birgün

9° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 28.01.2020 15:42

Pervin Buldan: Depremde devletin ulaşamadığı köylere ilk HDP gitti

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, "Deprem acıda ve dayanışma duygusunda toplumu daha fazla birleştirirken iktidar toplumsal ayrıştırmayı devam ettirmiştir." dedi

Pervin Buldan: Depremde devletin ulaşamadığı köylere ilk HDP gitti

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Elazığ depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifa dileğinde bulundu.

Felaketlerin yaşandığı dönemlerde, toplumsal dayanışmayı her zamankinden daha fazla artırmak gerektiğini, bu dayanışmanın deprem sonrasında da süreklilik arz etmesinin toplumun beklentisi olduğunu belirten Buldan, kendilerinin de deprem sonrasında genel merkezde bir kriz masası oluşturduklarını ve çalışmalara hızlı bir şekilde başladıklarını söyledi.

Partilerinden bir heyetin kısa sürede Elazığ'a gittiğini ve yaşanan felaketi yakından gözlemlemeye çalıştığını anlatan Buldan, "Elazığ depremi bizlere bir kez daha göstermiştir ki Türkiye, ne yazık ki afetlere hazırlıklı bir ülke değildir. Doğal afete dayanıklı olmadığı tespiti olan 6 katlı bir bina 4 kişiye mezar oluyorsa bunun sorumluluğu doğal afete bağlanamaz. Yaşanan acı tablo, iktidarın vurdumduymazlığının, doğal afetlere hazırlıksızlığının bir sonucudur." diye konuştu.

Buldan depremde yıkılan binaların dere kumu ile yapıldığı ve denetlenmediğinin ortaya çıktığını ileri sürdü.

Bölgedeki heyetin 60 köye ulaşarak gerekli incelemeleri yaptığını anlatan Buldan, devletin ulaşamadığı köylere ilk etapta HDP'nin gittiğini ve halkın durumunu yerinde tespit ettiğini belirtti.

Depremden 4 gün sonra belirtilen köylere çadır ve battaniye gönderilmeye başlandığını iddia eden Buldan, şunları söyledi:

"O köylerden bir tanesinden bir tweet atılmış olsaydı inanın 4 gün sonra değil, o köylere 4 dakika sonra ulaşılırdı. AKP hükümetinin sorumluluğu, duyarlılığı bu kadardır. Depremin merkez üssü olan Sivrice'de yaşanan ağır hasarın nedeni önceki depremde meydana gelen ağır hasırın onarılmamış olmasıdır. Cami dahil olmak üzere hiçbir konutta doğru düzgün önlem alınamamıştır. Özellikle köylere temel ihtiyaç maddelerinin gönderilmediği tespiti yapılmıştır. Elazığ halkı ağır koşullar altında yaşamaktadır. Çadır ve ısıtıcı ihtiyacı yeteri ölçüde karşılanmamış, AKP hükümeti halkın dondurucu soğukta kalmasını izlemiştir.

Halkın yaşadığı zor koşullar nedeniyle 27 belediyemiz seferber oldu. Özellikle Ergani belediyemiz yardımların toplanma merkezi haline getirildi, ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışıldı. Ancak toplumsal dayanışmadan korkan iktidar, yardımların halka ulaştırılmasını bir kez daha engelledi. Halkın depremden zarar gören insanlara el uzatması devlet eliyle bir kez daha engellendi. Bu insanlık adına bir utanç tablosudur. AKP'nin politikasına karşı çıkmak insanlık değerlerine sahip çıkmaktır. Doğal afetler karşısında insanlığın birleşmesi elbette ki elzemdir. Biz bu zihniyeti Van depreminde de görmüştük. Deprem acıda ve dayanışma duygusunda toplumu daha fazla birleştirirken iktidar toplumsal ayrıştırmayı devam ettirmiştir."

Elazığ Valisi Çetin Oktay Kaldırım'ın, depremden sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya, "Toplumda iyi bir algı var." dediğini ve bunun iktidarın tavrını, tutumunu çok net ortaya koyduğunu söyleyen Buldan, "İnsanlar enkaz altında kurtarılmayı bekliyor, onlarca insan hayatını kaybetmiş, yüzlerce insan evsiz barksız kalmış, Vali Bey, 'algı çok iyi' diyebiliyor. Halk ilk seçimlerde algısının ne olduğunu size çok net gösterecek. Enkazdan yaralı kurtarılan bir insanımız hastaneye götürüleceğine AKP Genel Başkanın bulunduğu alana götürülerek adeta şov yapılmıştır. Bu tam bir utanç tablosudur. Bu ayıptır, günahtır, yazıktır. Bu durumu şiddetle protesto ediyoruz." dedi.

"İktidar bu depremde de enkaz altında kalmıştır"

Pervin Buldan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun depremle ilgilenmek yerine sosyal medya kullanıcılarını hedef göstererek tehdit ettiğini ileri sürerek, 50 kişiye sosyal medya paylaşımlarından dolayı soruşturma açıldığını duyduklarını söyledi.

Yıkılan binaların sorumluları hakkında bir soruşturma olmadığını söyleyen Buldan, şöyle devam etti:

"Güçleri ancak tweet atana yetiyor. Depreme yönelik önlem almak yerine kendi koltukları için önlem alan, eleştirel düşünceye tahammül edemeyen bir iktidar gerçeğini Elazığ depreminde herkes bir kez daha görmüştür. İçişleri Bakanı'na sorun, deprem riski taşıyan kaç bina var diye inanın bilmez. AKP'yi eleştiren kaç tweet atılmış diye sorun onu bilirler. Çünkü gece gündüz vatandaşı takip eden, fişleyen bir iktidar zihniyeti bu ülkeye hakim duruma gelmiştir. Tiyatrodan korkan bir iktidar, deprem yardımlarından korkan bir iktidar, toplumsal dayanışmadan korkan bir iktidar, tweetten korkan bir iktidar... İnanın bunların siyasi ömrü twitterin 240 karakteri kadardır. Ne yaparlarsa yapsınlar sosyal medyayı susturamayacaklar, hesap soran insanları da korkutamayacaklar. Deprem için toplanan vergiler nerede? O paraların israfa harcandığını çok iyi biliyoruz. Deprem paralarıyla hasarlı binaları değil, kendi iktidarlarını güçlendirdiklerini biliyoruz. İktidar bu depremde de enkaz altında kalmıştır. Her depremden sonra 'ne yapalım kaderde bu da varmış' diyerek işin içinden çıkamazsınız."

Partisinin "2020 yılı deprem farkındalık yılı olsun" diyerek kanun teklifi verdiğini ama gündeme alınmadığını dile getiren Buldan, "İnsanlar enkaz altındayken Kızılay Başkanı felaketi fırsata çevirme gayreti ile halktan para dileniyor. Paradan başka bir şey düşünmediklerini bir kez daha göstermiş oldular. İnsanları öldüren deprem değildir. Zamanında önlemleri almayan iktidarın aymazlığıdır bu insanları öldüren. Depremi durduramayız ama sizin iktidarınızı mutlaka durduracağız." ifadelerini kullandı.

"Bu bozuk düzen mutlaka değişecek"

Buldan, ana dil kullanımının öneminin bu depremde bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.

Ülkede tek bir dilin olmadığını, çok dilli, çok kültürlü, çok kimlikli ve çok inançlı bir ülkede yaşadıklarını vurgulayan Buldan, başta sağlık olmak üzere tüm kamusal alanın çok dillilik esasına göre düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Buldan, "Elazığ depremi ana dilin hayat kurtardığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. İktidarın tüm engellemelerine rağmen toplumsal dayanışmayı ve yardımlaşmayı bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. İktidarın ayrıştırma politikalarına rağmen ayrışmayacağız, insanlığı ayakta tutmaya hep birlikte devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

İktidarın ekonomi politikalarını da eleştiren Buldan, işsizliğin, hayat pahalılığının vatandaşları içinden çıkılamaz bir duruma ittiğini öne sürdü.

Türkiye'de güvenlik mekanizmalarının büyütüldüğünü, yurttaşın sistem karşısında zayıf hale getirildiğini savunan Buldan, "Bekçilere silah kullanma yetkisini tanıyan yasayı Meclis gündemine getirdiler. AKP iktidarı kendi paralel güvenlik yapılanmasını kurmaya çalışıyor. Bu iktidarın tek bildiği; fişlemek, tutuklatmak, bekçiye yetki vermek, halkın bütçesini mermiye, tanka harcamaktır. Bu bozuk düzen mutlaka değişecek. Bu yolsuzluk sistemiyle daha fazla gidemeyecekleri ortadadır. Halk çaresiz değildir. Seçenek vardır, bundan sonra da olmaya devam edecektir. İktidarın hesabı varsa halkın da bir hesabı vardır." dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız