birgün

26° AÇIK

KADIN 27.07.2020 15:34

Pınar Gültekin’in babası, kızının hikâyesini anlattı: Okumayı çok severdi

Pınar Gültekin’in babası Sıddık Gültekin, kızının hikâyesini anlattı. Lisede kızını okuldan aldığını söyleyen Gültekin, “Bir gece arkadaşlarımdan biri eve geldi. Pınar ona okul okumak istediğini söylemiş ve beni ikna etmesi için yardım istemişti. Arkadaşım bana Pınar'ın okula gitmesi gerektiğini söyleyince onu kırmayarak tekrar okula gönderdim. Pınar okumayı çok severdi” dedi.

Pınar Gültekin’in babası, kızının hikâyesini anlattı: Okumayı çok severdi

Muğla’da Cemal Metin Avcı isimli erkek tarafından öldürülen Pınar Gültekin’in annesi Şefika Gültekin adalet, babası Sıddık Gültekin ise kızlarının yaşamını yitirmesiyle ilgili açıklamalar yaptı. Şefika Gültekin, kızı ve öldürülen tüm kadınlar için adalet çağrısı yaparken, baba Sıddık Gültekin, Pınar’ın hikâyesini anlattı.

Bitlis'in Hizan ilçesinden 1993 yılında Mersin'e göç ettiklerini belirten baba Gültekin, kızını lisede okuldan aldığını ancak daha sonra ısrarlı isteği üzerine okula gitmesi için ikna olduğunu söyledi. Sıddık Gültekin, Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre o günleri şöyle anlattı:

“Pınar Mersin'de doğdu. Mersin'de 7 yıl yaşadıktan sonra İstanbul'a yerleştik. Pınar, ilkokulu Mersin'de ortaokulu ve liseyi İstanbul'da okudu. Kızımı okutmamak için onu okuldan aldım. Bu durum yaşanınca sürekli okuldan bize 'Kızınız okula gelsin yoksa ceza veririz' yazıları geliyordu. Ama tüm cezaları göze almıştım. Ancak bir gece arkadaşlarımdan biri eve geldi. Pınar ona okul okumak istediğini söylemiş ve beni ikna etmesi için yardım istemişti. Arkadaşım bana Pınar'ın okula gitmesi gerektiğini söyleyince onu kırmayarak tekrar okula gönderdim. Pınar okumayı çok severdi. Liseyi bitirdikten sonra girdiği sınavda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümünü kazandı. Okulu bu yıl bitirmişti. Ben Pınar'ı çok seviyorum. Pınar, çok neşeli biriydi, espriyi sever, gülerdi. Pınar, hayata bir karıncayı bile incitmiyordu. Dramatik bir şey gördüğünde hemen ağlıyordu. Gezmeyi, kitap okumayı çok severdi. Ailesine bağlıydı. Pınar'ın hayalleri vardı. Onun hayallerini yok ettiler.”

‘BENİM KIZIM OLMASAYDI BİLE KENDİMİ KAYBEDERDİM’

Pınar’ın kaybolduğunda Hizan’da köyde olduğunu anlatan baba Gültekin, annesinin öğlen kızıyla telefonda görüntülü olarak konuştuğunu, daha sonra kardeşinin arayıp ulaşamadığını belirterek şunları aktardı:

“Pınar kaybolduğu gün annesi öğlen onunla görüntülü konuşmuş. Daha sonra kardeşi onu aradığında ulaşamamış. Önce şarjının bittiğini sanıyorlar ama daha sonra saatlerce ulaşamamışlar. Hemen beni aradılar onlara Muğla’ya gitmelerini söyledim. Muğla’da bir arkadaşını aradık o da bulamayınca jandarmaya haber verdik. Jandarma kapıyı kırıp içeriye girdiğinde evde kimsenin olmadığını görüyor. O gecenin sabahında bizimkiler de Muğla’ya gidiyor. Kayıp ilanı veriyorlar. Ben de Hizan’dan Muğla'ya gittim ve bu vahşetle karşılaştık. Bu yaşanan vahşettir. Bunu yapan veya yapanlar insan değil. Ben bunları hatırladıkça kendimi kaybediyorum. Benim kızım olmasa bile kendimi kaybederim. Ben Özgecan vahşice öldürüldüğünde de kendimi kaybetmiştim. Çünkü ben bir insanım. Türkiye’de yaşanan vahşetlerde hep empati yaptım. Ama hiçbir zaman akılımın ucundan kızımın da böyle olacağı geçmiyordu. Böyle bir olay başıma geleceğini düşünmemiştim. Bunlara 'dur' deme zamanı geldi. Artık Özgecanlar, Pınarlar ölmesin.

‘KADINLAR SES ÇIKARDILAR’

İzmir’de kadınların Pınar için açıklama yapmak istedikleri sırada polis tarafından yapılan müdahaleye de tepki gösteren baba Gültekin, “Kadınlar yaşanan vahşete ses çıkardılar. İnsanlar bir vahşete karşı meydana çıkıyor, ellerinde Pınar'ın resimlerini taşıyorlardı. Bu çok normal bir tepkidir. Orada şiddet uygulayan polisi tavrını reddediyorum. İnsanların içi yanıyor. Beni hiç tanımayan insanlar arayıp, ağlıyor. Yürekten ağladıklarını hissediyorum. Yeter artık, bu cinayetleri durduralım” dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız