birgün

5° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 26.01.2021 04:00

RAF, Devrimci Hücreler ve anti sol histeri

Dünyanın büyük bir bölümü, özellikle de Avrupa, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin öncülüğünde anti komünist histerinin üzerine inşa edildi. Liberal “hür dünya”nın lideri Amerikan emperyalizminin anti sol histeriyi adım adım aşılamasında 1945’te savaşın bitmeye yüz tuttuğu günlerde Franklin D. Roosevelt’in yerine gelen, Hiroşima ve Nagazaki’nin katili Harry S. Truman kritik bir rol üstlendi.

Yeminli bir anti komünist olan ve adeta bütün kariyerini buna adayan Truman, SSCB’ye ve sola karşı ne pahasına olursa olsun mücadele edilmesi gerektiğine inanıyordu. Dediğini de yaptı, Truman Doktrini adı verilen stratejiyle Sovyetler’e karşı kim, ne varsa destekledi. Marshall Planı’nı devreye soktu, ekonomi kamuflajlı “yardım paketi”yle Batı Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye ve Yunanistan “bağımlı” hale getirildi.

★ ★ ★

Truman Doktrini’nin Avrupa’daki karargâhı Almanya’ydı. Daha doğrusu Batı Almanya. Anti sol zehrin aşılanması açısından “kullanışlı ülke” konumundaydı. Nazizmin neden olduğu yıkım sonrasında her şeyini kaybeden ülke sadece ikiye bölünmedi, aynı zamanda kayıtsız şartsız “hür dünya”nın kollarına kendisini teslim etmek zorunda da kaldı.

Amerika bu süreçte Almanya’yı istediği gibi şekillendirdi. Dönemin Batı Almanyası Sovyetler Birliği’ne karşı sadece bir ileri karakola dönüştürülmedi, aynı zamanda bütün devlet mekanizmasıyla buna göre dizayn edildi. Bugün dahi Amerikan etkisi her alanda ciddi bir şekilde hissedilir.

Bunlardan en göze çarpanı da anti komünist histeri. Almanya’da sanılandan da derin olan anti komünist fobi Amerika’dan miras. Sola karşı gösterilen düşmanlık ABD’ye ve diğerlerine taş çıkartacak türden. Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) liderlerinin - Gudrun Ensslin, Andreas Baader, Ulrike Meinhof, Jan-Carl Raspe- cezaevlerinde katledilmesinden sola karşı sürdürülen sürek avına bu “düşmanlık” diğer ülkeleri kıskandıracak boyutlarda.

★ ★ ★

Bütün bu uzun girizgahın nedeni geçen hafta Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti’ndeki Seevetal’de ormanlık bir alanda toprağa gömülü bir varilin bulunması. Varilde, çok sayıda belge/döküman, ateşli silahlarla/patlayıcı, bomba yapımına dair kılavuzlar ve kimyasal madde bulundu. Olay kamuoyunda büyük ilgi yarattı. Bütün gözler “olağan şüpheli” RAF örgütüne çevrilirken adeta olağanüstü hal ilan edildi.

Deutsche Welle’den Elmas Topçu’nun haberine göre yetkililer, 15 Ocak’ta tesadüfen bulunan varildeki belgelerin 80’li yıllara ait olduğunun tahmin edildiğini duyurdu. Şayet öyleyse bu, 1970’den kendisini feshettiği 1998’e kadar onlarca eyleme imza atan efsanevi örgüt RAF’ın para, silah, kimlik, harita, dokümanlarını sakladığı 18 gizli deposundan biri olabilirdi. Haberden öğreniyoruz ki “1982’de bir mantar toplayıcısının Hessen eyaletinde tesadüfen bulduğu gizli yeraltı deposunun örgütün merkez deposu olduğu ortaya çıkmış, orada ele geçirilen şifreli belgelerde Almanya’nın başka yerlerindeki 17 gizli depoya dair şifreli haritalar ele geçirilmiş. Daha sonra iki depo daha saptanmış. Şimdiye kadar çözülen şifreli belgelerle RAF’ın sadece 11 deposu tespit edilebilmiş, diğer depolar ise bulunamamıştı.”

Seevetal’de tesadüfen bulunan varilin RAF’ın 12’nci deposu olma ihtimali heyecan yaratsa da depo yüksek olasılık 1970’lerde kurulan ve 1990’lı yılların başına kadar faaliyet yürüten Devrimci Hücreler’e (Revolutionäre Zellen) ait.

★ ★ ★

Seevetal’deki depo Almanya’da sola dair histeriyi göstermesi açısından çarpıcı. Ülke teyakkuzda. Derinlere işleyen sol düşmanlığı nedeniyle bugün kendilerini feshetmiş olsa da RAF da, Devrimci Hücreler de neo Nazi faşist örgütlenmelerden daha “tehlikeli” görülüyor.

Bütün kurumların aşırı sağcı ağlarla kuşatıldığı, aşırı sağcı neo Nazilerin her tarafı ele geçirdiği, ordu ve polis içinde Nazi kalıntısı radikallerin ayyuka çıktığı Almanya’da aşırı sağ “terör”, ormanlık alanda bulunan varildeki sol dokümanlar kadar “tehlikeli” bulunmuyor. 100 yıl önce “devrimin kartalları” komünist liderler Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i katleden, 70’lerde Andreas Baader ve Ulrike Meinhof gibi devrimcileri cezaevlerinde infaz eden zihniyetten bugüne Alman egemenlerinin sol düşmanlığı bitmiyor. Sol histeri sen nelere kadirsin!

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol