birgün

22° AÇIK

SİYASET 14.07.2020 15:42

Pervin Buldan: Halk AKP’nin 3 Y’siyle mücadele ediyor

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, işsizlik, Ayasofya’nın ibadete açılması, ‘çoklu baro’ düzenlemesi ve sosyal medyaya müdahale konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Pervin Buldan: Halk AKP’nin 3 Y’siyle mücadele ediyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

AKP zenginleştikçe halkın fakirleştiğini söyleyen Buldan, iktidarın kendi hesaplarıyla, halkın ise AKP’nin 3 Y’siyle uğraştığını belirterek, şunları söyledi:

“İktidarları boyunca 25 milyon yoksul yarattılar. Milyonlarca işsiz yarattılar. İşten, aştan, gelecekten umudunu kesen gençlerin sayısı sadece son bir yılda 1 milyon 300 bine yükseldi. Vatandaşın sırtındaki yük her geçen gün artıyor. AKP zenginleştikçe halk fakirleşiyor. Kurdukları bu bozuk düzende gelir adaletsizliği uçurumu her geçen gün büyüyor. İşçi, emekçi, emekli, esnaf, çiftçi, üretici kan ağlıyor. İflaslar artıyor, her gün yeni kepenkler kapatılıyor. Hatırlayalım; AKP, iktidara gelirken ne demişti? ‘Üç Y’ ile yani ‘yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele edeceğiz’ dediler. Sözlerini tutmadılar. Mücadele etmediler, sadece yediler. Şimdi halk, AKP’nin 3 Y’siyle, yani iktidarın yolsuzluğuyla, yoksulluğuyla ve yasaklarıyla mücadele ediyor."

'GAZETECİLERİN GÖZALTINA ALINMASI'

Buldan, sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında, Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan ve gazeteci Ayşe Güney’in de aralarında olduğu çok sayıda kadının gözaltına alınmasına da tepki gösterdi. “Kadınlara ve demokratik siyasete yönelik yapılan bu operasyonlar; hukuk dışıdır, siyasidir, zorbalıktır, darbedir, kadın düşmanlığıdır. Şiddetle kınıyorum. Bu operasyonların amacını çok iyi biliyoruz. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini durdurmak içindir. Kadınların örgütlülüğünü engellemek içindir” diyen Buldan, “Demokratik siyasetin önüne bariyerler oluşturmak içindir. Halkı korkutmak ve sindirmektir içindir” şeklinde konuştu.

İktidarın kadınların demokratik mücadelesinden korktuğunu söyleyen Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar. Sonuç alamayacaklar. Kadınları ve halkımızı asla mücadeleden alıkoyamayacaklar. Bizler, iktidarın kadın düşmanı politikalarına boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyeceğiz. Kadınlar yaşamın her alanında direnmeye, mücadele etmeye devam edecektir. Buradan çağrı yapıyoruz: Gözaltındaki kadın arkadaşlarımız ve tüm parti yöneticilerimiz derhal serbest bırakılmalı ve bu hukuksuzluğa son verilmelidir. Halkın karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve krizler her geçen gün derinleşmektedir. Halkın gündemi; işsizlik, yoksulluk, geçim derdidir. Sokaktaki insan aş ve iş istiyor, insanca yaşamak istiyor, yarınlarını güvence altına alan, herkese eşit davranan adil bir yönetim istiyor.”

AYASOFYA TARTIŞMASI

"Vatandaş iş ve aş istiyor, bunlar Ayasofya’yı gösteriyor. İnsanlar adalet diye haykırıyor, bunlar fetih diyor" ifadelerini kullanan Buldan, "Ayasofya gibi tarihsel bir mirası ve inançları siyasetlerine alet etmekten bir dakika bile geri durmuyorlar. Bu işi siyasi bir şova dönüştürdüler. Ayasofya ibadete açıldı. Peki, halka adaletin, refah ve huzurun kapısını ne zaman açacaksınız? Açım diyen vatandaşa ekmek kapısını ne zaman açacaksınız” diye konuştu.

‘ÇOKLU AKP YASASI’

AKP ve MHP’nin hazırladığı çoklu baro yasasını değerlendiren Buldan, yasanın savunmayı çöktürmeye dönük olduğunu ifade etti. Buldan, “Çoklu baro dedikleri yasa aslında çoklu AKP yasasıdır. Bunlarınki AKP’ye biat etmeyen tüm alanları kuşatma, ele geçirme ve AKP’lileştirme çabasıdır. Hukuksuzlukları ve suçları öyle çoğaldı ki bunları savunmak için Burhan Kuzu ve Feyzioğlu yetmiyor. 80 ilde yeni Kuzu ve Feyzioğlu yaratacaklar. Biz bu hukuksuzlukları Demirtaş, Yüksekdağ, Baluken ve tutuklu tüm arkadaşlarımızın davasından biliyoruz. Ne dediyse tersini yapan Erdoğan’ın filmini çekseler Netfliks’e 18 yıllık dizi çıkar” ifadelerini kullandı.

Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olan ÇHD’li avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumlarının kritik aşamada olduğunu belirten Buldan, avukatların bir an önce tahliye edilmeleri gerektiğini ve yargılama taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.

SOSYAL MEDYA PAKETİ

Buldan’ın grup toplantısında yaptığı açıklamalarının devamı şöyle:

“İktidarın hedefinde şimdi de sosyal medya var. 15 Temmuz sonrası KHK’lerle muhalif medyayı kapattılar. Havuz medyasını oluşturdular. Trol ordusunu kurdular. Havuz bunların yalanlarını anlatmaya yetmedi. Baktılar baş edemiyorlar, yurttaş muhalefetini sosyal medya üzerinden yürütüyor. Şimdi bu alanı ortadan kaldırmak istiyorlar. Böyle giderse bunlar yakında matbaayı da yasaklarlar. Çünkü aykırı ses istemiyorlar. Adalet tanrıçasına, Twitter kuşuna, Netflix’e düşmanlar. Bunlar çağa, ilerlemeye, aydınlanmaya karşılar.

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ'

Kadınların kazanımı olan İstanbul Sözleşmesine karşılar. Kadınların eşitlik talebine karşılar. Sözleşmeden çekilmeyi tartışıyorlar. İstanbul Sözleşmesini yok saymak çağ dışılıktır. Karanlığı dayatmaktır. Amaçları kadınların kazanımlarını ortadan kaldırmak, eril iktidarlarını kadınlardan korumaktır. Günde en az 3 kadının katledildiği bir ortamda kadınların yaşamını güvence altına alacak adımlar atmak yerine, İstanbul Sözleşmesi gibi kadın kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışmak kadın düşmanlığından başka bir şey değildir. Siz faşizm sözleşmesini dayatabilirsiniz ama kadınlar İstanbul Sözleşmesinden ve mücadele sözleşmesinden asla geri adım atmayacaktır.

15 TEMMUZ

Türkiye bu kaotik sürece 15 Temmuz’la birlikte girmiştir. Yarın 15 Temmuz’un yıl dönümüdür. 4 yılda yaşadıklarımız alt alta toplandığında çıkan sonuç, 15 Temmuz gecesinin çok daha ötesindedir. 15 Temmuz, AKP’nin devlet içerisinde örgütlediği cemaatin bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimi AKP’yle cemaat arasındaki iktidar çatışmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. AKP-cemaat iktidar kavgası Türkiye’yi bir darbe ortamına sürüklemiştir. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar ise darbenin el değiştirmesi, girişimin başka bir darbeye evirilmesidir. Yeni statükonun inşası bu darbe sürecinin aşamalarıdır.

Bugün demokratik siyasete yönelik kapsamlı bir biçimde sürdürülen çöktürme planını yıllar önce AKP ve cemaat birlikte hazırladı. 2009’da cemaat tarafından yürütülen KCK operasyonlarıyla 10 bin siyasetçi gözaltına alınıp tutuklandı. 15 Temmuz sonrası gözaltına alınan, büyük çoğunluğu tutuklanan siyasetçi, belediye eş başkanı, gazeteci, aydın, yazar sayısı 15 binin üzerindedir. Dikkat edilirse HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, 15 Temmuz öncesidir. Bunlar demokratik siyasete yönelik darbenin hazırlığını çok daha öncesinden planladılar. Dolayısıyla 15 Temmuz’u değerlendirirken, asıl 16 Temmuz’dan itibaren Türkiye’nin içine sürüklendiği gerçek darbe ortamının görülmesi ve net anlaşılması gerekmektedir.

DİYADİN BELEDİYESİ’NE KAYYUM ATANMASI

Ağrı Diyadin Belediye Eş Başkanımız Betül Yaşar’ın evine ve belediye binasına kapısı kırılmak suretiyle baskın yapıldı ve Belediye Eşbaşkanımız ters kelepçe takılarak ve darp edilerek gözaltına alandı. Belediyemize hukuksuzca kayyum atandı. Bu zorbalıklar; AKP’nin seçimle kazanamadığı yerel yönetimleri siyasi hırsızlıkla ele geçirmesi sürecidir. Bölgede Anayasa ve yasalar tamamen ortadan kaldırılmıştır. Orada özel hukuk uygulanmaktadır. Bunlar, HDP’ye düşman, Kürde düşman, kadına düşman, gençlere düşman, halka düşman, doğaya çevreye düşmandır.

YOLSUZLUK ÇARKI KURDULAR

Eşbaşkanlık oldukça tek başkanlık ve tekçilik rahat uyku uyuyamayacaktır. AKP kayyumlarının yolsuzluklarını toplasanız inanın Diyadin’den Ankara’ya yol olur. Bizim belediye eş başkanlarımız çalmıyor, çırpmıyor, belediyenin sınırlı kaynaklarını halka hizmet olarak götürmenin mücadelesini yürütüyor. AKP İktidarının rahatsızlığının nedeni de budur. Kayyım atadıkları 50’ye yakın belediyemizi hırsızlıkların ve yolsuzlukların merkezi haline getirdiler. O belediyelerde yolsuzluk çarkı ve düzeni kurdular. Elbette tüm bunların hesabı hukuk ve demokrasi içerisinde mutlaka iktidardan sorulacaktır.

DEMOKRATİK MÜCADELE PROGRAMI

Demokratik Mücadele programımızın ikinci aşamasını geçen hafta Meclis’te yaptığımız bir açıklama ile başlattık. İlk aşamada kar topu gibi büyüyen demokrasi talebini, ikinci aşamada barış, adalet, emek, eşitlik ve gelecek taleplerimizle bir araya getireceğiz. Gençlerle buluşarak onlara kulak verecek, genç başladığımız bu yolda gençlerle kazanacağız. Gençlerden öğrenerek mücadelemizi büyüteceğiz. Fabrikalarda, tarlalarda olacağız. Alın terini döken işçilerle, emeği sömürülen mevsimlik tarım işçileri ile birlikte olacağız. Bereketli toprakların adil bir yaşamı vaat ettiği ülkemizde, eşit ve adil yaşamı ‘Hep Birlikte’ sağlayacağız.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız