Psikotravmatoloji ve kriz psikolojisi uzmanı Erik de Soir: İlk hafta psikolojik müdahale için önemli

17.09.2019 20:27 GÜNCEL
Afet ve saldırılardan sonraki bir hafta psikolojik müdahale için oldukça önemli. O hafta içinde mağdurlara bütün yardımlar sunulmalı. Bu süre zarfında her şeyin yolunda olacağı hissiyatı kazandırılmalı. Olaylardan etkilenenler işlerin yoluna gireceğini düşündüğü zaman iyileşme fırsatı yakalayabilir.

ALP KADIOĞLU

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin hafta sonunda düzenlediği iki günlük 99 Depremin 20. Yılında Anma ve Kitlesel Travmalar Sempozyumu için İstanbul’a gelen Psikolog Doç. Dr. Erik De Soir ile terör, afet ve savaşların yol açtığı psikolojik travmaları konuştuk. Uzun yıllar Belçika ordusunda da görev yapan Somali ve Bosna gibi çatışma bölgelerinde de görev yapan De Soir, son yıllarda Belçika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşanan saldırılardan sonra mağdurlara yönelik psikolojik yardımlar sundu. Belçika Kraliyet Yüksek Savunma Enstitüsü’nde İnsan Faktörleri ve Tıp Araştırmaları Araştırma Müdürü olan De Soir, psikotravmatoloji ve kriz psikolojisi üzerinde yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

Deprem ve saldırılar sonrasında mağdurlara destek sunan ya da çalışmalarda yer alanlar yaşananlardan nasıl etkileniyor? Bunlara nasıl bir psikolojik destek sunulabilir?

Yapılan çalışmalar bu tip olaylardan sonraki haftanın psikolojik iyileşme için oldukça önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu bir haftada mağdurların ya da mağdur yakınlarının psikolojisinde bir pencere açılıyor ve bu bir haftanın sonunda da bu pencere kapanıyor denebilir. Bu süreden sonra bu kişilerin psikolojilerine müdahale etmek zorlaşır. İlk haftada yapılması gerekilen raydan çıkmış trenin tekrar yoluna gireceği hissiyatını mağdura kazandırmak. Bunun için de mağdurlara hem maddi hem de manevi yardım sunulmalı. Şu an kasırganın yol açtığı hasarlarla boğuşan Bahamalar’ı ele alalım. Bu muazzam yıkım karşısında uluslararası kamuoyu bu yıkıma duyarsız kalmayıp hemen yardım gönderirse mağdurların daha az psikolojik hasar almasını sağlarsınız. Akut dönemde sunulan yardımlar mağdurun ileriki manevi iyileşmesini kolaylaştırır. Olaydan bir süre geçtikten sonra ise mağdurların yaşanılan olayı anlamlandırması gerekir. “Bu olay nasıl oldu?”, “Bir daha olabilir mi?”, “Olursa ne yaparım?” gibi sorulara cevaplar aranır. Yaşanılan olaya anlam kazandırmaya yarayacak varoluşsal ya da manevi koçluğa ihtiyaç duyulabilir.

Psikolojik yardımı reddedenlere ne yapılabilir?

Eğer mağdurlar yaşanılan felaketin önlenebilir olduğu hissiyatına sahipse, yaşanılanların bir sorumlusu olduğunu düşünüyorlarsa, kızgınlıklarından dolayı psikolojik yardımı reddedebilirler. Ancak yetkililer bu dönemde mağdurlara saygılı ve doğru bir şekilde yardım teklifleri sunmaktan kesinlikle vazgeçmemeli. Olaylara müdahale edenler (itfaiye, arama kurtarma, polis, asker) ise psikolojik yaralarını ‘damgalanma’ korkusuyla saklayıp yardımı reddedebilir. Bu durumda teşkilatlardaki liderlere büyük bir rol düşüyor. Örneğin bir deprem sonrası arama kurtarma ekibinin lideri, personelini yakından takip etmeli ve ekibinin yaşanılan travmayla yüzleşmesini sağlamalı. Gerçek liderler kırılganlıklarını kabul eden ve yaşanılan acılarla yüzleşmeye cesaret edebilenlerdir. Tecrübelerimden yola çıkarak felaketler karşısında psikolojisi etkilenmeyen ‘süper insanlar’ın olmadığını söyleyebilirim. Herkes farklı şekilde etkilenir ve yaşanılan acıyla farklı şekilde başa çıkar. Mühim olan acıyı tanımaktır.

ADALET PSİKOLOJİK YARALARI İYİLEŞTİRİR

Terör saldırısı, kaza veya depremde yakınlarını kaybedenlerin acıyla baş etmesi için gerekli olanlar nelerdir?

Aileler veya akrabalar yaşanılan elim olayı bir süre sonra kabul eder, ancak kaza veya felaket önlenebilirse veya masum birisine anlamsız kasıtlı bir şiddet varsa, olayı kabul etmek zorlaşacaktır. Mağdur yakınları yaşanılan olayın neden yaşandığına dair sorularına cevap ararlar. Bu durumda yetkili ve sorumluların hesap verebilir olmaları lazım. Eğer olaylarda suçlular varsa adli süreç hızlı ve kesin bir şekilde sonlanmalı. Yaşanılan olaydaki suçlular ortaya çıkarılmalı ve yetkililer kamuoyuna ve ailelere böyle bir olayın tekrar yaşanmayacağına dair garanti vermeli. Örneğin Belçika’da yaşanılan bir kazadan sonra bir dava 7-8 yıl sürdü. Davanın sonucunda olayın sebepleri ve sorumluları açıklıkla ortaya konmadı. Bu, mağdur ailelerdeki psikolojik yaraların kapanmasına yardımcı olmadı. Bu yüzden ailelerin iyileşmesi için adalet çok önemli diyebilirim. Bunun dışında olay kurbanları için anma törenleri düzenlemek, mağdurların yas sürecine destek olmak önemlidir. Manevi veya dini koçluk da ailelerin kayıplarından hissettikleri acıyı dindirmekte faydalı olabilir.

Elim olaylar sonrasında yaşanılan acıyla başa çıkmanın verimli ve verimsiz yolları nelerdir?

Yas ve travmadan kurtulmak çok zaman alabilir. Bunun için günlük rutininize dönmeye ihtiyacınız olur. Evden çıkmayıp işe gitmemeye başlarsanız iyileşmeniz zorlaşacaktır. Acı veren, felaketi hatırlatan kişi, yer veya faaliyetlerden kaçınma kısa vadede iyi bir strateji olabilir ancak uzun vadede durumu kötüleştirebilir. Mağdurların elim olaylardan sonra daha fazla sigara ve alkollü içki tükettiği bilinmektedir, ancak bu tehlikeli, sağlıksız ve faydasız. Acıdan kaçış yoludur. Travmadan kurtulmak için iyi bir fiziksel duruma ihtiyacınız vardır. Madde bağımlılığı da hem vücudunuza hem de uzun vadede psikolojinize zarar verir.

2015-2018 arasında çok ciddi bir şiddet sarmalı yaşadık. Böyle süreçlerde toplum psikolojisi nasıl etkilenir?

Sık tekrarlanan terör saldırılarından sonra bir kabul edilmişlik hissi ortaya çıkabilir. Örneğin Paris’te yaşanan saldırılardan sonra Avrupa çapında bir sonraki saldırı konusunda gerginlik vardı. Belçika’daki saldırı sonrası ise toplum adeta bu saldırıları normal gibi görmeye başlayıp daha az gerginlik hissetmeye başladı. Buna toplumun acılarla baş etme mekanizması diyebiliriz. Toplum, yaşanan olaylara karşı kendisini hissizleştirerek acıya duyarsızlaşarak acıdan kaçmaya çalışır. Ancak gerçek toplumsal iyileşme farklı şekilde olur. İyileşme, barışçıl sokak hareketleriyle, daha fazla güvenlik, barış ya da diyalog çağrısıyla ve olayların bir daha yaşanmamasına yönelik çağrılarla gelir. Aynı şekilde terör saldırısı gibi olumsuz bir olaydan sonra, her zaman geçici olarak güçlenen bir grup kimliği ortaya çıkar. Toplum kendini bu dönemlerde bir grup olarak görmeye meyillidir, ancak bir süre sonra çoğu insan kendi kişisel yoluna döner ve kendi acısıyla kendisi yüzleşir. Bu, kederin kişisel bir şey olduğunu gösterir.

Brüksel’de 22 Mart 2016’da yaşanan saldırılarda görev alan polislere ve askerlere psikolojik destekte bulundunuz. Olaya müdahale eden güvenlik güçlerinde ne gibi psikolojik sıkıntılar gözüktü?
Masum insanlara yönelik katliam daha önce savaş tecrübesi yaşamış olanları bile derinden etkiliyor. Bu saldırı sırasında görev alan 350 askerden 85’inde ciddi psikolojik problemler gözüktü. Çoğu bu olaydan birkaç ay sonra yaşadıkları travmanın etkisiyle doktor raporları alarak işe gelmediler. Psikolojik yardım alamadıkları için yaşadıkları travmalarla baş edemeyenler vardı. Bu kişileri teşhis edip müdahale etmeye çalıştık.

Askerlerin psikolojik donanımı sivillerden farklı mı?
Askerler evlerini, ailelerini geride bırakıp hayatlarını tehlikeye atmaya gittikleri için yoğun bir psikolojik baskı altında görev yaparlar. Birlikte görev yaptıkları meslektaşlarını kaybederler ve bu hadiselerin her biri derin psikolojik yaralar açar. Askerlikte yaşanan psikolojik sorunların bir diğer sebebi de savaşlarla ilgili söylenen yalanlarla ilgilidir. Başka bir ülkeye operasyona gönderilen bir asker oradaki fakirlik ve açlıkla mücadele için gittiğini zanneder. Oraya varınca ise çatışmanın petrol, metaller ya da diğer doğal kaynakların kontrolü ya da başka finansal sebeplerle ilgili olduğunu görür. Örneğin Somali’ye gittiğinizde savaşın uyuşturucu klanları arasında olduğunu, gıda yardımlarının aslında halka ulaşmadığını görürsünüz. Yardım kuruluşlarının ve STK’lerin savaştan para kazandıklarına tanıklık edersiniz. Kısaca savaşın korkunç gerçek yüzünü görürsünüz. Bu psikolojik travmanın yanında manevi yaralanmaya da sebep olur.

Afetlere müdahale edenler ne tür psikolojik zorluklar yaşar?

İtfaiyeciler ve arama kurtarma görevlileri oldukça üzücü olaylarla karşılaşır. Kazalarda ya da afetlerde ölen çocuklar, yas tutan aileler ve hayat kayıpları karşısında etkilenirler. Askerler kullanılmış hissederken itfaiyeciler kullanışlı hisseder. İşlerinde onları motive eden önemli bir unsurdur bu, ama yine de yaşadıklarının psikolojilerini etkilemeyeceği anlamına gelmez.

psikotravmatoloji-ve-kriz-psikolojisi-uzmani-erik-de-soir-ilk-hafta-psikolojik-mudahale-icin-onemli-625936-1.