Google Play Store
App Store

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, BirGün TV'de yayınlanan Zafer Arapkirli ile Medyaterapi programına katıldı. İBB iddianamesi hakkında konuşan Çelik, "Bir hukuksal metin değil, bir siyasi metin. Yargı sopasıyla siyaseti dizayn ederek sandığın sembolik olduğu bir Türkiye'yi hedefliyorlar" dedi. CHP'nin kurumsal kimliğine saldırıldığını belirten Çelik, "CHP'yi yalnızlaştırarak toplumun gerçek sorunlarının konuşulmasının önüne geçmek istiyorlar" ifadelerini kullandı. Özgür Çelik, "Bir yandan siyasal mücadele vereceğiz, bir yandan hukuksal mücadele vereceğiz, aynı zamanda Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizi topluma anlatacağız" vurgusunu yaptı.

Özgür Çelik, BirGün TV'ye konuk oldu: Yargı sopasıyla siyaseti dizayn etmek istiyorlar!

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, BirGün TV'de yayınlanan ve Zafer Arapkirli'nin sunduğu 'Medyaterapi' programına konuk oldu.

Zafer Arapkirli'nin sorularını yanıtlayan Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

İddianameyle ilgili "Bir hukuksal metin değil, bir siyasi metin" yorumunu yapan Çelik, "Onlar tuğla gibi bir iddianame dediler ama bulamaç bir iddianame... İçine her şeyi serpiştirmişler. CHP'nin siyasi faaliyetleri, parti içerisindeki demokratik yarışlar, Ekrem Bey'in Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ilçe belediyelerinin hizmetleri, açtıkları kreşler, yaptıkları yurtlar, verdikleri burslar suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılmış" ifadelerini kullandı.

"Bu iddianameyle neyi amaçlıyorlar?" diye soran Çelik, "Yargı sopasıyla siyaseti dizayn ederek sandığın sembolik olduğu bir Türkiye'yi hedefliyorlar. Sandık sembolik olacak, muhalefetsiz bir Türkiye, sembolik olarak bir sandık kurulacak ve iktidarlarını sürdürecekler" değerlendirmesini yaptı.

CHP'nin kurumsal kimliğine saldırıldığını belirten Çelik, "CHP'yi 360 derece cendere altına alıp, yalnızlaştırıp, bir gündemin içerisine hapsedip, CHP'yi yalnızlaştırarak toplumun gerçek sorunlarının konuşulmasının önüne geçmek istiyorlar" diye konuştu.

CHP'nin İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum kararını da değerlendiren Çelik, "Parti ve ülke seçimleri konusunda en üst mahkeme YSK; kararına itiraz edebileceğiniz bir üst merci yok, başka bir noktaya taşıyamıyorsunuz. YSK'nın kararlarını hiçe sayan bir 45. Asliye Hukuk Mahkemesi. Kim İstanbul İl Başkanı? Biz görevimizin başındayız" dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in açıklamaları şöyle:

"İddianameyi okumaya başladığımda ilk hissettiğim ve gördüğüm şey şuydu; tamamen hukuki değil siyasi bir metinle karşı karşıya olduğumuzu iddianamenin ilk sayfalarından görmüş olduk. Bir hukuksal metin değil, bir siyasi metin. Çünkü iddianamenin giriş kısmında, 'Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için...' diye devam ediyor. Ya da iddianamenin içeriğine baktığınızda CHP'nin kapatılmasından tutun, İstanbul İl Binası'nın satın alınması sürecine kadar birtakım noktalara atıfta bulunuluyor. 

Onlar tuğla gibi bir iddianame dediler ama bulamaç bir iddianame... İçine her şeyi serpiştirmişler. İddianamenin içerisinde Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemle ilgili birtakım ifadeler var. Hatırlarsanız orayla ilgili bir dava açılmıştı ve Ekrem Başkan geçtiğimiz haftalarda o davadan beraat etmişti. Dava ne zaman açılmıştı? 2014'te, 2015'te, 2019'da değil, Ekrem Başkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra açılmıştı ve o davadan beraat etti. Neden bulamaç bir iddianame diyorum? İçinde Ekrem Bey'in Beylikdüzü Belediye Başkanlığı var, içinde Ekrem Bey'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı var, içinde Ekrem Bey'in Cumhurbaşkanlığı adaylığı var, İstanbul Kongresi var, CHP Kurultayı var, CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel hakkında 'Özgür Özel isimli şahıs' diyerek bir ifade var. İçerisinde İstanbul İl Binası'nın satın alınması var. Yani ortaya bir iş attılar, işin içerisinden çıkamayınca son 10 yıllık zaman içerisinde CHP'nin siyasi faaliyetleri, parti içerisindeki demokratik yarışlar, Ekrem Bey'in Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ilçe belediyelerinin hizmetleri, açtıkları kreşler, yaptıkları yurtlar, verdikleri burslar suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılmış, ortaya bir bulamaç iddianame çıkarılmış. 

İDDİANAMEYLE NEYİ AMAÇLIYORLAR?

Bu iddianameyle neyi amaçlıyorlar? En temelde yargı sopasıyla siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Uzun zamandır bunu söylüyoruz. Yargı sopasıyla siyaseti dizayn ederek sandığın sembolik olduğu bir Türkiye'yi hedefliyorlar. Sandık sembolik olacak, muhalefetsiz bir Türkiye, sembolik olarak bir sandık kurulacak ve iktidarlarını sürdürecekler.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Ekrem İmamoğlu'nun önünü kesmek istiyorlar. Çünkü Erdoğan'a karşı Beylikdüzü'nde kazanmış, İstanbul'da 2019'da bir kazanmış, iki kazanmış, 2024'te kazanmış. 15,5 milyon oyla CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı olarak belirlenmiş. İmamoğlu gümbür gümbür geliyor, yerel seçimde CHP Türkiye'nin birinci partisi oldu. Cumhurbaşkanı adayını halkın önüne sandığı koyarak belirlemiş oldu. Şimdi bunun önünü nasıl keseriz! 

"CHP'NİN KİMLİĞİNE SALDIRIYORLAR"

CHP'nin kurumsal kimliğine saldırıyorlar. İşte İl Kongresi'ne, Kurultay'a, bununla beraber CHP'nin İstanbul İl Binası'na el koymaya çalışıyorlar. Yani CHP'yi 360 derece cendere altına alıp, yalnızlaştırıp, bir gündemin içerisine hapsedip, CHP'yi yalnızlaştırarak toplumun gerçek sorunlarının konuşulmasının önüne geçmek istiyorlar.

CHP sadece savunmada kalıp bu yargı düzeninin içerisindeki süreçleri mi konuşacak? Hayır! Bu ay sonunda CHP'nin kurultayını topluyoruz. Birinci günde Genel Başkanımız sayın Özgür Özel'in öncülüğünde parti programını konuşacağız. Bir yandan siyasal mücadele vereceğiz, bir yandan hukuksal mücadele vereceğiz, bir yandan bu iddianamedeki yalanları topluma anlatacağız, bir yandan da parti programımızı hazırlamış durumdayız. Türkiye'nin temel problemlerini ve o problemleri nasıl çözeceğimizi topluma anlatacağız. CHP'yi yalnızlaştırıp bir savunma hattının içerisine çekmek istiyorlar. Evet, biz savunmayı yapacağız ama aynı zamanda Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizi topluma anlatacağız.

İL BAŞKANLIĞINA KAYYUM KARARI

Bu konulardaki en üst mahkeme nerelerdir; Yüksek Seçim Kurulu... Yüksek Seçim Kurulu'na göre 3 kere seçilmiş İl Başkanıyım ben. 2023 yılında bir kere, bu yıl iki kere... Yüksek Seçim Kurulu'ndan 3 ayrı mazbata almış, en son aldığı mazbatayla CHP'nin İstanbul İl Başkanı olarak seçilmiş bir kişiyim ben. 

Devletin kurullarını ve kurallarını yok sayan bir İstanbul yargı düzeniyle karşı karşıyayız. İstanbul İl Kongresi'ne neden dava açıldı? Bugün cezaevinde olan bir iftiracının 'Özgür Çelik bana para teklif etmedi, beni aradı, benden oy istedi ama o kapattıktan sonra başkası 'ben onun adına arıyorum' dedi ve bunun üzerine bana bir teklifte bulundu' dedi. Kim bu kişi? Benim yarıştığım lisetede olmayan ama rakibim olan Cemal Canpolat'ın listesinde yönetici olan bir kişi. Onun ifadesi ile İstanbul İl Kongresi'ne dava açıldı. Veli Gümüş isimli bir delege. Bana oy vermedi. Cemal Canpolat'ın listesine oy verdi çünkü o listede yönetici adayı. Bu kişinin ifadesiyle İstanbul İl Kongresi ile ilgili tartışmalar ortaya çıktı ve mahkemeye bir başvuru yapıldı. İstanbul 21. Asliye Mahkemesi 'ben buna bakamam' dedi, Ankara'ya gönderdi. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kayyum kararını reddetti. Sonra geri döndüler, aradılar aradılar, 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'ni buldular. Tedbir kararını verdirdiler. Kayyumu atadılar. 

Kayyum atanınca delegeler Olağanüstü İstanbul İl Kongresi'ni topladılar. 45. Asliye Hukuk Mahkemesi o kongreyi durdurmaya çalıştı. Sonra aynı mahkeme, olağan kongreyi de durdurmaya çalıştı. YSK diyor ki; 'Bu kongre yapılabilir', olağanüstünü yaptık YSK mazbata verdi, olağanı yaptık YSK bize mazbata verdi. En üst mahkeme, parti ve ülke seçimleri konusunda en üst mahkeme YSK; kararına itiraz edebileceğiniz bir üst merci yok, başka bir noktaya taşıyamıyorsunuz. YSK'nın kararlarını hiçe sayan bir 45. Asliye Hukuk Mahkemesi. Kim İstanbul İl Başkanı? Biz görevimizin başındayız. 

SANDIK GÜVENLİĞİ

İstanbul'da bizden önce de, bizim dönemimizde de sandık güvenliği konusunda bir problem yaşanmadı. Ancak özellikle İç Anadolu'nun belli noktalarında, Doğu-Güneydoğu'nun belli noktalarında özellikle 1-2 sandığın olduğu sandık çevrelerinde sandık görevlimizin olmadığını alanlar oldu geçmiş yıllarda. Biz 31 Mart seçimlerinden kısa bir süre sonra İstanbul'da başlattık. Sayın Genel Başkanımızın öncülüğünde Türkiye genelinde de başlatıldı bu süreç. 'Yarın bir seçim olsa sandıkta görev alır mısınız?' diye sorduk mevcut sandık görevlilerimize. Güncelledik. Sonrasında eksik olan alanlarla ilgili tamamlanması gerektiğini örgütlere bildirildi. Eksikler tamamlanıyor. Eğitim sürecini başlatılıyoruz. Çok sıkı bir sandık güvenliği hazırlığı sürecindeyiz. Yurttaşlarımız seçim zamanı geldiğinde güven içerisinde sandığa gidip oylarını kullanacaklar.

"EKREM BAŞKAN GAYET KARARLI"

Geçtiğimiz hafta pazartesi günü görüştük. Çok uzun bir görüşme oldu. Ekrem Başkan gayet kararlı, morali gayet yüksek, iddianame yayınlandıktan sonra sayın Genel Başkan görüştü. Gayet kararlı, morali ve motivasyonu yüksek. 12 metrekarelik hücrede çalışmalarını sürdürüyor. Parti programı yazılıyor, ona yönelik önerilerini sunuyor. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimiz var; Ankara'da ve İstanbul'da...

MİTİNG PROGRAMI

Haftaya İstanbul'da yapılacak mitingin nerede olacağının kararını tam olarak vermiş değiliz. Bugün sayın Genel Başkan ile konuşacağız. Sayın Genel Başkan, bugün Kuzey Kıbrıs'ta. Dönecek ve Kilis'te bir miting gerçekleştireceğiz.

Yargılamaların tutuksuz bir şekilde yapılması gerekir. Hiç kimse asla umutsuzluğa kapılmasın. Ülke olarak zor günler yaşıyoruz, evet biliyoruz Türkiye bir kriz sarmalının içerisinde. Biz çok kararlıyız, millete güveniyoruz. Halkımızla birlikte bu ülkenin kaderini değiştireceğiz."