Polisler şikayetçi oldu, 25 Kasım eylemine dava açıldı
İstanbul Beyoğlu’nda geçen yıl düzenlenen 25 Kasım yürüyüşlerine katılan 168 kadın ve LGBTİ+’ya eylemden yaklaşık 1 yıl sonra dava açıldı. Trans Feminist Aktivist Mozalar, “Davanın 25 Kasım’a az bir süre kala açılması tesadüf değil” dedi.

Deniz Güngör
denizgungor@birgun.netAKP iktidarı 2025’i ‘Aile Yılı’ ilan etmesiyle birlikte kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik baskılarını artırmaya devam ediyor. Bunun son örneği ise geçen yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında İstanbul Beyoğlu’nda düzenlenen eylemlere katılan kadınlara ve LGBTİ+’lara dava açılması oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame kapsamında 168 kadın ve LGBTİ+’nın “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ve 7’si hakkında ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” iddiasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianamede 2 polis memuru müşteki olarak yer aldı. Polislerden biri ittirilip yere düştüğünü, öteki ise elinden yaralandığını ileri sürdü.
İddianamede yürüyüşe katıldığı iddia edilen ve hakkında dava açılan Trans Feminist Aktivist İris Mozalar, yürüyüşten yaklaşık 1 yıl sonra açılan davaya ilişkin konuştu. Mozalar, “Hormon ilaçlarının yaş sınırını 18’den 21’e yükseltilmesine ilişkin düzenlemenin Onur Ayı’nda yapılması gibi bu davının da 25 Kasım’a az bir süre kala açılması tesadüfi değil” dedi.
SİYASİ BİR TERCİH
İktidarın doğrudan LGBTİ+’ları hedef gösterdiğini, varoluşlarına doğrudan savaş açtığını ifade eden Mozalar, “Bugün 25 Kasım’a giderken geçen yılın 25 Kasım’ı için dava açılması siyasi bir tercih. Ama bu noktada biz kadınlar için bu davalar yaşamadığımız şeyler değil. Daha önce de çoğumuz ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet’ iddiasıyla yargılandık. Ancak açtıkları bu davalar bizlerin dayanışmasını güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Mozalar son olarak şunları aktardı: “Gerek adliye koridorları gerek sosyal medya dayanışmamızı artırıyor. Ancak açılan bu davalarla verilmek istenen gözdağı ve bu varoluşlarımıza yönelik saldırılar da kabul edilemez. Var gücümüzle buna karşı mücadele edeceğiz. Hem ‘Aile Yılı’nda hem de bu 11. Yargı Paketi’ne karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”


