birgün

20° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 01.02.2020 04:00

Paketten çıkan: Ahlak ayarı, iktidar bekası, fişleme, huzursuzluk

‘Bek’ tanımına ilk kez, 1300 sene önceki Mukaddimetü’l-Edeb adlı kaynakta rastlandı. Bekçi kelimesinin, eski Türkçe’de ‘Bek’ yani ‘pek, katı, muhkem, kavi’ anlamı içeren sözcüklerinden türetildiği yaygın görüş. Ancak kökünün ‘back’, ‘arka’ kelimesi ile benzer olması nedeni ile ‘geride’, ‘koruyucu’ anlamlarına da referans veriliyor.

PARAMİLİTERİZM

Haklarındaki yetkilerin genişletilmesini öngören kanun değişikliğine göre bekçiler artık silah taşıyabilecek. Yurttaşı ve araçlarını durdurup kimlik sorma ve üst araması yapabilecek. 18 maddeden 9’u kabul edildi. ‘Bekçilik’ müessesesi 15 Temmuz’un ardından canlandırılmıştı. Şimdi daha ileri bir adım atıldı. Rejim esas olarak, “Arkayı dörtleyelim, gedik açılmasın!” diyor. Bu paramiliter bir oluşumu kurumsallaştırma isteğidir.

Bekçi olmak için gereken 19 şarttan 2’si tanıdık. Biri; başvuranın, ‘güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması’ diğeri ise ‘toplumda kötü özellikleri ile tanınmamış olması.’ Yani, iktidarın ahlak normları ve ‘milli-yerli’ duruşunu benimseyen 19 yaş üstü her şahıs bekçi olabilecek!

KİM OLACAK BU BEKÇİLER?

Bekçiler ‘bu duruşa’ uygun sınavla alınacak! Liyakat nedir ki, önemli olan mülakat! Bekçi olmak için yazılı sınav puanının yüzde 25'i, fiziki yeterlilik sınav puanının yüzde 25’i ve sözlü sınav puanının yüzde 50’sinin toplamı dikkate alınacak:

- Genç yakınımızdır!
- Ne kadar?
- Köşe başındaki AKP ya da MHP gençlik kollarına üye olacak kadar!

TOPLUM İÇİN DEĞİL TOPLUMA KARŞI

‘Güvenlikçi’ kavramı modern literatürde şöyle tanımlanıyor: “Emniyet birimlerinin görünür olmaktan çok, görebilir olması önemlidir.” Ancak iktidar bekasının söz konusu olduğu durumlarda bu tanım, ister istemez değişiyor. Asayiş toplum için değil topluma karşı! Bunu da göze sokmak lazım!

AHLAK BEKÇİSİ

Bekçinin, “Arkayı dörtleyelim, gedik açılmasın!” misyonunun yanı sıra bir görevinin daha olması muhtemel. Bu toplumsal ayardır. Bekçi “Durdurabilecek!” Neden, nasıl, kime, neye ve hangi kritere göre? Eğitimsiz, daha gerçekçi bir ifade ile ‘milli-yerli ruha uygun eğitilmiş kişi’ ile mahalle ya da ahlak dizaynına heves edildiği kesin!

TOPLUMU KANDIRMAK

Diyecekler ki: “Can ve mal güvenliğinizi koruyacağız!” Diyeceğiz ki: “Önce gözümüzün önünde öldürülen kadınları, istismara uğrayan çocukları kollayın. Biz bu geleneği, içki içilmesin diye denize beton dökmesinden, “Flört fahişeliktir” demesinden, tecavüze uğrayana “Üzerinde ne vardı?” diye sormasından, kadın katiline verdiği kravat indiriminden tanıyoruz!

Bekçilikmiş! Boş laf. Olsa olsa ‘Besic’ özentisidir bu! Besic Direniş Gücü, İran’da 1979 yılında kuruldu. Devrim Muhafızları’nın bir alt kolu olarak görev aldı. Devlete çalışan gönüllü gençlerle oluşturuldu. İslam Cumhuriyeti yasalarına, Besic’in yargının yaptırım kolunu oluşturabileceğine dahil maddeler eklendi.

Besic güçleri, hale hazırda hem ahlak bekçisi hem de rejimin devamının teminatlarından biri olarak görev yapıyor. Camileri kendilerine karargâh olarak seçtiler. Muhaliflere, ‘ahlaksızlara’ uyguladıkları işkence ve faili meçhul cinayet iddiaları ile gündeme geldiler.

18 maddelik kanun teklifinin 9. Maddesi’ne göre çarşı ve mahalle bekçileri, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesinde belirtilen zor ve silah kullanma yetkisine sahip olacak. Söz konusu kanun, polise geniş yetkiler veriyor. Eğer bekçinin, polisten farkı kalmıyorsa “Neden onlara ihtiyaç var?” sorusunu da tam buraya iliştirelim.

Toparlayalım… Alınacak 8 bin kişi ile toplam bekçi sayısı 30 bine ulaşacak. Bu kadar güvenlik sonunda, başka güvenlik açıklarını gündeme getirecek. Roma İmparatorluğu’na ait olan ve Osmanlı’da da sık kullanılan bir sözü anımsatalım: “Sonunda bizi muhafızlardan kim muhafaza edecek?

Bunlar her yönden tehlikeli girişimler. Bekçi deyince… Siyah-beyaz sempatik, naif Yeşilçam filmi değil bu! Paketten çıkan; ‘fişleme’, ‘ahlak ayarı’, ‘iktidar bekası’ ve ‘toplumsal huzursuzluk’! Güvenlikle ilgisi yok!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız