Google Play Store
App Store

14 Mart Tıp Bayramı’nda açıklanan rapor sağlıkta şiddetin boyutunu ortaya koydu. Sağlık çalışanlarının %94,4’ü şiddet cezalarının caydırıcı olmadığını düşünürken, %82,8’i uğradıkları şiddette kurumsal destek alamadığını söyledi

Piyasacı sistem şiddeti büyütüyor
Fotoğraf: TTB
Sibel Bahçetepe
Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.net

Sağlık çalışanları 14 Mart Tıp Bayramı’na şiddetin gölgesinde giriyor. Genel Sağlık-İş Sendikası’nın hazırladığı “Sağlık Çalışanlarının İş Sağlığı, Güvenliği ve Çalışma Koşulları Araştırma Raporu”, sağlık emekçilerinin hem sözel hem de fiziksel şiddeti ciddi bir tehdit olarak gördüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre çalışanların yüzde 94,4’ü şiddet olaylarına verilen cezaların caydırıcı olmadığını düşünüyor, yüzde 82,8’i ise şiddet sonrası çalıştıkları kurumlardan yeterli destek alamadığını belirtti.

Rapora göre, sağlık kurumlarındaki güvenlik önlemleri de çalışanlar tarafından yetersiz bulundu. Katılımcıların yüzde 84,9’u güvenlik personeli ve güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ifade ederken, yüzde 85’i X-Ray cihazı, kamera ve panik butonu gibi sistemlerin etkili çalışmadığını belirtti.

Birçok sağlık kurumunda X-Ray cihazlarının ya çalışmadığı ya da başında yeterli güvenlik görevlisi bulunmadığı aktarılırken bu durum kesici ve delici aletlerle sağlık kurumlarına girişin kolaylaştığını gösterdi.

YALNIZ BIRAKILIYORUZ

Araştırma sonuçları sağlık çalışanlarının yalnızca şiddet anında değil, sonrasında da yalnız bırakıldığını gösterdi. Raporda psikolojik, hukuki ve idari destek mekanizmalarının çalışanlar açısından yeterince erişilebilir ve etkili olmadığı belirtilirken, bu durumun şiddetin tekrarını besleyen bir ortam yarattığı ifade edildi. Sağlık çalışanlarının önemli bir bölümü cezasızlık algısının yaygın olduğunu ve caydırıcılığın zayıf kaldığını dile getirdi.

Şiddet durumlarında devreye girmesi gereken “Beyaz Kod” sisteminin de birçok durumda yeterince işlevsel olmadığı vurgulandı. Şiddete uğrayan sağlıkçıların bazı durumlarda karakola giderek ifade vermek zorunda kaldığı ve saldırganlarla aynı ortamda bulunabildiği ifade edilirken kurum içinde ifadesi alınan çalışanların çoğu zaman görevine devam etmek zorunda kaldığı kaydedildi.

Genel Sağlık-İş, sağlıkta şiddetin artmasında uygulanan sağlık politikalarının etkili olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

“Caydırıcılığın zayıf olması, sağlık çalışanlarının kendilerini korumasız ve değersiz hissetmesine yol açmaktadır. Hastanelerin birer ticarethane hastaların müşteri olarak görüldüğü piyasacı sağlık sistemi, sağlıkta şiddetin önünü açmaktadır. Siyasi iktidarın yanlış sağlık politikaları yüzünden ‘Bulamayan ilacın, alınamayan randevunun, malzeme yokluğundan yapılamayan ameliyatın sorumlusu sağlık emekçileri değildir.’ İktidar sahipleri yönetememelerinin sorumlusu olarak sağlık emekçilerini hedef göstermekten vazgeçmelidir. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yönelik şiddeti önleyecek, etkin ve caydırıcı Sağlıkta Şiddet Yasası acilen hayata geçirilmelidir. İnsan hayatını kurtarmak için canla başla çalışan sağlık çalışanlarının her gün işe giderken akşam dönememe korkusu taşıması kabul edilemez.’"

“İyi hekimlik yapmak istiyoruz”

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) öncülüğünde 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlatılan “Beyaz Yürüyüş14 Mart Tıp Bayramı’nda bugün Ankara’da sona erecek.

