birgün

23° PARÇALI BULUTLU

RÖPORTAJ 25.01.2019 08:20

Öznesi Salih Tuna olan bir ahlak yazısı daha

Türkiye solcuları, Fethullah Gülen ve cemaatinin CIA güdümlü bir yapılanma olduğundan hiç kuşku duymadı: Gülen Cemaatinin CIA denetiminde bir ABD projesi olduğunu ilk kez Hikmet Çetinkaya yazdı. Cemaat okullarının, neoliberal eğitimin CIA gözetiminde Müslüman toplumlardaki pilot uygulaması olduğu tespiti de sanırım bana ait. Cemaati 40 yıldır ABD (CIA) ile anan solcular, dün olduğu gibi bugün […]

Türkiye solcuları, Fethullah Gülen ve cemaatinin CIA güdümlü bir yapılanma olduğundan hiç kuşku duymadı: Gülen Cemaatinin CIA denetiminde bir ABD projesi olduğunu ilk kez Hikmet Çetinkaya yazdı. Cemaat okullarının, neoliberal eğitimin CIA gözetiminde Müslüman toplumlardaki pilot uygulaması olduğu tespiti de sanırım bana ait.

Cemaati 40 yıldır ABD (CIA) ile anan solcular, dün olduğu gibi bugün de aynı çevrelerin hakaretine ve yaptırımına maruz kalıyor. Mesela “Hoca CIA kontrolünde” diyenlere 15 Temmuz’dan önce “cibilliyetsiz”, “şebek” demiş olan Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna, literatüründeki küfrü bitirmiş olmalı ki iki gün önce “köksüzler” demeye başladı.
Bu gün eğitim yazarınızı yarıyıl tatilinde sayar izin verirseniz (en azından kendi adıma) bu şahsa ‘terbiyesizliğin lüzumu yok, otur oturduğun yerde’ demek istiyorum. Yeni Şafak ve Sabah’taki yazılarından aktaracağım bölümleri okuyunca eminim siz de bana katılacaksınız!

“Hocaefendi’nin konuşması Başbakan’ın cevabı” (18 Haziran 2012, Yeni Şafak)

“Hocaefendi ağladığında kendimi tutamaz ağlarım. Bu sefer de öyle oldu; Hocaefendi ağladı ben de ağladım. … Lakin Hocaefendi ne zaman ağlasa ağlarım.


Sayın Başbakanımızın malum daveti üzerine ulusalcı zevat yine maval okumaya başladı: ‘Senin ‘Hocaefendin gelemez tabii; ona CIA karar verir..’

Ulan cibilliyetsizler!

Hem vatanından kopartıp Amerika’da yaşamaya duçar ediyorsunuz, hem de ‘dönmesine CIA karar verir’ diyorsunuz!

Neyse, irfanı ve izanı kıt bu şebeklere laf anlatamayız, biz iyisi mi mevzumuza dönelim.”

Salih Tuna, mevzusuna 15 Temmuz’dan sonra dönüyor. “Hocaefendi” her ağladığında ağlayan diğer zırlaklar gibi “FETÖ bir CIA organizasyonudur” diyenler kervanına katılıyor:

“FETÖ’nün infaz listesi” (30 Temmuz 2016, Yeni Şafak)

“Nispetlerine bakılırsa, FETÖ’yü hâlâ bir ‘cemaat’ falan sanıyorlar galiba. Artık şunu tartışamayız: FETÖ bir CIA organizasyonudur.

Hep söyledim, tekrar edeyim: Orgeneralinden mülâaneci şakirdine kadar hiçbir FETÖ mensubu ABD’den izinsiz değil darbe teşebbüsünde bulunmak, maklube bile yemez.”

Bu iki yazı benim kalemimden çıkmış olsaydı, kendimi iğrenç hisseder dilimi dibime sokar susardım! Fakat bu şahıs, iki yazısından birinde “FETÖ” mevzusuna girip solcuları cemaatle ilişkilendirmeye devam ediyor. Evvelsi gün Sabah’taki köşesinden trollere gönderdiği “Köksüzlere karşı bu yazıyı da namluya sürün!” başlıklı bilgi notunda(!) hiç utanmadan, hem de Nazım Hikmet’in adını kullanarak “Hülasa, 15 Temmuz destanına ‘tiyatro’ diyenlerin ve bundan dolayı bu aziz milletten hâlâ özür dilemeyenlerin Nazım Hikmet başta olmak üzere bu ülkede kendilerine bulabilecekleri hiçbir kök yoktur” dedi. Tabi özür dilemesi gereken “köksüzler” yine biz oluyoruz.

Sahip olduğumuz tıp bilgisi “(Hocaefendi’yi) vatanından kopartıp Amerika’da yaşamaya duçar” edenleri “cibilliyetsiz” ilan ettikten sonra hep söylediğim gibi “FETÖ bir CIA organizasyonudur” diyen birini kabahat işleyebilecek yeterlikte göremez. Bu nedenle kendisinden özür beklemiyoruz. Fakat ona sayfasını açan gazetelerin yönetici veya yazarlarından bu ahlaksızlığı haysiyet sorunu yapacak aklı başında birinin olup olmadığını merak ederiz!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız