Peşaver bumerangı geri döndü: Kendi canavarına karşı savaş açtı
Pakistan, ABD emperyalizmine destek için beslediği Taliban’a karşı savaş ilan ederek kendi yarattığı radikal İslamcı mirasla hesaplaşma içine girdi. CRSS kurucusu Gul, “Pakistan'ın ABD-NATO sıçrama tahtası olması istenmeyen sonuçlar doğurdu” dedi.

Umut Can FIRTINA
Pakistan, ABD planı ve Suudi sermayesiyle Sovyetlere karşı yarattığı Taliban canavarına karşı savaş ilan ederken “Peşaver Sendromu’nun” en ağır faturasını ödüyor. Sınırdaki şiddetlenen çatışmaların ardından Pakistan, Afganistan’ı bombalayarak Taliban yönetimine karşı “açık savaş” ilan etti.
Pakistan, cuma gününün ilk saatlerinde Afganistan’ın başkenti Kabil’in yanı sıra Kandahar ve Paktia eyaletlerine savaş uçaklarıyla bombardıman yaptı.
Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada sabırlarının taştığını belirterek “Artık aramızda açık bir savaş var” ifadesini kullandı. Asif, Hindistan’ı da Taliban yönetimi ve terörist grupları desteklemekle suçladı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de “tüm halkın silahlı kuvvetlerin arkasında olduğunu” söyledi.
‘HAKLI ÖFKE OPERASYONU’
Pakistan ordusu, “Gazab Lil Hak” (Haklı Öfke) adı verilen operasyon kapsamında 130'dan fazla Taliban savaşçısının öldürüldüğünü ve çok sayıda askeri mevzi ile mühimmat deposunun imha edildiğini iddia etti.
Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid ise Nangarhar vilayetinde 55 Pakistan askerinin öldürüldüğünü ve 19 mevzinin ele geçirildiğini, 8 Taliban savaşçısının öldürüldüğünü, 11'inin yaralandığını ve 13 sivilin yaralandığını söyledi.
SINIRDA ÇATIŞMALAR
Pakistan, bu hafta başlarında Afganistan'ın doğusundaki Tehrik-i Taliban Pakistan (Pakistan Talibanı - TTP) ve IŞİD militanlarının kamplarını hedef aldığını söylediği hava saldırıları başlatmıştı.
Kabil, saldırılarda 13 sivilin öldüğünü duyurmuş ve militanların kendi topraklarından faaliyet göstermesine izin vermediğini yinelemişti. Saldırılara güçlü bir karşılık verileceğini bildiren Taliban, önceki gece Pakistan askeri tesislerine misilleme saldırıları düzenlemişti. Saldırıların ardından iki ülke arasındaki sınır hattı boyunca çatışmalar çıktı.
PAKİSTAN TALİBANI
Pakistan yönetimi, 1980’ler ve 1990’larda desteklediği Taliban’ın, ABD’nin çekildiği 2021 yılında da Afganistan'ı yönetmesini memnuniyetle karşılamıştı. Ancak TTP’nin 2021’den bu yana Pakistan içinde artan saldırıları ve 2600 kilometrelik Durand Hattı’ndaki çatışmalar, tansiyonu giderek yükseltti.
İslamabad, Taliban yönetimini uzun süredir Pakistan'da saldırılar düzenleyen silahlı örgütlere sığınak vermekle suçluyor. Bunların başında TTP bulunuyor. Taliban yönetimi ise bu suçlamaları reddederek bunların “Pakistan’ın kendi iç sorunu olduğunu” söylüyor.
Afganistan ve Pakistan, Katar ve Türkiye'nin arabuluculuğunda Ekim 2025'te masaya oturmuş ve bir ateşkese varılmıştı.
İTİDAL ÇAĞRILARI
Dünyanın dört bir yanından ülkeler ve liderler, dün gece saatlerinde çatışan Pakistan ve Afganistan'ı itidal göstermeye çağırdı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, taraflara bir an önce ateşkes sağlama çağrısı yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, “Dostlarımız Afganistan ve Pakistan'ı tehlikeli çatışmalardan kaçınmaya ve tüm farklılıkları siyasi ve diplomatik yollarla çözmek için müzakere masasına geri dönmeye çağırıyoruz” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de İran'ın yapıcı diyaloğu kolaylaştırmak, karşılıklı anlayışı derinleştirmek ve Kabil ile İslamabad arasında işbirliğini geliştirmek için gerekli her türlü yardımı sağlamaya hazır olduğunu belirtti.
Cihatçılara desteğin bedeli: ‘Peşaver sendromu’
Peşaver Sendromu, bir devletin kısa vadeli çıkarlar için radikal grupları desteklemesinin “bumerang” gibi geri dönerek uzun vadeli bedelini ödediği bir durumu anlatıyor.
Pakistan’daki Peşaver şehri, 1980'lerde Sovyet-Afgan Savaşı sırasında ABD’nin “Yeşil Kuşak” planı, Suudi Arabistan sermayesi ve Pakistan istihbaratının (ISI) desteğiyle daha sonra Taliban’ın çekirdeğini oluşturan Afgan mücahitlerin örgütlendiği, eğitildiği ve silahlandırıldığı ana merkez haline geldi.
Bu gruplar kısa vadede Hindistan'a karşı denge, Afganistan'da “stratejik derinlik” gibi amaçlara hizmet etse de, Sovyetlerin çekilişi ve Taliban'ın yükselişi sonrası kontrolden çıkarak ideolojik olarak radikalleşip Pakistan devletine karşı döndü. Pakistan Taliban'ı (TTP) da bu ortamda doğdu ve Peşaver ile kuzeybatı bölgeleri radikal İslamcı grupların üssü oldu.
Emperyalistlere desteğin ‘istenmeyen sonucu’
İslamabad merkezli Araştırma ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi kurucusu Imtiaz Gul, gelişmeleri BirGün’e değerlendirdi:
Pakistan, Afgan hükümetinden, saldırıların çoğundan sorumlu olan TTP ile ilgilenmesini istiyordu. Pakistan’ın Afganistan içerisinde iyi bir istihbarat ağı var. Bu ağa dayanarak TTP savaşçılarının ve komutanlarının yerleri hakkında Afganistan’a pek çok bilgi sağladılar. Ancak görünüşe göre hiçbir eylemde bulunulmadı ve pek çok talebe rağmen saldırılar devam etti. Bu yüzden Pakistan doğrudan TTP sığınaklarını hedef almaya başladı.
ABD’YE SIÇRAMA TAHTASI
ABD ve NATO’yu desteklemek amacıyla iki Afgan savaşına katılımın Pakistan için “istenmeyen sonuçları” oldu. TTP bunlardan biri. Diğer bir sonuç, Pakistan’ın sosyo-politik manzarasındaki bozulma ve ülke genelinde artan dindarlık.
Pakistan’daki iki askeri diktatör, Pakistan’ın önce Sovyetler Birliği’ne karşı, sonra da “teröre karşı savaşta” bir sıçrama tahtası olarak kullanılmasına izin vererek ABD ve NATO müttefiklerinden uluslararası tanınma ve meşruiyet almaya çalıştılar.
Bu şekilde iki askeri diktatör meşruiyet kazandı ama bu süreçte Pakistan pek çok istenmeyen sonuçla karşı karşıya kaldı. Bunlar arasında pek çok dini-politik grup ve militan grup var. Bunların birçoğu CIA ve muhtemelen Hindistan istihbarat teşkilatları için vekil terör grupları haline geldi.
CİHATÇI YUVASI OLDU
Sınır ötesi saldırılar, olaya karışan şahıslar, uydu görüntüleri ve istihbarat gibi somut veriler, TTP’nin yanı sıra Beluç Kurtuluş Ordusu (BLA) ve IŞİD-Horasan’ın (ISKP) Afganistan'ı operasyonel ve eğitim üssü olarak kullanarak faaliyetlerini yoğunlaştırdığı yönündeki Pakistan'ın iddialarını destekliyor.
Şubat 2026 tarihli BM Güvenlik Konseyi İzleme Ekibi raporu da Afganistan’ın başta TTP olmak üzere birçok terörist gruba “müsamahakâr ortam” sağladığını söylüyor. Taliban yönetimi ise TTP’nin Afganistan’daki varlığını reddederken ayrıca bölge ülkelerinin yardımını istiyor.
Ancak Pakistan’ın yanı sıra Çin, Rusya, İran ve Özbekistan gibi bölge ülkeleri de Afganistan’daki terörist sığınakları konusunda bariz endişe duyuyor. Örneğin Rusya Dışişleri Bakanlığı’na göre Afganistan’da 23 bine yakın yerli ve yabancı militan var. Bunların 7 bini TTP, 3 bini ISKP üyesi. Doğu Türkistan İslami Hareketi, Çin için bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
TALİBAN ÇIKMAZI
Taliban'ın sessizliği ve Pakistan'ın TTP'ye karşı kesin eylem konusundaki ısrarı, her iki ülkeyi de onarım veya kontrol altına almaktan ziyade daha fazla yıpranma vaat eden bir savaşın eşiğine getirdi. Taliban somut eylemlerle kararlılığını gösterene kadar, niyetlerine ilişkin şüpheler devam edecektir. Egemen bir devlet olarak tanınma ve istikrar mı arayacaklar, yoksa bir kez daha rakip güç mücadelelerinin dünyasında bir sığınak olmaya mı hazırlanacaklar?
Pakistan'ın uzun vadeli çıkarları da nesnel ve rasyonel bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle askeri müdahaleler geçici bir nefes aldırabilir ancak uzun vadeli rahatlama, askeri çatışmalardan ziyade bir azaltma ve hafifletme stratejisi gerektirir.