Türkiye’nin farklı illerinden gelen tabip odaları ve hekimler önce Anıtkabir’i ziyaret edecek. Ardından saat 13.00’te Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde buluşulacak, Abdi İpekçi Parkı’na yürüyüş düzenlenecek ve burada basın açıklaması yapılacak.

Aile hekimleri de Tıp Bayramı’nda başkentte olacak. Saat 09.00’da Anıtkabir’i ziyaret edecek aile hekimleri, saat 11.00’de Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelerek çalışma koşullarına ve “eziyet yönetmeliği” olarak nitelendirdikleri düzenlemelere karşı basın açıklaması yapacak.

KAMUSAL VE ŞİDDETSİZ BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN

Türk Tabipleri Birliği (TTB), 14 Mart Tıp Bayramı haftasında başlatılan Beyaz Yürüyüş kapsamında önceki gün Urfa’da düzenlenen eylemin ardından dün de Osmaniye’de bir araya geldi.

Osmaniye Tabip Odası önünde buluşan hekimler, deprem bölgesindeki sağlık krizine ve mesleki hak kayıplarına dikkat çekerek tüm meslektaşlarını 14 Mart’ta Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi önündeki büyük buluşmaya çağırdı.

Eylemde konuşan Osmaniye Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Cuma Korkmaz, 14 Mart’ın sadece bir kutlama değil, bir mücadele günü olduğunu vurguladı. Korkmaz, "Kamusal anlayışa sahip, şiddetsiz bir sağlık ortamı ve vergide adalet istiyoruz" dedi.

Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bölgedeki yaraların sarılmadığını belirten Korkmaz, "6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yılı aşkın zaman geçti ancak bölge halkının ve sağlık emekçilerinin sorunları hâlâ kalıcı çözüme kavuşmadı" diye konuştu.

TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Ali Kanatlı ise Sağlık Bakanlığı’nın bütçe tercihlerini eleştirerek şunları söyledi:

"Sağlık Bakanı, 2025 yılında deprem bölgesine 41 milyar TL harcandığını söylüyor. Oysa sadece Ocak 2026’da açılan Aydın Şehir Hastanesi’ne 60 milyar TL harcandı. Deprem bölgesindeki tüm aile sağlığı merkezleri 3-4 milyar TL ile üç ayda tamamlanabilecekken, bu tercih edilmedi. Çünkü öncelik insan sağlığı değil, sermayedir."

Deprem bölgesinde görev yapan 400’ü aşkın aile hekiminin hâlâ konteynerlerde hizmet vermeye çalıştığını söyleyen Kanatlı, "Hekimler elektrik ve internet kesintileri altında aşı ve takip yapmaya çalışıyor. Hastalarımız ise dışarıda tozun, çamurun ve sıcağın altında bekliyor. İkinci ve üçüncü basamak hastanelerde yatak sayısı yetersiz. Müdahale süreleri uzadığı için sakatlık ve ölüm oranları artıyor" dedi.

SİSTEM KÖKTEN DEĞİŞTİRİLMELİ

SOL Parti de Beyaz Yürüyüş'e destek için bir açıklama yayımladı. SOL Parti'den yapılan açıklamada, Türkiye'de kamunun kaynaklarının özel sağlık sermayesine akıtıldığı belirtilerek, “Sorun sağlığın bir hak olmaktan çıkarılması ve paralı hale getirilmesidir. Çözüm bu sistemin kamucu bir anlayışla kökten değiştirilmesindedir. Sağlık parasız olmalı, özel hastaneler kamulaştırılmalıdır. Türkiye’de 1,5 milyonu aşkın sağlık emekçisi çalışıyor. Okuyan ve atanamayanları da eklediğimizde bu sayı iki milyona yaklaşıyor. Hayatımızı, sağlığımızı onlara emanet ediyoruz. Ama onlar tükenmiş, yorgun ve mutsuz. Plansızlık, piyasacı sağlık politikaları ve ucuz emek düzeni sağlık alanını adeta en tehlikeli sektörlerden biri haline getirdi. Biz sağlık emekçilerinin yanındayız ve eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir bir sağlık sistemi hepimizin mücadelesiyle mümkün diyoruz” dedi.