birgün

0° HAFİF KAR YAĞIŞLI

SPOR 04.12.2020 04:00

Panteonlardaki tanrılar

Politeistik futbol sistemlerinde, tanrılar bireysel yetenek, ihtiyaç, hikâye, arzu ve özelliklere sahip karmaşık kişilikler olarak ortaya çıkar. Çoğu zaman bu tanrılar sınırsız güç ve bilgiye sahip değildir, bunun yerine, insan benzeri kişisel özelliklere sahip, ek olarak bazı bireysel (doğaüstü) güç, yetenek ve bilgiye sahip olarak tasvir edilirler.

Kuralların oluşması ve panteonların ulusal kimlik kazanması ile, futbola yön veren tanrıların çokluğu, tanrılar arasındaki mücadeleyi kızıştırdığı gibi, tarihsel süreç içinden gelen toplumsal travmaların bir hesaplaşma alnına dönüşmesine neden oldu.

Futbolun ilahi bir boyut kazanmasındaki gerekçelerden en önemlisi: futbolun sadece futboldan ibaret olmamasıdır. Düşünün, ülkeniz tüm insanlarına yetecek kadar zenginliklere sahip ve fakat, bunlara dışardan gelen sizden kuvvetli ülkeler el koyarak, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak üzere bir dizayna girişiyor ve sizi sömürge haline getirerek değil zenginliklerden yararlanmayı, üstüne üslük bu zenginlikleri taşımasına ve kendine ham madde yapmasına da zor şartlarda ve düşük ücret ya da ücretsiz çalışarak katkı yaptırıyor.

Bunun altında yatan kurtuluşun gerekçesi, mücadele sonucunda özgürlük ve bağımsızlığı kazanmaktır. Bu kaçınılmaz sonuçtur.

İşte bu tarihsel travmaların etkisiyle, şartların eşit olduğu koşullarda mücadele edecek bir ortama sahip olunduğu zaman, yaşanan tüm süreçlerin etkisini kabul ederek, kurallar içinde ortaya bir irade koyularak zafere ulaşmanın tüm yollarını denenir.

Bu iradeyi en üst seviyeye çıkartmayı başarıp, hep orada tutan doğa üstü yeteneğe sahip oyuncuların ortaya koydukları irade, sadece kendilerini bağlayan kurgudan ibaret olmaz. Bir toplumu, bir ülkeyi bazen bir kıtayı temsil edecek güce karşılık gelir.

Rekabetin sportif amaç içinde ortak kurallar ve eşit koşullarda oluşması, sahanın dışındaki tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırarak, kazanma ve başarılı olma histerisi ile kurallı mücadeleye girmektedir.

Bu sürecin anlamlı rekabetin içeriğini değil ama, uygulanmasındaki farklılıkları değiştirecek ve bunu kişisel yetenekleri ile donatacak ilahların sahada olması bu oyunu farklı kılan en önemli ayrıntıdır.

Ve bu farklılıklar, sonraki süreç içerisinde, kültürün kullanıldığı sistem olarak oyunun tüm karakterini farklı kılarak sahadaki takımların tanımlara sahip olmasını sağladı.

Sistemlerin içindeki ayrıntılar skordaki değişimlerin nedeni olmasıyla beraber, ortaya çıkan yetenekler de bu sitemi ve tüm takımdaşlarını harekete geçirerek, ki zaman zaman onları oyunu ile ve ortaya koyduğu iradeyle tahrik ederek büyük kupaların kazanılmasına neden oldular. Bu nedenleri basit bir şekilde geçiştirmek doğru olmaz ve onlara hak ettikleri değeri vermek gerekir.

İşte yeni yeni panteonlarda ortaya çıkan oyun tanrılarının hikayesi böyle bir süreç içerisinde gelişmektedir.

Tanrıların, panteonlarda katıldıkları ayinlerde ortay koydukları farklılıklar, temsil ettiği kesimin yüceliğine denk gelmesini, onların politeizm içinde yer almalarına neden olur.

Futbolun endüstrileşmesi öncesi kazandığı kimliğin değerli olmasının altında yatan gerçek, toplumsal beklentinin içeriğiydi.

Bu başlangıç ateşiydi…

“Uruguaylı Yazar Eduardo Galeano’nun deyimiyle “Aynen tango gibi futbol da gecekondularda çiçeklendi”. İngiltere’nin aksine geniş alanlarda değil Buenos Aires ve Montevideo’nun yoksul mahallelerinin dar sokaklarında gelişen futbol, yeni bir stil yarattı. Artık sahalarda rakiplerini dans eder gibi ekarte eden sanatçılara rastlanır olmuştu. Bu yeni stil, zamanla taktiksel yenilikleri de doğuracaktı. Uruguay’da Arjantin’de İngiliz durağanlığıyla yetinemez olmuştu. Uruguay’da düzenlenen 1930 Dünya Kupası bu yenilikleri sergilemek için en uygun yerdi.” (Mithat Fabian Sözmen-Evrensel)

İşte futbolun gerçek oyun anlayışı ve görsel karakteri burada başladı.

Ve panteonlarda futbol tanrıları sahne aldı…

Futbolun kurallarını İngiltere bulup bunu kültür emperyalizmi olarak kullandı kullanmasına ama, futbolu sanat haline getirip, panteonlar inşa ederek ilahi boyuta taşıyan ve bu panteonlarında tanrılarını yaratan Latinler oldu. Sömürülmeye karşı verilecek en büyük tepki; kendi kültürel kodları eşliğinde onları onların silahı ile dize getirmekti. Bu bir toplumsal tepkiydi. Ve ilahi bir karşılığı vardı.

Pele, Maradona, Zico, Sokrates, Ronaldo, Messi, Cristian Ronaldo hepsi toplumsal tepkinin ilahi varlıklarıdır.

Maradona’ya uzanan el de bu sömürüye karşı tepkinin ilahi boyutuydu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız