Rejimin geleceğe yönelik hesapları: Şeyhülislamlığa özenen Diyanet
Laikliği ortadan kaldırma hamlelerini hızlandıran rejim bu yolda Diyanet İşleri Başkanlığı’nı seferber etti. İktidar Diyanet’i aparat olarak kullanarak Osmanlı Devleti’ndeki şeyhülislamlık gibi bir makam oluşturdu.

Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.netRejim ülkede gericilik eliyle siyasal İslamcı düzeni her geçen gün daha da kurumsal hale getirmek istiyor. Laikliğin kalan kırıntılarını da yok etmek isteyen iktidar cumhuriyetin tüm ilerici birikimlerini de tarumar ediyor. Siyasal İslamcı rejime karşı barikatın en önünde yer alan kadınlar ise eğitimden sağlığa toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi iktidar blokunun hedefi haline getiriliyor.
Laikliği ortadan kaldırma hamlelerini hızlandıran siyasal İslamcı rejim bu yolda Diyanet’i seferber etti. Diyanet adeta Osmanlı Devleti’ndeki şeyhülislamlık gibi bir fetva makamına dönmüş durumda. Her cuma hutbesinde tamamı erkek bir kitleye kadınları hedef alan hutbeler veren Diyanet bunu rejimin aparatı göreviyle yapıyor.
Bu cuma hutbesinde, "Çıplaklık ve teşhircilik, hayatın bir parçasıymış gibi lanse edilmemelidir" ifadeleri kullanılırken küresel lobiler, çıkar çevreleri ve emperyalist güçlerin aile kurumuna yönelik saldırılarının bulunduğu öne sürüldü.
BOŞANMA HAKKI HEDEFTE
Hutbede, "ailenin huzurlu bir toplumun teminatı olduğu" bazı çevrelerin "kadınları annelikten, erkekleri ise babalıktan uzaklaştırmaya çalıştığı" iddia edildi.
Öte yandan medeni kanun da Diyanet’in hedefindeydi. “Çarpık ilişkiler ve boşanmalar sıradan, öfke ve şiddet olağanmış gibi gösterilmemeli” ifadelerinin kullanıldığı hutbe kadınların kazanılmış haklarına göz dikti. Tüm bu bakış açısında adına hutbe denilen fetvalarda kadınlar araçsallaştırılırken asıl amaç ise otoriter İslamcı rejimin önünü açmak ve Diyanet’in yanı sıra tarikat ve cemaatler eliyle yaygınlaştırmak.
Hutbedeki “teşhircilik” vurgusu İHH Konya İl Başkanı ve doktor Hasan Hüseyin Uysal’ın kadın hastaya "teşhirci" diyerek muayene etmeyi reddetmesini ve son olarak Manifest grubuna aynı sebeplerle yurtdışı yasağı verilmesini hatırlattı. Hukukçular teşhircilik suçunun oluşabilmesi için “alenen cinsel organın” gösterilmesi gerektiğini vurgulasa da iktidar cenahı hukuku, Anayasa’yı çıkarlarına göre eğip bükmeye devam ediyor. Kadınların yanı sıra kız çocukları da iktidarın gerici politikalarından payını alıyor. Diyanet’in yayınlarında ve afişlerinde türbanlı kız çocukları yer alıyor. İktidar eğitim alanındaki toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili kazanımların tamamını da kaldırırken ‘Maarif Modeli’ ile cinsiyetçi eğitim politikalarına resmiyet kazandırdı.
DİNİ REFERANSLA DİZAYN
SOL Hukuk Meclisi’nden Avukat Nuriye Alsancak konuya ilişkin BirGün’e konuştu. Alsancak, “AKP'nin toplumu dini referanslara göre dizayn etme aparatı olan Diyanet, kendinden olmayana saldırmaya ve hedef göstermeye devam ediyor” dedi.
