“Özel sebebi” bellidir; cemevini minaresiz camiye çevirmek
TURAN ESER TURAN ESER

Dersim’de yaptığı cemevi ziyaretine ilişkin “özel bir sebebi yok” diyen Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın buluşma, “sebebi” Kanal 7’de yayımlanan “Başkent Kulisi” programında belli oldu. “Sebebi” cemevini minaresiz camiye çevirmek !

Kanal 7’de “Ben şu tavsiyede bulundum oradaki kardeşlerimize, gençler gelsinler burada (cemevinde) Kur’an-ı Kerim öğrensinler. İmam hatip mezunu gençlerimiz var. Bir imamımızı görevlendirebiliriz, çocuklar Kur’an öğrenmeden kalmasın” diyerek “sebebini” açıkladı.

Cemevlerine atanacak imam hatip mezunu gençler ve imamlar aracılığıyla öğretilmesini hedefledikleri Kur’an-ı Kerim ile Alevileri İslam’ın Sünnetine, Hadislerine ve farz kıldıklarına uymasının zorunlu olduğunu ifade ediyor.
Bunu da “Kur’an ve sünnete dayalı bir din algısını, bir din anlayışını önemsiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu günden bugüne, bu çizgiden hiç taviz vermemiştir” Yani, Alevilerin Cemevi’nde sadece Kur’an-ı Kerim öğrenmesini değil, Sünnete uyması gerektiğini dayatıyor.

Peki bu ne anlama geliyor? Aleviler namaz kılmalı, abdest almalı, camiye gelmeli, hacca gitmeli, içki içmemeli, Ramazan orucu tutmalı, özetle İslam ümmetinin Sünnetine, Hadislerine ve farz saydığı İslam’ın beş şartı ve imanın altı şartı gibi kurallara uyması zorunludur. Çünkü Diyanet “Bugüne kadar bu çizgiden hiç taviz vermemiş”!
Diyanet ve iktidarı, Alevilerin din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dile getirdikleri eşitlik ve Alevi inancının tanınması taleplerini sulandırmak, görmezden gelmek, Aleviliğin farklılığını yok sayan ve inkar eden Osmanlı Şeyhülislamcılığın fetvalarını sinsice dayatmak istediğini ortaya koymaktadır.

Alevileri cemevleri üzerinden iç asimilasyona tabi tutarak sünnileştirmek isteyen bu yaklaşım, cemevlerinin derin anlamını, işlevini bitirmek ve cemevlerini minaresiz camiye çevirmeyi hedeflemektedir. Bunun için de aracı buldukları yandaş cemevlerini ve iktidar avantajlarını kullanmak isteyen ve iç asimilasyona hizmet eden “gri pasaportlu dedeler” üzerinde algı oluşturmaktadırlar.

Hedefleri bellidir; cemevine ana/dede değil imam gelecek, cem ibadettinde gülbeng, düvazimam, nefesler, semah, bağlama değil, Arapça Kuran dili egemen olacak, cemevi mescitleşecek, Alevilik tarikatlaştırılacak, cem ibadeti yerine namaz ibadeti getirilecek, devletin değil, talibinin, rehberinin, pirinin ve mürşidinin vicdanına sığınmış Alevilik kamulaştırılıp devletleştirilecek, dedeler şeyhleştirilecek! Yani Alevilik bitirilecek!

Sünnete uyması gereken Diyanet’tir!
Madem sünnet haram yememektir. Sen önce Alevilerin sana haram kıldığı vergisini kullanmayacaksın! Madem Sünnet haram yememektir, “haram” dediğin, “günah” saydığın kumardan, genel evlerden, içkiden vergi diye topladığın para ile imama maaş vermeyecek ve o Sünnetin ne olduğunu içeren Kur’an-ı Kerim bastırmayacaksın!

Madem Sünnet Allah’a yakınlaşmaktır, o zaman sen iktidarın emrinde, devletin katında durmayıp kendini lav edeceksin, inanan insanın vicdanına teslim olacaksın. Emri iktidardan değil, Sünnetinden ve hadislerinde alacaksın!

Madem Sünnet Hz. Muhammed gibi yaşamak ve onun davranışlarına uymak, o zaman sen o “başkanlık” ünvanı üstünden atacaksın, Hz. Muhammed gibi o dinin gönül işi olduğunu kabul edip, maaşlı değil, gönüllü yapacaksın! Parayla, makamla, fetvayla, devlet gücüyle dindarlık, hangi Kuran Sünnetinde var olmuş?
Aleviler sadece kendileri için değil, vicdanları, inançları, ibadetleri, dinleri devletleştirilmiş, tekelleştirilmiş tüm insanlar için vicdan özgürlüğü talep ediyor.

İşte bu yüzden, evrensel bir insan hakkı olan, “Din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğü” ilkesinin içerdiği “inanma ve inanmama hakkını” ayaklar altına alarak, “ateizm, deizm ve agnostisizme” dair yaklaşımları “yanlış” diyerek hedef gösteremezsiniz, Alevilerin cemevine de asimilasyoncu ve siyasal İslamcı ideolojinizi sokamazsınız.

Eğer Anayasa’nın 24. Maddesinde yer alan; “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz” hükmü, halen en üst kural ise, bu kurala uyması gereken de önce Diyanettir!