Google Play Store
App Store

Sağlıktaki özelleştirme politikaları ve plansızlıklar hastaları mağdur ediyor. Şehir hastaneleri şehrin uç noktalarına inşa edilirken, deprem riski nedeniyle boşaltılan ve yıkılan hastaneler ise ulaşımı zor noktalardaki binalara taşınıyor. Bu durum hastaları zor durumda bırakıyor. Özel hastanelerin çoğunun şehrin merkezinde toplandığını söyleyen sağlık meslek örgütleri ‘‘Yaşanan, iktidarın sağlıktaki neoliberal politikaların sonucu. Olan yoksul halka oluyor’’ dedi.

Özeller merkeze, kamu ücraya
Fotoğraflar: Depo Photos-AA
Sibel Bahçetepe
Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.net

23 yıllık iktidarlığı boyunca sağlıkta büyük yıkıma yol açan AKP, "Sağlıkta çağ atladık" söylemlerine sarılsa da durum böyle değil. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hızla özelleşirken, kamu hastanelerine ulaşmak neredeyse imkânsız hale geldi. Hem muayene süreleri kısaldı, nitelikli sağlık hizmeti büyük darbe aldı. Hem de deprem riski bulunan ve yenilenmesi gereken kamu hastanelerinin plansız ve programsız şekilde inşası hastaları mağdur etti.

Yıkılan hastaneler şehir merkezine uzak hastane binalarına taşındı. Bu durum, tedavi takibi yapılan hastaların hem ulaşım zorluğu yaşamasına hem de hekimine ulaşmasında zorluklarla karşılaşmasına neden oldu. Ayrıca yapımı tartışmalara yol açan hasta garantili şehir hastanelerinin pek çoğunun şehrin dışına yapılması, hasta mağduriyetlerini artırdı.

Kamu hastanelerinin içinde bulunduğu çıkmaz her geçen gün büyüyor. Bunun son örneği, Çapa’daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi oldu. Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle binaları birer birer boşaltılan Çapa’nın en son cerrahi birimlerin yer aldığı monobloktaki faaliyetleri durduruldu. İÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar verdiği bir röportajda, boşaltılan kliniklerin Sağlık Bakanlığı Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi’nin yeni 250 yataklı ek hizmet hastanesine taşınacağını söyledi.

Bugünün BirGün'ü

Yine İstanbul’un köklü hastanelerinden olan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 5 yıl önce Bakırköy’deki Atatürk Havalimanı yerleşkesine yapılan Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’ne taşındı. Sahra hastanesi olarak inşa edilen ve prefabrik yapılarda sağlık hizmetini sürdüren Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nin yenidoğan yoğun bakım ünitesinin tavanı geçen yıl sıcak su borusunun patlaması nedeniyle çökmüş, yeni doğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören prematüre bir bebek yaşamını yitirmişti.

PLANSIZ TAŞINMA

Bir diğer örnek ise Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. Hastanenin çocuk acil ve kadın doğum bölümlerinin bulunduğu B blok binası depreme karşı dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltıldı. Hastanedeki asistanlar ve yatarak tedavi gören hastaların büyük bir kısmı Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne taşındı. Bu durumun hem hastaların tedavilerini hem asistanların eğitimlerini aksattığı belirtildi.

Depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle Sarıyer-Çayırbaşı ve Seyrantepe’deki binalara taşınan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3 yıldır hâlâ yenilenmedi. Açılan 13 şehir hastanesi için 21 hastane kapatıldı. Şehrin simgesi haline gelen hastanelerin kapılarına bir bir kilit vurulması tepkilere neden oldu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, BirGün’e yaptığı değerlendirmede, hastanelerin ulaşılabilir olmasının önemine dikkat çekerek “Ama baktığınızda özel hastaneler kolay, merkezi ve ulaşılabilir yerlerde toplanmış durumda. Mesela eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şehir hastanelerini şehir dışına yaptı ama kendi hastanelerinin hepsi şehrin en merkezi, en kalabalık semtlerinde. Ankara’da Medipol Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi açtı. Şehrin göbeğinde.” dedi.

Prof. Dr. Alpay Azap
TTB Merkez Konseyi Başkan

Kamu hastanelerinin şehrin dışına kaymasının hastaların sağlığa erişimini ciddi şekilde güçlendiren bir durum olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumu düşünürseniz, şehrin dışındaki bir hastaneye ulaşmak hastaların bütçesini sarsacak düzeyde neredeyse. Yani hasta birinin toplu taşımayla gitmesi kolay değil. Toplu taşımayla gitmeye kalktığında birden fazla toplu taşıma değiştirmek zorunda kalıyor. O bile ciddi bir masraf. Taksiye binse ödeyeceği para, kendi aracı varsa yakacağı yakıt, vereceği otopark parası gibi faktörlerin hepsi sağlığa erişimi son derece zorlaştıran şeyler.

Zaten şehir dışına bu kadar büyük hastaneler yapılacağına, 600-900 yataklı çok daha uygun şekilde, daha ucuza semt hastaneleri yapılabilirdi. Neredeyse bu hastanelere ödenen bir aylık parayla şehir içerisinde hastane yapılabilirdi. Bursa Şehir Hastanesi’ni şehrin dışına yaptılar. Sırf o hastaneye gidecek metro için 2 milyar lira harcadılar. Hastane 3 milyar liraya mal oldu. Sırf metrosu için yaklaşık 2,5 milyar lira harcadılar. Ayrıca bu kadar büyük hastanelerin hem ekonomik açıdan verimli olması mümkün değil, hem de çok büyük giderleri var. Ama daha önemlisi, bu hastanelerin tıbbi süreçlerinin yönetilmesi de çok zor. Yani bir hastanın odasından alınıp ameliyathaneye götürülmesi bile ciddi bir zaman ve personel gerektiriyor.

Şu örnekleri yaşadık: Bilkent Şehir Hastanesi acil servisinde doktor arkadaşları kalp krizi geçirdiğinde, onu ameliyathaneye ambulansla götürdüler. Yani bu kadar devasa hastaneler hem tıbbi süreçlerin yönetimi açısından hem ekonomik açıdan son derece dezavantajlı, yanlış yatırımlar. Bu durum sağlık hizmetinin aksamasına, kontrolünün de zorlaşmasına neden oluyor.

Mesela Etlik Şehir Hastanesi’nde 3.800-4.000 hekim çalışıyor. Bir de hekim dışı sağlık personelleri var. Bu kadar çok insanın çalıştığı bir yerde tıbbi süreçlerin kontrolü ve yönetimi çok zor.”

YERİNDE YAPILMALI

Yıkılıp yeniden yapılması gereken kamu hastanelerinde de büyük bir plansızlığın olduğunu söyleyen Prof. Azap, şehir merkezlerini özel hastanelerin sardığını belirtti.

Azap, özetle şunları kaydetti: “Yıkılan hastaneler yerinde yenilenmeli. Kapatılan hastaneler ekol olan hastanelerdi. Buraların kapatılması kurumun birikimi ve hafızasını yok etti. Hastanelerin kolay ve ulaşılabilir olması önemli. Şehir dışındaki hastaneye ulaşım trafiği de aksatıyor, ulaşmak da güçleşiyor.

Bilkent Şehir Hastanesi’nin 20 bine yakın çalışanı var. Bir de oraya giden hastalar ve hasta yakınları var. Her gün 100 bin kişi oraya girip çıkıyor. Bir şehir kadar nüfus var orada. Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’ne bile günde 100 bin kişi gidip çıkmıyor.”

∗∗∗

GÜVENSİZ ORTAMLAR

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu da şunları kaydetti:

“İstanbul’da, özellikle şehrin merkezinde yer alan kamu hastaneleri—özellikle İstanbul için simgeleşmiş olan Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastaneleri için yenilenme adeta yılan hikâyesine döndü. Yerinde yeniden yapılandırılacak denen yerler bile yapılmıyor veya çok yavaş ilerliyor.

Bu büyük ve simgeleşmiş hastanelerin küçülmesi ve uzak yerlere taşınması, hem çalışanlar için hem de buralardan sağlık hizmeti alan hastalar için ciddi bir sorun. Cerrahpaşa büyük oranda pandemi döneminde Yeşilköy Havalimanı arazisine yapılan baraka tarzı yapıya taşındı. Buranın geçici olduğu söylendi ama kaç yıl geçti, hâlâ oradalar? Orası hastane olarak inşa edilmiş bir yer değil. Bu, hem vatandaşlar hem de çalışanlar için büyük bir sıkıntı.

Deprem güvenliği elbette önemli. Ancak bu hastanelerin şehir dışına, uzak yerlere taşınması ve yıllarca orada kalması, geleceğinin belirsiz olması sağlık otoritesi ve siyasi iktidarın bu konulara yeterince önem vermediğini gösteriyor. Ve bunun da bir amacı, özel hastanelerin sermayenin kârını artırmaya yönelik uygulamalara geçmesi.”

Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu
İstanbul Tabip Odası Başkanı

∗∗∗

SAĞLIĞA ERİŞMEK HER GÜN ‘ÖZEL’LEŞTİ

• Ülke genelindeki 1.555 hastanenin 572’si özel, 915’i bakanlığa ait, 68’i de üniversite hastanesi.

• Türkiye geneli hastanelerin yüzde 59’u Sağlık Bakanlığı hastaneleriyken, özel sektörün payı yüzde 37.

• İstanbul geneli hastanelerin yüzde 23’ü Sağlık Bakanlığı hastaneleriyken, özel sektörün payı yüzde 70.

• İstanbul geneli hastane yataklarının yüzde 54’ü Sağlık Bakanlığı hastaneleriyken, özel sektörün payı yüzde 34.

• Türkiye geneli toplam başvuruların yüzde 76’sı Sağlık Bakanlığı hastanelerinde gerçekleşirken, İstanbul’da bu oran yüzde 70.

• Türkiye geneli toplam yatan hastaların yüzde 54’ü Sağlık Bakanlığı hastanelerinde gerçekleşirken, İstanbul’da bu oran yüzde 45.

• Bin kişiye düşen ameliyat sayısında ülke geneli özel sektörün sayısı 20 iken, İstanbul’da bu sayı 30.

∗∗∗

KAMUYA ULAŞMAK ZOR

Ülkedeki özel hastanelerin sayısı artarken kamunun payı düşüyor. 572 özel hastanenin 164’ü İstanbul’da. Özel hastanelerin büyük çoğunluğu kent merkezlerinde yer alıyor.