Neredeyse her gün en az bir kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, Kuran kurslarında, cemaatlerde çocukların istismara maruz bırakıldığı ülkemizde Diyanet insanların yaşam ve ilişki biçimlerini, giyim kuşamını diline dolamış durumda ifadelerini kullanan Alsancak, “Diyanet sürekli aile kavramını kutsarken ‘aile’ içerisinde öldürülen, şiddete maruz bırakılan kadınlar korumak adına hiçbir adım atmıyor. Laik devlet ilkesine tamamen zıt faaliyetler içerisinde bulunan Diyanet’in bu açıklamaları Anayasa’ta tamamen aykırı.” diye konuştu.
SINIRLARI İÇİNDE KALMALI
EŞİK Gönüllüsü Avukat Yelda Koçak ise Diyanet’in boşanma hakkını hedef almasına tepki gösterdi. Koçak, “Boşanma, kadın ve erkek için eşit bir haktır. Bir hakkı, şiddet ve öfke ile aynı kefeye koymak hem yanlış hem de toplum için tehlikelidir” dedi. Daha iki gün önce boşanmak isteyen bir kadının 5 yaşındaki çocuğunun gözü önünde öldürüldüğünü hatırlatan Koçak, "Kadınların ve LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık hakkı ısrarla yok sayılıyor" ifadelerini kullandı.
Kadınların kılık kıyafetine karışma çağrısı, erkeklerle eşit miras hakkına karşı çıkış ve bugün aile kurumunu ‘fıtrata aykırı sapkınlıklar’ üzerinden koruma söyleminin bunun açık göstergesi olduğunu vurgulayan Koçak, "Özellikle “çıplaklık ve teşhircilik” göndermesiyle Manifest grubuna açılan soruşturmanın hutbeye taşınmasını hatırlatan Koçak, “Sanat yapan kadınların ve LGBTİ+’ların kamusal alanda varoluşlarının kriminalize edilmek istenmesinde daha da ileriye gitmeyi gösteriyor” dedi.
∗∗∗
DİYANET HADDİNİ AŞTI
Diyanet son iki aydır neredeyse her hutbesinde kadınları ve laikliğin kazanımlarını hedef alıyor. Bunlardan bazıları şöyle:
1 Ağustos: Kısa giyinmenin “Allah’ın emrini ihlal ettiği” aktarıldı. “Ahlak ve edep ölçülerinin çiğnenmesine sessiz kalan herkes büyük bir vebal altındadır” denildi. Ayrıca giyim sektörünün, modacıların ve bazı medya çevrelerinin çıplaklığı özendirdiği, örtünmeyi değersizleştirdiği öne sürülüp “kısa giysiler ve şeffaf kıyafetler giyilmesinin Allah’ın örtünme emrinin ihlali ve haram olduğu” vurgusu yapıldı.
15 Ağustos: “Kız çocuklarının mirasta Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmamasının kul hakkı olduğunu” iddia edildi. Hutbede “karşılıklı rıza olmadan Allah’ın koyduğu miras ölçüsünü değiştirmenin ilahi adalete aykırı olacağı, kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması ve yine kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmamasının kul hakkına gireceği” ifade edildi.
∗∗∗
ÜST AKIL OLDULAR
Diyanet İşleri Başkanlığı bu uygulamaları sadece Cuma hutbelerinde de yapmıyor. İcraatlarından bazıları şöyle:
Aile huzuru ve mutluluğu konferansları: Aile Huzuru ve Mutluluğu" temalı konferanslar ve seminerler düzenleniyor. Aile içi huzurun sadece dini değerlerle sağlanabileceği mesajını veriliyor.
Gerici fetvalar: Diyanet, evlilik ve boşanma konularında sürekli gerici fetvalar veriyor.
Aile eğitim dergisi ve yayınları: Diyanet, aile konusundaki gerici söylemlerini yaygınlaştırmak için dergi ve kitap yayınları çıkarıyor. Bu yayınlarda, kutsal aile övülerek kadınların tek rolünün annelik olduğunun altı çiziliyor.


