Google Play Store
App Store

Anne karnında şekillenen ve tek yumurta ikizlerinde bile farklılık gösteren parmak izleri, binlerce yıldır insanlığın en güvenilir 'biyolojik imzası' olmayı sürdürüyor. Babil’in kil tabletlerinden modern akıllı telefonlara ve kriminal incelemelere uzanan bu eşsiz desenler, teknolojinin gelişmesiyle hayatımızın merkezine yerleşti.

Kaynak: Haber Merkezi
Parmak izi: Antik mühürden dijital kilide eşsiz kimliğin hikâyesi
Parmak izi desenleri

Her insanın parmak izi, kendine özgü bir kimlik kartı niteliği taşıyor. Bilimsel araştırmalara göre, parmak izlerimiz daha biz doğmadan, anne karnındaki gelişim sürecinin 10 ila 16. haftaları arasında oluşmaya başlıyor. "Dermal papilla" adı verilen minik kabartıların şekillenmesiyle ortaya çıkan bu izler, genetik faktörlerin yanı sıra amniyotik sıvı basıncı ve ceninin duruşu gibi çevresel etkenlerle de farklılaşıyor. Bu mikro değişimler sayesinde, aynı DNA’yı taşıyan tek yumurta ikizlerinin bile parmak izleri birbirini tutmuyor. Oluşan bu desenler, derin yaralanmalar haricinde ömür boyu değişmeden kalıyor.

KİL TABLETLERDEN SUÇ MAHALLİNE

İspanya’daki San Lázaro kaya sığınağında bulunan ve kırmızı aşı boyasıyla yapılmış 43 bin yıllık parmak izi, tarihte bulunan en eski parmak izi olarak kabul ediliyor ve Neandertallerin sembolik düşünme ve sanatsal ifade yeteneğine dair güçlü bir kanıt sunuyor.

Parmak izinin kullanımı sanılandan çok daha eskiye dayanıyor. Arkeolojik bulgular, Antik Mezopotamya’da Sümerler ve Babillilerin resmi anlaşmaları onaylamak için kil tabletlere parmak bastığını gösteriyor. Benzer şekilde Çin’de de M.Ö. 3. yüzyıldan itibaren resmi belgelerde ve hatta suç soruşturmalarında parmak izinin bir tür mühür ve kanıt olarak kullanıldığı biliniyor.Modern dünyada ise parmak izinin sistematikleşmesi 19. yüzyılda başladı. İngiliz antropolog Sir Francis Galton’ın parmak izlerinin eşsizliğini bilimsel olarak kanıtlaması ve sınıflandırma yöntemlerinin gelişmesiyle, bu "biyolojik imza" adli makamların dikkatini çekti. Osmanlı İmparatorluğu’nda da bu teknoloji yakından takip edilerek 1910 yılında İstanbul’da ilk parmak izi şubesi kuruldu.

ADLİ TIPTA DEVRİM YARATAN İKİZ GÖLGE: WİLL WEST VAKASI

Will ve William West

Parmak izinin adli bilimlerdeki tartışılmaz yerini sağlamlaştıran olay ise 1903 yılında ABD’de yaşandı. Will West isimli bir mahkûm Kansas’taki bir hapishaneye getirildiğinde, kayıtlar şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı: Hapishanede halihazırda William West adında, fiziksel ölçüleri ve yüz hatları yeni gelen mahkûmla neredeyse birebir aynı olan başka bir kişi daha vardı. O dönemde kullanılan vücut ölçüm sisteminin (Bertillon sistemi) çaresiz kaldığı bu olayda, iki mahkûmu birbirinden ayıran tek şey parmak izleri oldu. Bu vaka, parmak izinin en güvenilir kimlik tespit aracı olarak kabul edilmesinde bir dönüm noktası oldu.

Will (solda) ve William (sağda) West’e ait iki farklı parmak izi.

CEBİMİZDEKİ GÜVENLİK DUVARI

Günümüzde ise parmak izi, sadece suçluların tespiti için değil, günlük hayatın güvenliği için de vazgeçilmez bir araç. Akıllı telefon kilitlerinden bankacılık işlemlerine, sınır kapılarındaki pasaport kontrollerinden ofis girişlerine kadar pek çok alanda biyometrik anahtar görevi görüyor.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte parmak izinin kopyalanıp kopyalanamayacağı tartışmaları sürse de uzmanlar, bu yöntemin hala şifrelerden çok daha güvenli olduğunu belirtiyor. Binlerce yıl önce kile basılan parmak izimiz, bugün dijital dünyadaki varlığımızın en somut kanıtı olmaya devam ediyor.

Parmak izi değişebilir mi? 

Parmak izleri doğal yollarla değişmez; bireyin yaşamı boyunca sabit kalır. Ancak çok özel koşullarda sınırlı biçimde bozulabilir. Bu izler, anne karnındaki gelişimin 10. ila 16. haftaları arasında oluşur. Derinin üst tabakası olan epidermis ile altındaki dermis arasında yer alan “dermal papilla” adlı yapılar sayesinde şekillenir. Bu nedenle yüzeysel yaralanmalar iyileştikten sonra parmak izi kendini onararak geri döner.

Buna karşın bazı istisnai durumlarda izler kalıcı şekilde değişebilir veya silinebilir. Derin yanıklar ve cilt yaralanmaları, sadece üst değil alt tabakaya da zarar verirse parmak izleri kalıcı biçimde bozulabilir. Bazı genetik veya kronik cilt hastalıkları -örneğin sedef hastalığı, egzama ya da nadir görülen dermatopatya pigmentosa reticularis- bu izlerin silinmesine yol açabilir. Bunun dışında, geçmişte bazı suçluların asit, bıçak ya da kimyasal maddelerle parmak izlerini yok etmeye çalıştığı vakalar da olmuştur. Ancak çoğu durumda bu müdahaleler başarısız olmuş, zamanla izler yeniden oluşmuştur.

Yaşlanma ve uzun süreli ağır fiziksel işlerde çalışmak da izlerin silikleşmesine neden olabilir. Özellikle tuğla işçiliği veya madencilik gibi alanlarda çalışanlarda zamanla desenler belirginliğini yitirebilir. Buna rağmen, FBI gibi adli kurumlar parmak izi alınamayan durumlarda ellerin farklı bölgelerinden -başka parmaklar, avuç içi ya da parmak eklemleri gibi- biyometrik izleri toplamaya devam eder. Deri yüzeyinde bu eşsiz desenleri taşıyan birçok farklı alan bulunduğundan, parmak izleri hâlâ en güvenilir kimlik tespit yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.