birgün

13° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 13.12.2020 08:12

Pandemide kritik süreç: Aşı üretimi

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, mRNA aşılarının çalışma biçimini şöyle açıklıyor: “Bu teknoloji vücuda ölü veya zayıflatılmış bir virüs vermek yerine, hücrelere, bağışıklık tepkisini tetikleyen bir proteini nasıl üreteceğini öğretiyor. Bu proteinle oluşan bağışıklık tepkisiyse koruyucu antikorlar üretilmesi anlamına geliyor ve bunlar da gerçek bir virüsün vücuda girdiği durumda kişiyi hastalıktan koruyor.”

Pandemide kritik süreç: Aşı üretimi

Güldane Pekdoğan

Independent Türkçe Bilim/Sağlık Editörü Çağla Üren ile aşı konusunda dünyada yaşanan gelişmeleri, sosyal medyada öne çıkan önyargı ve hurafeleri ve gelinen son durumu konuştuk.

►​ Genel bir bilgi olarak mRNA aşı yönteminin 1990’dan beri değişik hastalıklar üzerinde denenmiş, denemeleri devam eden aşılar olması durumunu göz önünde bulundurursak bugün mRNA aşı yönteminin tartışılmasının nedeni nedir? Bu yöntem güvenilir mi?

Independent Türkçe için hazırladığım aşı dosyasında koronavirüs aşı adaylarıyla ilgili tartışmalara yakından bakmaya, insanların aklındaki soruların güvenilir cevaplarını bulmaya çalışmıştım. Öncelikle, bana kalırsa, mRNA aşılarının bu denli tartışılmasının birden fazla nedeni var. Halk nezdinde bu teknolojiye yönelik olumsuz yaklaşımların, büyük ölçüde aşı karşıtlarının yaydığı komplo teorilerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Zira bu kişilerin bir kısmı, mRNA aşılarının genetiğimizi değiştireceğine, Bill Gates’in aşılananlara çip takacağına inanıyor. Ancak tabii ki mRNA aşılarının genetiğimizi değiştirme veya bize çip takma ihtimali yok.

İkinci olarak, aşı bu denli hızlı geliştirildi, çünkü mRNA teknolojisi buna olanak tanıyor. Çünkü geleneksel aşıların geliştirilme aşaması çok daha uzun sürüyor. Virginia Üniversitesi’nden Tıp Profesörü William Petri’ye göre, Pfizer ve Moderna’nın mRNA aşılarını geliştirmesi kısa sürdü çünkü şirketlerin bu aşı için bir protein veya zayıflatılmış bir patojeni laboratuvarda üretmesine gerek kalmadı. Ve Çin, virüsün genetik dizilimini ortaya çıkardığında (henüz ocak ayıydı) bilim insanları hızla aşı çalışmasına başladı. Zaten koronavirüsü de hem SARS’tan hem MERS’ten hem de bu ailenin neden olduğu hastalıklardan dolayı tanıyorlardı. Petri, bu aşı sürecini şöyle açıklıyor:

“Bu teknoloji vücuda ölü veya zayıflatılmış bir virüs vermek yerine hücrelere bağışıklık tepkisini tetikleyen bir proteini nasıl üreteceğini öğretiyor. Bu proteinle oluşan bağışıklık tepkisiyse koruyucu antikorlar üretilmesi anlamına geliyor ve bunlar da gerçek bir virüsün vücuda girdiği durumda kişiyi hastalıktan koruyor.”

Gelelim bilim camiasındaki mRNA tartışmalarına… Bunun en önemli iki nedeni, teknolojinin henüz çok yeni olması ve mRNA aşılarının dağıtımının zor olması. Sizin de dediğiniz gibi mRNA hiç bilinmeyen bir teknoloji değil. Araştırmacılar onlarca yıldır bu teknolojiyle haşır neşir. Çünkü hızlı bir teknoloji olduğu için ona yönelik ilgi de epey fazla. mRNA aşıları daha önce grip, zika, kuduz ve kanser araştırmalarında da kullanıldı. Ancak bunlar yeni bir teknoloji olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Daha önce ilgili sağlık kurumları tarafından tescillenmiş ve piyasaya sürülmüş hiç mRNA aşısı yok. Yani koronavirüs aşısı ilk olacak. Bu nedenle bazı doktorlar ve sağlık yetkilileri bu aşıların uzun vadeli etkilerinin bilinmediğini savunuyor. Bunlardan biri de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca. Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a konuşan Koca, Çin’de üretilen inaktif koronavirüs aşısının mRNA aşılarından daha güvenilir olduğu kanaatinde:

“İnaktif yöntemle üretilen aşılar daha güvenilirdir. Tarihte bilinen en iyi yöntem budur. Bunun uzun vadeli sonuçlarını biliyoruz. Virüsün genetik yoluyla geliştirilen mRNA aşıları, kısa vadede iyi sonuç verdi. Ama orta ve uzun vadede nasıl bir etkisi olacağını bilmiyoruz.”

Bunun yanında mRNA aşılarının koruyuculuk oranı daha yüksek. Hem BioNTech/ Pfizer hem de Moderna aşısının etki oranı yüzde 90’dan fazla. Geleneksel yöntemlerle geliştirilen aşıların etki oranları bu kadar yüksek olmuyor genelde. Örneğin pandeminin başından beri reklamı epey yapılan Oxford/Astrazeneca aşısının etki oranı da yüzde 70 civarında tahmin ediliyor. BioNTech’in kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in Türkiye’deki prestijiyle beraber Çin’e pandemi nedeniyle duyulan öfke de buna eklenince mRNA aşılarına yönelik olumlu bir önyargı da oluştu. Bu nedenle birçok kişi de Çin aşısını değil, Pfizer aşısını almamız gerektiğini savunuyor, özellikle sosyal medyada.

Tabii uzmanlara göre mRNA aşılarını satın alıp dağıtmak o kadar da kolay değil. Zira Pfizer aşısının -70, Moderna aşısının da -20 derecede saklanması gerekiyor, çünkü bu aşılar çok hassas aşılar. Enzimler nedeniyle kolay parçalanabiliyorlar. Bu aşıların saklanması için güçlü bir soğuk zincir altyapısının kurulması gerekiyor. Fakat Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ABD’de bile -70 dereceli dolaplardan yeteri kadar bulunmadığını, altyapının hazırlanmasının da 6 ay sürebileceğini söylüyor. DHA’ya konuşan Ceyhan, şu ifadeleri kullanmıştı:

"2 gün önce Amerika'nın en büyük hastanelerinden biri, ekonomik açıdan iyi bir hastanedir, 'Benim böyle bir imkanım yok' diye açıkladı. ABD'de de tartışılıyor ve ciddi bir sorun.”

►​ mRNA aşısını tercih eden ülkelerin yaklaşımları ve öncelikleri nelerdir? Hangi ülke hangi aşıdan aldı?

Her ülkenin aşı satın alırkenki yaklaşımı ve önceliği farklıdır tabii. Ancak dünyada genel olarak mRNA teknolojisine yönelim var, diye düşünülüyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, dünyanın mRNA’ya yönelimini şöyle değerlendiriyor:

“mRNA aşıları ‘yeni nesil aşılar’ dediğimiz aşı teknolojisini kullanıyor. Peki dünya neden buna yöneldi? Çünkü klasik aşı teknolojisi olan inaktif aşı üretme yöntemi pahalı, çok zahmetli ve zaman alan bir süreç. Önce çok fazla miktarda virüsü üretiyorsunuz. Sonra bunları inaktif hale getiriyorsunuz. Bu süreçler çok ciddi zaman alıyor. Ve de bunun için özel altyapılara sahip olmanız gerekiyor. Mesela üçüncü derece güvenlikli laboratuvara sahip olması gerekiyor.”

Hangi ülkenin hangi aşıdan ne kadar sipariş ettiği sorusuna gelince... Bu bilgiler de sürekli güncelleniyor ve anlık takip etmek gerekebiliyor. Ancak CNBC’nin aktardığı mevcut bilgilere göre milyonlarca dozu zengin ülkelerin hükümetlerine satan ilaç firmaları arasında Pfizer önde geliyor. Pfizer aşısının yaklaşık yüzde 80’i, aşının etkinlik oranı açıklanır açıklanmaz gelişmiş ülkelere satılmıştı. Avrupa Birliği 300 milyon doz, Japonya 120 milyon doz, ABD 100 milyon, Birleşik Krallık da 40 milyon doz satın aldı.

Moderna ise ABD’ye 100 milyon doz, Birleşik Krallık’a 5 milyon doz, İsviçre’ye de 4,5 milyon doz sattı. Oxford/Astrazeneca aşısına gelince… ABD ve Hindistan, 500’er milyon doz aşıyı, AB de 400 milyon doz aşıyı garantiye aldı. İngiltere, Japonya, Endonezya ve Brezilya da en az 100’er milyon doz sipariş verdi.

Sputnik V’i satın alan ülkeler arasında da Hindistan (100 milyon doz), Brezilya (50 milyon doz), Özbekistan (35 milyon doz), Meksika (32 milyon doz) ve Nepal ve Mısır (25’er milyon doz) var.

Duke Üniversitesi’nin “Launch and Scale Speedometer” uygulamasından elde edilen veriler de Çin aşısından satın alan tek ülkenin Türkiye olmadığını gösteriyor. Buna göre Şili bu aşıdan 60 milyon doz (ki bu, ülkenin sipariş verdiği en büyük miktar), Endonezya ve Brezilya da 50’şer milyon doz aldı.

pandemide-kritik-surec-asi-uretimi-816062-1.
mRNA aşıları ‘yeni nesil aşılar’ dediğimiz aşı teknolojisini kullanıyor. Peki dünya neden buna yöneldi? Çünkü klasik aşı teknolojisi olan inaktif aşı üretme yöntemi pahalı, çok zahmetli ve zaman alan bir süreç. Önce çok fazla miktarda virüsü üretiyorsunuz. Sonra bunları inaktif hale getiriyorsunuz. Bu süreçler çok ciddi zaman alıyor. Ve de bunun için özel altyapılara sahip olmanız gerekiyor. Mesela üçüncü derece güvenlikli laboratuvara sahip olması gerekiyor.

►​ Brezilya’nın Sinovac’tan vazgeçtiği iddiası doğru mu?

Geçen gün Brezilya’nın, Sinovac denemelerine katılan bir gönüllünün intihar etmesi üzerine siparişten vazgeçtiği iddia edildi. Fakat bu iddiaları dillendiren haberlerde kaynak gösterilen Reuters haberi 9 Kasım tarihliydi. BBC'ye göre o dönemde, yani kasım başında denemelere katılan bir gönüllünün ölümü nedeniyle çalışmalar gerçekten de durdurulmuş. Ancak sonra ölümün aşıyla bağlantısı bulunamamış ve çalışmalar kaldığı yerden devam etmekte. Hatta Sinovac'ın Brezilya'daki ortağı Butantan Enstitüsü, denemelerinin sonuçlarının 15 Aralık'tan önce yayınlamasını beklediğini söylüyor.

►​ En eski bilinen aşı geliştirme yöntemlerinden biri inaktif aşı geliştirme yöntemi denilmektedir. Uzunca yıllar tercih edilmesine rağmen bugünün en tartışmalı başlıklarından birisi olan Çin aşısı da inaktif aşı. Peki bu Çin aşısı olarak bilinen inaktif aşı ne demek, mRNA’dan daha mı güvenli?

Gerçekten de Çin aşısında kullanılan inaktif yöntem epey bilindik bir teknoloji. Örneğin sık sık yaptırdığımız grip ve kuduz aşıları bu teknolojiyle üretiliyor. Bu aşılar, insan vücuduna ölü veya etkisizleştirilmiş mikroplar enjekte ediyor. Ve böylece vücudun patojeni tanıması, bağışıklık tepkisi üretmesi amaçlanıyor. İlk soruda da bahsettik, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yla birlikte birçok uzman bu aşının daha güvenli olduğu görüşünde.

Sözcü’ye röportaj veren Prof. Dr. Balık ise iki aşıyla ilgili olarak da uzun vadede bir risk görünmediğini söylüyor:

“İnaktif aşılarla ilgili eldeki bilgilere göre uzun vadede bir risk görünmüyor. mRNA aşısı ile alakalı olarak da değerli bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin de aktardığı gibi, 20 yıllık bir süreçte aşının etkisi ile alakalı kesin konuşmak mümkün değil. Ancak bir enfeksiyon uzmanı olarak, yıllardır bakteriler ve virüslerle çalışmış bir bilim insanı olarak, bilimin bugün gösterdiklerinin ışığında mRNA aşısı için de teoride bir risk görmüyorum. Ama elbette bilimin henüz keşfetmediği bir durum varsa onu şu an bilmemiz mümkün değil…”

►​ Türkiye’nin satın aldığı Coronavac’ın klinik testleri ve koruyuculuğu hakkında ne biliyoruz?

Hakemli tıp dergisi The Lancet’e göre Çin aşısının yalnızca Faz 1 ve Faz 2 sonuçlarından söz edebiliyoruz. Bir aşının ilgili sağlık kurumlarından onay alabilmesi için üç aşamayı geçmesi gerekiyor. İlk fazda aşı güvenlik açısından değerlendiriliyor ve az sayıda kişi üzerinde deneniyor. İkinci fazda yüzlerce, üçüncü fazda ise binlerce kişi üzerinde test ediliyor. Sipariş edilen aşılar şu anda hala Faz 3 denen bu aşamada.

Lancet’teki makalenin yazarlarından Zhu Fengcai, Faz 1 denemesindeki 144 katılımcı ve Faz 2’deki 600 katılımcıdan elde edilen bulguların, aşının "acil kullanım için uygun olduğunu” gösterdiğini söylüyor. Acil kullanım izni, aşıların son aşama sonuçları netleşmeden kullanılmaya başlamasına izin veriyor.

Ancak BBC’ye konuşan Nanyang Teknoloji Üniversitesi'nden Doçent Doktor Luo, "mevcut sınırlı bilgi göz önüne alındığında" aşının etkinliğine dair yorum yapmanın henüz zor olduğunu ifade ediyor. Luo şöyle diyor:

“Ön verilere göre... CoronaVac muhtemelen etkili bir aşı, ancak üçüncü aşama denemelerinin sonuçlarını beklememiz gerekiyor.

Bu denemeler randomize kontrollü çalışmalardır ve binlerce katılımcıyla yapılır. Bu, bir aşının nüfus düzeyinde kullanılmasının güvenli ve etkili olduğunu kanıtlamanın tek yoludur.”

Aşının Faz 3 sonuçları gelmeden kullanılabileceği ihtimali Türkiye kamuoyunu korkutuyor. Ancak sağlık bakanına göre Sinovac aşısı, son aşama sonuçları gelmeden kullanılmayacak. Sağlık bakanı bu konuda çok ciddi ve biraz da sitemkar görünüyor. Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan Koca’nın şu sözleri geçen gün ülke gündemine oturdu:

“Türkiye bu kadar zavallı mı? Sonuçlarını bilmediğimiz aşıyı 83 milyona yapacağımızı mı düşünüyorsunuz? Türkiye bu kadar mı sorumsuz davranacak? Yurt dışında akredite olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz (TİTCK) ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü laboratuvarı var. Hangi aşı olursa olsun, akredite olan, uluslararası boyutta tanınan laboratuvarlarımızda incelemelerimizi yapmadıkça (aşılara) ne ruhsat veririz, ne vatandaşımıza kullandırırız. Kim olursa olsun, BioNTech dâhil.”

►​ Kaç çeşit koronavirüs aşısı var?

Aşı geliştirmenin birçok yöntemi var. Koronavirüs aşılarında da sadece İnaktif ve mRNA teknolojisi kullanılmıyor. Bunlar haricindeki yöntemlerden biri, viral vektör aşılar. Etkisiz hale getirilen bir adenovirüse, koronavirüsün insan hücrelerini enfekte etmek için kullandığı sivri uçlu proteinlerini ekliyorlar. Oluşturulan yapı insana enjekte ediliyor. Bu yöntemi Oxford/Astrazeneca ve Sputnik V aşısında uyguluyorlar.

Bir diğer yöntem, rekombinant DNA teknolojisi. Bu teknolojiyi koronavirüs aşısında kullanılan Novavax, koronavirüsün sivriuçlu proteinini, böcekleri enfekte eden bakulovirüsleri kullanarak güve hücrelerinden elde ediyor. Sonra bu proteinleri topluyor ve yardımcı bileşenlerle insan vücuduna veriyor. Florence Nightingale Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi’nden Op. D.r. Bülent Polat, Novavax’ın aşısının en emniyetli ve en etkili aşılardan biri olduğunu düşünüyor. Independent Türkçe’ye konuşan Polat, şöyle söylüyor:

"Noavavax aşısında anahtar protein direkt olarak verildiği için antikor da Çin aşısına göre çok daha kuvvetli olacaktır. Diğer aşılardan daha etkili, daha koruyucu ve uzun vadeli yan etkileri en az olacak aşı gibi görünüyor.”

Bir diğer koronavirüs aşısında kullanılan yöntem ise “Sentetik Peptit aşısı” diye biliniyor. Bu aşıyı Rusya’nın ikinci aşısı diye duyulan Epivakkorona’da uyguluyorlar. Peptit aşıları genelde sentetik malzemelerle üretiliyor ve vücutta doğal yolla oluşan proteinleri taklit ediyor. Bu aşıda da vücudun söz konusu proteinleri tanıyıp bağışıklık tepkisi üretmesi amaçlanıyor.

Tüm bu araştırmalarınız sonucunda siz hangi aşı olduğu fark etmeksizin aşı olacak mısınız?

Tabii ki. Yalnızca aşı olmakla kalmayacağım, gönüllü de olacağım. Herkes Çin aşısının sonuçları gelsin istiyor. Birçok kişi Faz 3 sonuçları gelmeden aşı olmaya yanaşmıyor. Ama bu sonuçların gelmesi için de binlerce kişi üzerinde denenmesi gerek. Kimse gönüllü olmazsa bu nasıl mümkün olabilir? Gönüllülük kısmet olmazsa (zira koronavirüs karantinasından sadece birkaç gün önce çıktım) aşı geldiğinde aşı da olacağım. Çünkü aşı olmadığım sürece bu hastalığı bir şekilde kapacağımı düşünüyorum. Koronavirüs yüzünden hayatını kaybeden, hastalık süresince acı çeken çok sayıda genç var. Onlardan biri olmayacağımı kimse garanti edemez. Ama aşılar en azından hastalığı şiddetli geçirmemizi önleyecek, vücudumuza virüsle savaşması için fırsat sunacak.

solsiyaset.org’dan alınmıştır.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol