birgün

16° AÇIK

EĞİTİM 06.09.2021 12:37

Özel eğitime gereksinim duyan bir nesli kaybettik

Yeni eğitim öğretim yılı bugün başladı ancak özel eğitime gereksinim duyan özel çocuklar, kaldıkları yerden devam etmeye hazır değil. Otizmli bir çocuğu olan Şefik D. "Çocuğum bu süreçte hiçbir şey öğrenemedi" derken özel eğitim öğretmeni Mermeroğlu ise "Özel eğitime gereksinim duyan bir nesli kaybettik" diyor

Özel eğitime gereksinim duyan bir nesli kaybettik

Nisa KÜÇÜK

2021-2022 eğitim öğretim yılı bugün başladı. Binlerce öğrenci uzun bir aradan sonra sınıflara döndü ancak salgında geçen bir buçuk yılın eksiklikleri kapatılmış değil. Uzaktan eğitim sürecinde bilgiye ulaşamayan, ulaşsa bile yeterince verim alamayan onbinlerce çocuk telafi eğitimi almadan sınıf atladı. Bu süreci daha sancılı bir şekilde geçiren bir grup da özel eğitime gereksinim duyan çocuklar. Özel eğitime gereksinim duyan çocukların yaşadıklarını, özel eğitim öğretmeni Erencan Mermeroğlu ve özel çocuk sahibi Şefik D, BirGün'e anlattı.

Özel eğitim öğretmeni Erencan Mermeroğlu, özel çocukların bu dönemi çok zor geçirdiğini söyledi. Özellikle üç aylık kapanmada özel eğitime gereksinim duyan çocukların ciddi sorunlar yaşadığını kaydeden Mermeroğlu, "Çocuklar, üç ay eve kapalı kalınca öğrendikleri birçok davranış geriledi. Haziran ayından sonra eski hayata yavaş yavaş dönüldü ancak bizim çocuklarımız için üç aylık yeni bir rutin oluşmuş oldu. Çocuklar bu sefer ev rutinine alıştı, eğitimlerden uzak kaldı" dedi.

Salgın sürecinin ortalarında İçişleri Bakanlığı'nın açıkladığı genelge ile özel çocukların yasaklardan muaf olduğu dönemi hatırlatan Mermeroğlu, şöyle konuştu:

"Hafta içi aileler çalıştığı için çocuğun hafta sonu eğitim alması gerekiyor. Çünkü aile ancak çocuğu o zaman getirebiliyor. Çocuklara hafta sonu sokağa çıkma izni verildi, kurumlar açıktı ama öğretmenlerin yasal izni yoktu. Aileler, çocuğu sadece parka götürebildi. Çocuğun eğitimden mahrum kalması yine aileye ve çocuğa olumsuz yansıdı. Ayrıca bu uygulamadan haberi olmayan emniyet görevlileri, mahalle sakinleri vardı. Çocuğunu dışarıya çıkarmak zorunda olan ebeveynlere halk ve devlet memurları kötü günler yaşattı."

BİRÇOK ÇOCUĞU KAYBETTİK

"Özel gereksinimli çocuklarda bir aylık kapanmayı ancak üç ayda telefi edebiliyoruz. Bu çocukların her geçen günü yaşı süreci biraz daha güçleştiriyor. Eğitimdeki öğrenim hızı değişiyor. Bunu bir buçuk yıla vurduğumuzda aslında yeni tanı aldığımız ve kurtarabileceğimiz birçok çocuğu kaybettiğimiz anlamına geliyor. Şu anda birçok çocuk elimizden kayıp gitti. Birinci ve ikinci sınıfa gidecek özel çocuklarda da büyük sorun var. Çünkü çocuklar birinci sınıfa başlamadan biz destek eğitimi veriyorduk. Çocuklar hem okulda hem de özel eğitim merkezlerinde eğitim alarak yaşıtlarına yetişmeye çalışıyordu. Yani zamanla yarışıyorduk. Şimdi salgında hem özel eğitim merkezlerine sağlıklı bir şekilde gelemediler hem de uzak eğitimde doğru düzgün bir şey öğrenmeden sınıf atladılar. Birçok aile çocuklarının sınıf tekrarı yapmasını istiyor çünkü bir yıllık kaybı özel çocuklar yaşıtları gibi telafi edemiyorlar. Devlet, özel eğitime gereksinim duyan ve duymayan bütün çocuklara sınav yapmalı ve seviyelerine göre sınıf tekrarı yapmalı diye düşünüyorum."

PANDEMİ ÇOCUKLARI

"Pandemi sürecinde yetişmiş çocukların bile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine geldiğini biliyoruz. 1-3 yaş arasındaki çocukların herhangi bir tanı konulamadan ciddi bir ekran maruziyeti, ciddi bir oyun ve etkileşim eksikliği nedeniyle özel eğitime gereksinim duyduğunu görüyoruz. Konuşmalarında, davranışlarında olan gecikmelerle destek eğitime gereksinim duyuyorlar. Kendi aramızda bu çocuklara 'Pandemi çocukları' diyoruz. Birinci sınıfını salgında okuyan ve özel eğitime gereksinim duymayan çocuklar dahi ziyan oldu. Çünkü hiçbiri gerekli okul disiplinine ve düzenine sahip değil. Birçok öğrenci okuma-yazma ve matematik bilmiyor. Kimi çocuğun bilgisayara ve internete ulaşımı yoktu kimi çocuğun imkanı vardı ama eğitim yeterli değildi. Özel eğitime gereksinim duyan ve duymayan bütün çocuklarda ciddi bir kayıp var. Ortada kayıp bir nesil var."

HİÇBİR ŞEY ÖĞRENMEDİ

Otizmli bir oğlu olan Şefik D. de bu süreçte zorluk çeken bir ebeveyn. Çocuğunun birinci sınıf döneminin pandemiye denk geldiğini aktaran Şefik D, normalde bile zor olan bu sürecin pandemide katlandığını söyledi. Çocuğunu birinci sınıfta kaynaştırma eğitime yazdırdığını ifade eden Şefik D, "Okullar sürekli bir açılıp bir kapandı. Zaten onun için zorlu bir dönem olan birinci sınıf çok kötü geçti. Hiç sağlıklı olmadı. Normal çocukların alışması ne kadar zor sürdüyse otizmli çocukların alışması onlarınkinin neredeyse beş katı. Çocuğum neredeyse hiçbir şey öğrenmeden ikinci sınıfa geçti" dedi.

Bu yıl çocuğunu otizm alt sınıfı olan bir devlet okuluna kaydettiğini bildiren Şefik D, kapanma dönemlerinde yaşadıkları zorlukları şu sözlerle anlattı:

"Salgının son döneminde özel ihtiyaçlara sahip olan çocukların yasaklarda ebeveynleriyle dışarı çıkma izni vardı. O süreçte çocuğumu parka çıkardığımda balkonlardan pencerelerden tepki geliyordu. Hatta bazı emniyet görevlilerinin kötü davranışlarına da maruz kaldık. Bir emniyet görevlisi bir gün 'Çocuğunu bahane ederek dışarı çıkıyorsun' demişti. Devletin bir memuru bile bu konu hakkında bir eğitim almamış ve bize, 'Çocuğun engelli diye her gün dışarı mı çıkacaksın? 10-15 dakika bahçeye çıkar sonra kandır' diyebiliyor."

AYDA BEŞ BİN TL HARCIYORUM

"Bizim devletimiz, otizmli çocukların haftalık sadece iki saatlik eğitimini karşılıyor. Bir özel eğitim merkezine raporumuzla gittiğimizde haftada iki saat ücretsiz ders veriliyor. Gelişmiş ülkeler otizmli çocukların haftalık 35 saatlik eğitimini ücretsiz karşılıyor. Bizim ülkemizde ise sadece iki saat karşılanıyor. Yıllar önce Binali Yıldırım başbakanken bununla ilgili bir düzenleme yapacaklarını söylemişti. Aradan beş yıl geçti ancak herhangi bir iyileştirme yapılmadı. Ayrıca 45 dakika olan derslerin süresini, 40 dakikaya indirdiler. Geri kalan saatleri ben cebimden karşılıyorum. Saati 130 TL'den düşük ders bulamıyoruz. Benim oğlum haftada 15 saate yakın ders alıyor. Ancak her ailenin bunu karşılayabilecek gücü yok. Özel eğitim dışında bu çocukların ergo terapi ve duyu bütünleme derslerine de gitmesi gerekiyor. Ben bütün dersleri aldıramayan bir baba olarak çocuğum için aylık beş bin lira harcıyorum. Pandemide bu eğitimler parça parça devam etti ama tam bir verim alınamadı tabi. Beni baz alırsan benim çemberin dışında kaldığım söylenebilir. Çünkü bütün koşulları zorluyorum."

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol