birgün

27° PARÇALI AZ BULUTLU

SÖYLEŞİ 29.04.2020 07:11

Oy kaybını önlemek için çatışma ortamı yaratıyorlar

Erbaş’ın nefret sözlerine tepki gösteren Ankara Barosu’nun ardından Diyarbakır Barosu’na da soruşturma açıldı. Prof. Dr. Turan, “Diyanet, iktidarın manevi destekçisi” dedi. Prof. Dr. Kalaycıoğlu ise iktidarın oy kayıplarını önlemek için yeni bir kültürel çatışma ortamı yarattığını belirtti

Oy kaybını önlemek için çatışma ortamı yaratıyorlar

GÖKAY BAŞCAN

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın merkezi cuma hutbesinde LGBTİ+’lara yönelik nefret içeren sözlerine tepki gösteren barolar ve demokratik kitle örgütleri hedef gösterilmeye devam ediliyor. Erbaş’a dört koldan sahip çıkan iktidar, eleştirenlere soruşturma açmayı sürdürüyor. Ankara Barosu’nun ardından Diyarbakır Barosu yöneticilerine de Erbaş’ı eleştirdiği gerekçesiyle ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama’ suçundan soruşturma açıldı.

BAROLARI DİZAYN ETME PROJESİoy-kaybini-onlemek-icin-catisma-ortami-yaratiyorlar-723859-1.

Konuya ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın “Öyle kaleme alınmış naif bir basın açıklamasından dolayı, soruşturmaya uğradığımızı şaşkınlıkla karşıladım. Ama öte yandan Türkiye’nin insan hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki yaklaşımlarını düşününce çokta sürpriz olmadı. Soruşturma açılan biz değil, Diyanet İşleri Başkanlığı ve başkanı olması gerekiyordu. Soruşturmanın açılması baromuza ve ifade özgürlüğüne yönelik bir mesaj olarak algılıyoruz. Bize susmamızı biat etmemizi söylüyorlar ama biz de kabul etmiyoruz ve susmayacağız biat etmeyeceğiz. Soruşturmayı, baroları da hizaya getirme baroları diz çöktürme gibi planın bir parçası olarak görüyorum.

EŞİTLİKÇİ BİR DİNİ YAPI YOKoy-kaybini-onlemek-icin-catisma-ortami-yaratiyorlar-723860-1.

Açıklamaların demokrasiye ve laikliğe aykırı olduğunu belirten Prof. Dr. İlter Turan “Bizdeki problem Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün vatandaşların ödediği vergilerle finanse edilen bir kurum olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’de devlete ait ve muhtelif dini tercihlerin her birine aynı mesafede duran, her birini eşit tutan bir dini yönetimi yapısı yok. Fakat daha da belki endişe verici olan Diyanet İşleri Başkanı’nın bu söylemini bütün inançlara karşı aynı derece de saygılı olması gereken iktidarın da desteklemesidir” dedi.

İKTİDARIN DESTEKÇİSİ DİYANET

Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyaneti İşleri aslında Şeyhülislamlığın Cumhuriyet’te aldığı biçimdir. Türkiye’de bütün hükümetler Diyanet İşlerini biraz da manevi alanı harekete geçirerek kendi politikalarını destekleyecek kaynak olarak görmüşlerdir. Mevcut iktidarın dine siyaset arenasında ve kamu politikasında geniş yer vermeğe dönük yaklaşımı, buna bağlı olarak da, zaten bir devlet dairesi olan Diyanet’in hükümet politikalarını desteklenmesi için sınırsız kullanmak istemesi ve kamu politikalarında belirli bir dini anlayışı egemen kılmayı alenen öngörmesi, geçmişte uygulanan zımni sınırları çok aştığından, daha fazla sıkıntı yaratıyor.”

OYLARI GERİ GETİRME ÇABASIoy-kaybini-onlemek-icin-catisma-ortami-yaratiyorlar-723862-1.

Türkiye’de kültürel temelli derin yarıklarla ayrılmış seçmen bloklaşması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu “İktidar parti bloku, koalisyonu AKP ve MHP bu çatışmanın bir tarafında duruyor ve buralardan güç devşiriyor. Bu kitle çok uzun süre böyle bir kültürel ayrışmayı türban konusu üzerinden götürdü. Ancak türban konusunda artık istedikleri etkiyi ortaya çıkarabilecek durumda değiller. Yine bu kültürel fay hattı üzerinde bir tarafı, diğer taraf üzerinde etkili kılabilecek bir araç aramaktalar. Bu aracı şimdi de Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden temin etmeye çalışıyorlar. Bu tutarsa daha önceki yıllarda türbanın gördüğü işlevi ayrıştırıcı, dini temellere dayandırılmış, koronavirüs nedenini bir cinsiyet tercihi üzerinden ve yaşam tarzı üzerinden anlamlandıran ve oradan kaynaklığını savunan bir görüş söz konusu. Bunun karşısında bir evrimle ortaya çıkmış olan bir virüs olduğunu savunan bir görüş. Bu AKP ve MHP’nin istediği türden bir çatışma. Ben bunu bir arayış olarak görüyorum. Bu tutarsa konu üzerinden siyaset yapılmaya devam edilecek. Tutmazsa başka bir arayış içine girecekler, türban artık bu işlevi görmüyor. Bu işlevin en önemli tarafı bir kitleye kendi kültür kodları üzerinden çok güçlü bir mesaj veriyorsunuz. Burada yeterince bir dayanışma yaratabilirse seçmendeki oy kaybını tedavi etmek için bir önlem.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız