paşa önderliğindeki İttihatçıların Bab-ı Ali baskını sonucu iktidarı ele geçirmeleri de oldukça ilginçtir. Ancak fırka hakkındaki karar süreci, İttihatçıların iktidarı dönemine de denk gelseydi sonuç büyük ihtimalle aynı olacaktı. 1913 sonrası İttihatçıların politikalarına bakarak bunu net bir biçimde söyleyebiliriz.

Görüldüğü gibi Osmanlı işçi hareketi tarihinde kurulmak istenilen bir işçi ve çiftçi partisi, “sosyalizm endişesiyle” engellenmiştir. Osmanlı Amele ve Çiftçi Fırkası kurulmuş olsaydı tarihin asıl yapıcılarını temsil etmekte iddialı olacaktı. Tarihin yapıcıları olarak sultanlar, askerler gibi büyük devlet görevlileri görünse de aslında tarihin gerçek yapıcıları yaşamı toptan var eden ameleler, çiftçiler gibi büyük toplumsal kitleler olmuştur.