Premier Lig Seyir Defteri: Roy Hodgson, eskimeyen…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Ekim ayının son pazar gününde, dokuz maçta topladığı 7 puanla 15. sırada Crystal Palace, Güney Londra’nın Kartalları. Muhtemel bir sezonda daha kümede kalma savaşı verecekler, malum tarih dediğin tekerrürden ibaret. Ada futbolunun asansör takımlarından, 90’lı senelerde altı sezonda üç kez düştüler ama her seferinde döndüler bıraktıkları yere. Geçen sezon ligin ilk yedi maçında puan alamamışlardı ama “kesin düşerler” diyenlere inat ligi 11. sırada tamamladılar. Kendi evlerinde Arsenal karşısında oynadıkları maç vesilesiyle kırmızı mavili takımı ve hocasını hatırlayalım bu yazıda…




9 Ağustos 1947 tarihinde Crystal Palace’ın Selhurst Park Stadına taş atımlık mesafedeki Croydon semtinde dünyaya gelmiş. Ada futbolunun görmüş geçirmiş futbol adamı Roy Hodgson. Futbolculuğuna dair çok fazla bilgi yok. 1965 senesinde Crystal Palace’ın genç takımlarında top koşturmuş ama A takımda forma giyme şansı bulamayınca alt liglerde almış soluğu. Henüz 23 yaşında tamamlamış antrenörlük kurslarını, aynı zamanda Güney Londra’da bir okulda beden eğitimi öğretmenliği yapmış. İlk teknik direktörlük deneyimi 1976 senesinde İsveç’in Halmstads BK takımında. Sonrasında 8 ülkede 16 takım çalıştırdığını, bu takımlar arasında Inter, Fulham ve Liverpool’un da olduğunu, Malmö ve FC Copenhagen ile altı şampiyonluk yaşadığını hatırlatalım. 2007-2010 arasında Fulham’da görev yaptığı dönem Ada’da muhtemel en başarılı zamanları. Siyah beyazlılar 2010 senesinde UEFA Kupası’nda finale yükselmiş ve Atletico Madrid karşısında kaybetmişlerdi. Koyu Fulham taraftarı aktör Hugh Grant, “Ben bu adamla yatağa girebilirim,” diyerek futbol adamına aşkını dile getirmiş o günlerde.

O başarıdan sonra 2012 senesinin Mayıs ayında İngiltere Milli Takımının başına geçti ve onun döneminde İngilizler FIFA sıralamasında üçüncülüğe kadar yükseldi. Ancak uğurlu gelmedi takıma Euro 2016, İzlanda’ya elendikleri maçın ardından görevi bıraktı. Maç sonu basın toplantısındaki ilk cümlesi gülümseten cinsten: “Burada ne işim var ben de bilmiyorum!”

5 dil biliyor, okumayı çok seviyor, İngiliz yazar Martin Amis’e hayranlık duyduğunu dile getiriyor söyleşilerinde. Gezdiği onca ülkeye, çalıştırdığı onca takıma rağmen neden bizim ülke futboluyla yolunun kesişmediği muamma! Belki böylesi daha hayırlı kendi adına, malum bizim coğrafya iyi gelmiyor bizden olmayan teknik adamlara! Velhasıl 2017 senesinin güzünden beri kariyerindeki 22. takım olan Palace’ın başında.


Ekim ayının son Pazar gününde Hodgson’un takımı evinde Arsenal karşısında. Rakibe karşı oynadıkları maçlar yaramıyor Güney Londra takımına, karşılaştıkları son 11 maçın 9’unu kaybettiler. Arsenal ‘e gelince, Emery’nin takımı formda, oynadıkları son 11 maçı kazandılar, 2007’den beri yakaladıkları en uzun seri.

İlk 20 dakikada pozisyon üretemiyor misafir takım, ilk tehlikeli ataklarında 26. dakikada, Lacazette’in vuruşu isabetsiz. Devrenin bitimine yakın Arsenal’de Mustafi’nin neden olduğu penaltıyı gole çeviriyor kaptanları Milivojevic ve Palace öne geçiyor.

İkinci devrenin başında Arsenal’de Bellerin’in yerine Lichtsteiner sahada. 50’de sezonun en güzel gollerinden birini izliyor Selhurst Park’taki futbolseverler, serbest vuruşta köşeyi buluyor Xhaka. 52’de öne geçiyor Arsenal, sağdan kullanılan korneri uzaklaştıramıyor Palace savunması, Aubameyang uzak köşede tamamlıyor. 5 dakikada kalesinde 2 gol gören Palace yükleniyor rakip kaleye, 81’de ikinci penaltıyı kazanıyorlar, Millvojevic bu penaltıyı da gole çeviriyor. İki takımın da üç puanı getirecek golü bulamadığı maç beraberlikle sonuçlanırken Palace puanını sekize yükseltiyor. Roy Hodgson’a gelince hocalık kariyeri daha ne kadar sürer bilinmez ama çalıştırdığı takımlarda fark yarattığı kesin.