birgün

26° AZ BULUTLU

DÜNYA 10.08.2020 09:33

Patlamaya hazır bomba: Neden Beyrut limanı?

Beyrut limanında yaşanan patlama şehrin büyük bölümüne ve çok sayıda insana zarar verdi. Patlamanın sebebi istisnai bir olay değil, ülkede yürüyen düzendi.

Patlamaya hazır bomba: Neden Beyrut limanı?

Faysal Itani

Beyrut limanında öğrencilik zamanımda bir yaz çalışmıştım. 90’ların sonuydu, ergenlik çağındaydım. Limanın kayıtlarını dijital ortama taşıma üzerine bir işti. Yazın sıcak aylarında oturur, sevkiyat verilerini yeni yazılıma girerdim. Ortadoğu bürokrasisinin derinliklerinde, sıradan bir işti. Kendini tekrar eden bir iş olmasına rağmen ve onca sıcağa rağmen, iyimserlik içindeydim.

Beyrut limanı, 15 yıllık iç savaşın ardından ekonominin yeniden canlanması için önemli bir can damarıydı. Verilerin dijitalleştirilmesi de ‘gelecek’ vizyonunun bir parçasıydı. Kendini yeni yeni toparlayan kamu sektörüne şeffaflık ve düzen getirilmesi amaçlanıyordu. Sözünü ettiğimiz liman, iç savaş esnasında batık gemiler ve patlamamış mühimmat yüzünden büyük ölçüde kullanılmaz haldeydi. Yalnızca milislerin kullandığı küçük bir kısım kullanılabilecek durumdaydı.

Küllerinden doğan Lübnan artık yok, değerlerden yoksun siyasi sınıf tarafından yavaşça boğuldu. Geçen hafta yaşanan patlama ise, ölüm fermanı oldu. Patlamada 100’ü aşkın kişi hayatını kaybetti ve 5 binden fazla kişi yaralandı. Lübnan’ı bekleyen felaketin zeminini, on yıllar boyu devam eden siyasi istikrarsızlık hazırladı.

DEVLETİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ

Elimizdeki bilgiler olayın Hizbullah, İsrail, cihatçılar ya da Suriye hükümeti gibi ‘olağan şüpheliler’ ile alakalı olmadığını gösteriyor. Gerçekler daha sıradan ve daha rahatsız edici. Lübnan’ın devlet kurumlarının her kademesine sirayet eden çürümüşlük Beyrut limanını, şehrin büyük bölümünü ve birçok hayatı mahvetti.

Lübnanlı yetkililer, limanda ne yaşandığı konusunda görüş birliğine vardılar gibi görünüyor. Lübnan medyasının aktardığını göre, limanda 2014 yılında el konulan bir gemiden indirilen 2 bin 750 ton kadar amonyum nitrat, limanda depolanıyordu. Yan depoda bulunan havai fişeklerde başlayan yangın, amonyum nitratın patlamasına sebep olmuştu.

Limanlar siyasi gruplar, milis güçler ya da suç örgütleri için önemli alanlardır. Liman faaliyetleri de farklı seviyelerde, farklı yetkinliklere (ve farklı siyasi dostluklara) sahip birçok güvenlik birimi tarafından kontrol ediliyor. Kamu bürokrasisine katılım da tabii siyasi ve mezhepçi kotalar vasıtasıyla düzenleniyor. Lübnan bürokrasisine ise en temelde ihmal, yolsuzluk ve hesapsızlık yön veriyor. Bunların tamamı liyakatsizlikle ve kamu yararı düşmanlığıyla nam salmış Lübnan siyasi sınıfı tarafından yönetiliyor.

Bu saatli bombayı limanda altı yıl boyunca kim bıraktı, yanındaki depoya havai fişek depolanmasına kim göz yumdu henüz bilmiyoruz. Fakat patlama istisnai bir olay olsa da, ardında yatan dinamikler Lübnan’ın alıştığımız işleyişine uyuyor.

patlamaya-hazir-bomba-neden-beyrut-limani-766789-1.


DURUM FELAKET

Patlamanın etkileri can ve mal kaybından fazlası olacak. Ülkede tüketilen tahılın yüzde 85’inin saklandığı depo, patlamada yok oldu. Dahası, liman artık ithalat için kullanılamayacak. Lübnan tükettiği ürünlerin yüzde 80’ini ithal ediyor. Tahılın yüzde 90’u yurt dışından geliyor. Ya da, geliyordu.
Zamanlama daha kötü olamazdı. Ekonomik kriz, bilhassa son birkaç ayda Lübnan’ı perişan etti. Yüz binlerce insan yakıt, gıda ve ilaç alacak paraya sahip değil. Lübnanlılar birikimlerinin eridiğine, alım güçlerinin yok olduğuna şahit oldular. En iyimser arkadaşlarım ve akrabalarımın kullandığı sözcükler bile “ümitsiz” ve “felaket” oluverdi.

Koronavirüs salgını da sağlık sektörünü büyük baskı altına aldı. Yaşanan patlamanın ardından sağlık ekiplerinin insanları sokaklarda ve otoparklarda tedavi ettiğini duyduk. Bu olay, Lübnan’ı savaş günlerinde dahi görmediği türden bir gıda ve sağlık kriziyle karşı karşıya bırakabilir.

HALK ÖFKELİ

Lübnan’ın siyasi sınıfı önümüzdeki haftalarda çok dikkatli olmak zorunda. Şok, öfkeye dönüşecek. Fakat korkarım, eski alışkanlıklar zor bırakılıyor. Siyasiler, başkalarını suçlamayı iyi biliyor. Suçu üstlenen, istifa eden yüksek mevkili siyasetçiler görmeyeceğiz.

Devrim mi olacak? Öfke ve ayaklanma mı göreceğiz? Devrimci arzular kabileci, mezhepçi ve ideolojik güçlerle mücadele etmek zorundalar. Haliyle, ‘gerçekler’ de bu güçlerle mücadele etmek zorundalar. Felakete dair resmi açıklamalar tek bir senaryoda birleşse de, bu açıklamalara inanmayanlar olacaktır. İşin çelişkili yanı şu ki, siyasetçilere güvenmiyor olmamız, onlara karşı tek vücut olmamızı da zorlaştırıyor.

Ülkede reform ve hesap verebilirlik ihtiyacı, orta mevki bürokratları suçlamaktan fazlasını yapma gereksinimi hiç bu kadar acil olmamıştı. Fakat bu tip bütünleşik ve istikrarlı bir hareketi Lübnan’da daha önce hiç görmedik. Açlık ve çöküş, bunu değiştirebilir.

ULUSLARARASI YARDIM

Lübnan (ve Lübnanlılar) gıda kıtlığını ve sağlık sisteminin çöküşünü atlamak için acil uluslararası yardıma ihtiyaç duyacaklar. Orta Doğu devletleri ve dünya devletleri yardıma koşacak gibi görünüyor. Fakat bunlar ülkenin çöküşünü durdurmaya yetmez. Acil yardım halkın utancını ve çaresizliğini körüklediğiyle kalacak. Yaşanan patlama gösterdi ki, Lübnan artık insanların onur ve ümit dolu hayatlar sürebilecekleri bir yer değil.

Beyrut’un toz duman içinde kalmış videolarını izlerken, dostlarıma ve aileme ulaşmaya çalışırken limanda çalıştığım yaz aylarını düşündüm. Dijitalleşme projesi tamamlandı fakat sistemin getirdiği şeffaflığı sevmeyenler, sistemin arkasından dolaşmanın yollarını buldu.

Artık bir önemi yok, liman yok oldu. Lübnanlar ise ilerleme için değil, hayatta kalmak için mücadele edecekler.

Çeviren: Fatih Kıyman
Kaynak: The New York Times

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız