Google Play Store
App Store

Diyarbakır’daki maden projesine karşı açılan davada bilirkişi raporu tamamlandı. Avukat İnan, bölgenin geçim kaynağı hayvancılığın görmezden gelindiği rapor için, “Bilirkişiler ÇED dosyasını dahi okumamışlar” dedi.

Raporda hayvancılığı görmezden geldiler
Fotoğraf: BirGün

İlayda SORKU

Diyarbakır’ın Lice’de Dimin Madencilik’in bakır madeni ve kırma-eleme tesisi projesine karşı “yürütmeyi durdurma” talebiyle açılan davada bilirkişi raporu tamamlandı. Şirket lehine hazırlanan raporda "proje mevzuata uygun” dendi. Ancak dava avukatı Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Komisyonu Genel Sekreteri Ahmet İnan, bilimsel ve çevresel birçok unsurun raporda yer almadığını belirtti.

Hayvancılık ve arıcılık yapılan bölgede maden ve tesis açmak isteyen şirket çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreci başlattı. Bölgede 700 hektarlık ruhsat alanına sahip şirket, ÇED gerekli değildir kararı alabilmek için faaliyet alanını 24,87 hektarla sınırlı tuttu. Projeye Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2020 yılında ÇED gerekli değildir kararı verildi. Yurttaşlar, projenin bölgedeki hayvancılık ile arıcılığı olumsuz etkileyeceğini belirterek kararı yargıya taşıdı. Diyarbakır 4. İdare Mahkemesi’nde görülen davada bilirkişi keşfi yapılması karar verildi ve projenin tarım ile hayvancılık üzerinde etkisinin incelenmesi istendi.  Mahkemenin talebine rağmen hazırlanan bilirkişi raporunda, bölgedeki hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerine değinilmedi.

Öte yandan yeraltı su seviyesi, yüzeysel su varlığı ve hidrolojik yapı hakkında da analiz yapılmadı. ÇED dosyasında bölgede bir su kaynağının olmadığı belirtilmesine karşın projenin yaklaşık 20 metre yakınından geçen bir derenin olduğu öğrenildi.

Yapılan değerlendirmede, ÇED alanının güneydoğu sınırının dere yatağına çok yakın olduğu vurgulandı. Proje tanıtım dosyasındaki yeraltı su rezervleri, kaynaklar ve dere yatakları ile ilgili adeğerlendirmelerin yetersiz olduğu aktarılan raporda, “Eğimin yüksek oluşundan dolayı ocak atık malzemesinin dere yatakları açısından risk oluşturacağı, bu nedenle ÇED aşamasında bu konulara özellikle dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyim” denildi.

Yine raporda, ÇED dosyasında heyelan ve depremsellik açısında detaylı çalışmaların yapılmadığına dikkat çekildi.

‘KAÇ AĞAÇ KESİLECEK?’

Maden sahasına en yakın yerleşim yerinin 422 metre olduğu hatırlatın raporda, mesafenin gürültü, toz, taş savrulması gibi etkenlerle halk sağlığı üzerindeki sonuçları analiz edilmedi. Öte yandan proje tanıtım dosyasında kaç ağaç kesileceği, ağaçların türü ve yaşı gibi bilgiler de raporda yer almadı.

∗∗∗

BİLİRKİŞİLER TARAFLI VE YETERSİZ

Avukat Ahmet İnan, BirGün’e yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: “Taraflı ve yetersiz bilirkişiler, taraflı ve hakkaniyetsiz kararlara sebep oluyor. Maalesef Lice örneğinde de durum aynı. Bilirkişiler ÇED dosyasını dahi okumamışlar. Sadece jeoloji mühendisi alanın, heyelan ve deprem alanı olduğunu, su varlıklarının zarar göreceğini ve ÇED dosyasının bu anlamda yeterli olmadığını tespit etmiş. Bu da ‘uygun’ görüşü verilmesinin önünde engel teşkil etmemiş. Biz yaşam alanlarımız için mücadeleyi sürdüreceğiz.”