Google Play Store
App Store

Fırat Kalkanı Operasyonu 1. yılını geride bırakırken Türkiye’nin ÖSO ile giriştiği ortaklığı yorumlayan Doç. Dr. Ahmet Kasım Han ‘Operasyon başarısız denemez ama ÖSO gibi örgütlerle işbirliğini yönetmek tehlikelidir’ diyor

"ÖSO ile işbirliğini yönetmek tehlikelidir"

CAN UĞUR canugur@birgun.net @canugur1987

Fırat Kalkanı operasyonunun birinci yılı geride kalırken operasyonun beraberinde neler getirdiği ve götürdüğü sıkça tartışılıyor. Kadir Has Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Ahmet kasım Han’a 1 yılın ardından nelerin değiştiğini sorduk.

Ortaya çıkan tablo konusunda önemli açıklamalarda bulunan Doç Dr. Han şunları söyledi: Fırat Kalkanı Operasyonu’nda ortaya çıkan tabloyu başarısız bir tablo olarak görmüyorum. Ama bu hangi perspektiften olaya yaklaştığınızla da ilgili. Türkiye, her şeyden evvel bu harekatla kendi sınırının içine taşan IŞİD kaynaklı terör/güvenlik sorununu kendi sınırının dışına transfer etti. Tabi bu tek başına Fırat Kalkanı ile olmadı. Türkiye’nin kendi sınırları içerisinde aldığı güvenlik önlemlerinin, IŞİD’in artık bir güvenlik tehdidi olarak kabulünün de bunda payı var.

Taraf olundu
Fırat Kalkanı ile birlikte Türkiye’nin ‘taraf’ olduğuna dikkat çeken Ahmet Kasım Han, meseleyi şu ifadelerle dile getirdi: Türkiye Rus uçağının düşürülmesini ve Rusya’nın Esad, ABD’nin PYD/PKK’nın arkasına geçmelerini müteakiben, Suriye’ye etkisini bütünüyle kaybetmişti. Bölgede tekrar oyuna dahil olmak istiyordu. Aziz-Cerablus-El Bab üçgeninin ele geçirilmesiyle bunda başarılı olundu denebilir. Neticede Astana sürecine de bu noktada imkan dairesine giren al-ver pazarlıklarıyla dahil olundu. Bütünüyle dışarıdan seyretmek zorunda kaldığı ve dışında kalma lüksü olmayan bir meselenin tekrar tarafı haline geldi. Ancak şunu da belirtmek zorundayım bu durum kendi içerisinde tek başına ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye tanımlanamaz. Her gün baştan yönetilmesi gereken bir süreç söz konusu. Adil olmak gerekirse Türkiye Fırat Kalkan’ının sonucunda ortaya çıkan durumu şu ana kadar kötü de yönetmedi. Ancak, şunun altını çizmekte fayda var; Bu durum ne ölçüde Türkiye’nin kendi tercihleriyle, ne ölçüde sahadaki koşulların Türkiye’nin tercihleri dışında evrilme biçimiyle mümkün oldu, burasını doğru tespit etmek önemli. Bir de şöyle bir durum var, sahadaki koşulların tekrar değişmesi de kaçınılmaz. Bu statik bir durum değil. Böyle bir durumunda az evvel bahsettiğimiz Türkiye’nin hanesine artı yazılan vaziyetin ne şekilde evrileceğine dikkat etmeli.
oso-ile-isbirligini-yonetmek-tehlikelidir-341047-1.
ÖSO’nun Türkiye’ye ihtiyacı var
Radikal İslamcı yapıların oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Türkiye’nin bölgedeki ‘müttefiki’ olmasına ilişkin sorumuzu yanıtlayan Han şunları söyledi: Ben Türkiye’nin ÖSO’ya ihtiyacının olduğunu düşünmüyorum. ÖSO, Suriye’deki süreçte Türkiye’ye belirli bir meşruiyet veriyor bunu kabul ediyorum. Ancak genel olarak ÖSO’nun Türkiye’ye askeri operasyon bakımından faydası olduğu konusunda emin değilim. Şunu da net biçimde söylemek gerekiyor, bir iç savaşın parçası olmuş grupları devşirerek kullanmak belirli bir süre için akıllı bir tercih olarak durabilir. Ancak yakın tarihte, dünyanın dört bir tarafında yaşananlar bize gösteriyor ki bu biçimde desteklenen unsurlar efendilerini sıklıkla sıkıntıya sokabiliyor. 21. yüzyılın vekalet savaşlarının vekilleri 20. yüzyılınki gibi değil. Yapıları farklı ve yönetilmeleri de daha zor.

İran’la ilişkiler?
İran Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’deki temaslarının ardından başlayan ‘Türkiye-İran ilişkilerinin derinleştiği’ yönündeki analizleri sorduğumuz Han, uzun vadeli yorumlar yapmak için erken olduğuna işaret etti. Han’ın tespitleri şöyle: İran ile Türkiye ilişkilerinin birliktelik diye tanımlanması noktasında şüphelerim var. İran tarafından yapılan açıklamada ortak operasyon yapılmayacağı söylendi. Türkiye İran’la ortaklığa razı görünüyor. Bu da şu demek: Türkiye 2011 yılından beri savunduğu tezlerin artık, idealler bir yana, pratikte geçersiz olduğunu düşünüyor. İran tarafı denklemin öte yanından bunun farkında görünüyor. Bununla beraber Türkiye ile koşulsuz şartsız bir işbirliği yapmaya razı da değil. Neticede, kendi siyasetini büyük ölçüde muhafaza edenin de İran olduğunu düşünürsek, sürecin daha çok İran’ın inisiyatifinde olduğu söylenebilir.

***

Operasyonun 1. yılında

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) desteğiyle Özgür Suriye Ordusunca (ÖSO) Suriye’nin kuzeyinde bulunan ve Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden terör örgütü DEAŞ başta olmak üzere bölgede mevcut teröristleri etkisiz hale getirmek ve hudut güvenliğini sağlamak için Fırat Kalkanı Harekatı bundan tam 1 yıl önce başladı. ABD destekli Koalisyon güçleri ile koordineli gerçekleştirilen operasyon, karadan ve havadan 218 gün devam etti. Her safhası başarı ile süren operasyon 29 Mart 2017’de sona erdi. Harekat kapsamında ‘terörden arındırılan’ 2 bin kilometrelik alan, güvenli alana dönüştürüldü. Cerablus-Çobanbey-El Bab hattında toplam 216 gün süren operasyonda 67 Türk askeri hayatını kaybederken, 245 asker de yaralandı.