birgün

20° PARÇALI AZ BULUTLU

EĞİTİM 15.01.2021 09:32

Rektörlük Eşittir Saray Sekreterliği: Alıntıları değil üniversiteleri tırnak içine aldınız

Üniversiteler birer akademik kurum olmaktan çıkıp AKP’nin oyun alanına dönüştü. Mesele sadece Boğaziçi’ne atanan Bulu’dan ibaret değil. Ülkenin dört bir yanında filizlenen bu mesele özgür, demokratik, kamucu, özerk bir üniversite mücadelesini büyütme; akademiyi AKP’nin elinden kurtarma meselesine dönüştü.

Rektörlük Eşittir Saray Sekreterliği: Alıntıları değil üniversiteleri tırnak içine aldınız


Sarya Toprak

AKP’nin üniversiteleri dizayn etme çabası sürüyor. Bunun karşısında ülkenin her yerinde üniversiteliler ayakta. Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun “kayyum rektör” olarak atanmasını kabul etmeyeceğini söyleyen üniversiteliler; bilimsel demokratik, özerk üniversite için mücadele edeceklerini beyan ediyor.

Bu saldırıların yalnızca Boğaziçi’yle sınırlı olmadığını aktaran öğrenciler, seslerini dayanışmalarıyla birlikte tüm sıra arkadaşlarına ve memlekete ulaştırıyor.

***

YAŞASIN ÖĞRENCİ DAYANIŞMASI

rektorluk-esittir-saray-sekreterligi-alintilari-degil-universiteleri-tirnak-icine-aldiniz-829378-1.Bahar Budak - Dokuz Eylül Üniversitesi: 2021’e girdiğimiz bugünlerde gerici ve baskıcı iktidar, bağımsız üniversite kavramını yok sayarak AKP’li Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesine kayyum rektör olarak atadı. Boğaziçili arkadaşlarımız pandemiye rağmen gür bir sesle bunu reddetti. Bu ses istibdatçılar tarafından öfkeyle karşılandı. Gece ev baskınları, hukuka aykırı gözaltı süreleri ve usulsüz aramalarla öfkesini, kinini somut olarak ortaya koydu. Bizler ülkenin dört bir yanında “Yaşasın Öğrenci Dayanışması” diyerek Boğaziçili arkadaşlarımızın mücadelesini büyütüyoruz. Bu mesele artık Boğaziçi meselesi değil; usulsüzce atanan tüm kayyum rektöre sahip üniversitelerin meselesi, bu mesele üniversitelerin bağımsızlığını koruma meselesi, bu mesele AKP’nin her alanda şiddetini artırdığı baskıyı durdurma meselesi, bu mesele haklarını savunan arkadaşlarımızın “terörist” olarak yalan yanlış sıfatlandırılmasına dur deme meselesi. “Öğrenci Dayanışmaları” olarak tüm kayyum rektörler gidene kadar, üniversiteler bağımsız ve bilimsel eğitim yuvaları haline gelene kadar “Kayyum rektör istemiyoruz!” diyeceğiz. Kayyum rektör Bulu’yu bir programda söylediği sözlere atıfta bulunarak diyoruz ki gençler olarak haklarımızı savunuyoruz, çünkü ellerimizle kurulacak olan o gelecekte bizler yaşayacağız!

HER YERDE MÜCADELE EDECEĞİZ

rektorluk-esittir-saray-sekreterligi-alintilari-degil-universiteleri-tirnak-icine-aldiniz-829379-1.İlayda Cantaş -Yıldız Teknik Üniversitesi: Üniversiteler iktidar eliyle kindar ve dindar nesil yetiştirmek adı altında bugün yeniden yapılandırıldığı, özgür ve bilimsel eğitim talebini üniversite kürsülerinden dillendiren hocalarımızın yalnızca muhalif oldukları için akademiyle bağlarının kesildiği, barış dedikleri için KHK’lerle atıldığı bir durum söz konusu. KHK’lerle üniversitelerimize rektörlerin atandığı, kurumların iradesinin yok sayıldığı bir gerçeklik ile karşı karşıyayız. Bu durumun en yakın ve en canlı örneği ise Boğaziçi’nde geçtiğimiz günlerde yaşandı. Siyasi kimliği ile ön plana çıkan, yazmış olduğu tezde intihal yapan Melih Bulu, üniversite bileşenlerinin iradesi hiçe sayılarak kayyum rektör olarak atandı. Yıldız Teknik’li öğrenciler olarak 2016 yılından beri kayyum rektörlerle yönetilen okulda öğrenim görüyoruz. Kayyum rektör sorunun yalnızca Boğaziçililerin bir sorunu olmadığının çok açık farkındayız. Rektörlerin okul bileşenlerince seçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Biliyoruz ki kayyum rektörler olduğu müddetçe ne gerici, bilimsellikten uzak eğitim son bulur ne de üniversitelerin özgür, özerk yapısı yaratılabilir. Bu eylemlerde öğrenci dayanışmasının ne kadar hayati ve değerli bir şey olduğunu yeniden deneyimledik. Boğaziçi’nde kayyum Rektör Melih Bulu’ya karşı başlatılan eylemlere katılan sıra arkadaşlarımız iktidar medyası tarafından hedef gösterilse, evleri basılarak gözaltına alınsalar da gerçeğin bu olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu nedenle de bizler öğrenci dayanışmasından aldığımız güçle özgür üniversite mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz.

rektorluk-esittir-saray-sekreterligi-alintilari-degil-universiteleri-tirnak-icine-aldiniz-829380-1.Cem Naci Kesikli - Yıldız Teknik Üniversitesi: Kısa bir süre önce “Yıldız Teknik’te millet bahçesi istemiyoruz’’ diyerek bir araya gelen, gerici Bedri Gencer’e ve onun zihniyetine karşı duran, “Yıldız Külliye Olmayacak’’ sözüyle okulunu savunan Yıldızlılar olarak Boğaziçili arkadaşlarımızın mücadelesine omuz veriyoruz. Boğaziçi’nde, Yıldız Teknik’te; memleketin her yerinde filizlenen direnişi büyüteceğiz. Bu direniş yalnızca bir atamaya karşı değil, akademiyi biat ettirmeye çalışanlara, kampüsleri amfileri ve ülkenin gençlerini zapt etmeye çalışanlara karşıdır. Bu direniş bilimi, emeği savunmaktır ve tam da bu sebeplerle Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yalnız değildir.

VERŞAN KÖK ODTÜ’YE, MELİH BULU BOĞAZİÇİ’NE REKTÖR OLAMAZ

Baran Çetin - ODTÜ:
Boğaziçi’ne atanan kayyum Rektör Melih Bulu’ya karşı Boğaziçili öğrencilerin başlattığı direniş, ülkemizin dört bir yanındaki üniversite öğrencilerinin de destekleriyle büyüyor. ODTÜ’lü öğrenciler olarak, 2016 yılında haksız şekilde üniversitemize rektör olarak atanan, sonrasında hükümetin gerici ve baskıcı isteklerini yerine getirmeye çalışarak bizlerin büyük tepki ve direnişiyle karşılaşan Verşan Kök’ten aşinayız. Hükümet yetkilileri ısrarla “Gezi’de amaç bir ağaç değildi; burada da amaç rektörler değildir’’ diyor. Buna sonuna kadar katılıyoruz. Mesele özgürlük alanları kısıtlanarak, ülkenin en dinamik ve baskıcı rejimler için en “tehlikeli’’ kesimi olarak görülen gençliğin nefessiz bırakılmaya çalışılmasıdır. Gençler olarak, bu ülkenin ve tüm dünyanın en güçlü, en yenilikçi, en özgürlükçü ve baskıcı rejimler için en tehlikeli kesimiyiz.

Deniz Sönmez - ODTÜ: ODTÜ’ye rektörlük seçimlerinde ikinci olmasına rağmen kayyum rektör olarak atanan, geçtiğimiz yaz ise Cumhurbaşkanı tarafından yeniden atanan Verşan Kök’e tepkimiz neyse, Bulu’ya da tepkimiz o. Nasıl ki “Verşan Kök ODTÜ’ye rektör olamaz” sloganını tekrarlıyorsak, şimdi de Boğaziçili arkadaşlarımızla “Kayyum rektör istemiyoruz” diyoruz. Arkadaşlarımız gösterdikleri haklı ve kararlı mücadele süresince defalarca gözaltına alındı ve çeşitli şekillerde işkence ve kötü muameleye uğradı. Mücadeleye destek veren herkes teröristlikle suçlandı. Dillere pelesenk olan bu sözcüğün kamuoyunda istenilen tepkiyi yaratmadığını görüyoruz. İşkencenin insanlık suçu olduğunu ve Boğaziçi’li arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha söylüyoruz.

GERİCİ POLİTİKALARLA MÜCADELE EDELİM

rektorluk-esittir-saray-sekreterligi-alintilari-degil-universiteleri-tirnak-icine-aldiniz-829381-1.Yusuf Eyidenbilir - İstanbul Üniversitesi: Pandemiyle birlikte uzaktan eğitimin eşitsizliğini hissederken, 2021 yılına AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından atanmış rektörlerle başladık. Memleketin dizginlerini ellerinde tutmaya çalışanlar, gerici ve baskıcı politikalarını rektörler atayarak; usulsüz şekilde öğretim üyesi yerleştirerek, liyakati hiçe sayarak üniversitelerde uygulamaya çalışıyorlar. Seçilmesi gereken rektörün, kılıfına uydurularak atanmasını Boğaziçili öğrenciler gibi bizler de deneyimlemiştik. Atanmış rektör olan Mahmut Ak okula geldiğinde ona muhalif herkesi tasfiye etmeye çalışmıştı. Öğrenci kulüplerini işlevsiz hale getirmiş, öğrencilerin yan yana gelip tartışacağı zemini yıkmak istemişti. Ders saatlerini haftanın belli günlerine yığarak öğrencileri birbirinden uzaklaştırmak istediği gibi akademisyenlerle öğrencilerin de temasını azaltma yönünde adımlar atmıştı. AKP eliyle atanan Melih Bulu’nun güler yüzlü davranışlarına, Boğaziçi öğrencisini kapsamak için “Metallica dinleyen bir rektörüm” söylemlerine aldanmıyoruz. Kindar ve dindar nesil yetiştirme projelerini gerçekleştirmek adına bugün “Metallica dinliyorum” derler, yarın müzikle uğraşan kulüpleri kapatırlar. Misal; İstanbul Üniversitesi’nin bir botanik bahçesi vardı. Burayı kapatıp, bölgeyi müftülüğe devrettiler. Üniversitelerimizde yaşananlar memleketimizde yaşananların yansımasıdır. Nasıl ki memleket; sermayedarların lehine baskıcı politikalar uygulanarak gerici ve emek düşmanı politikalarla mücadele ediyorsa, üniversitelerimiz de bu mücadeleyi yürütüyor. Bugün Boğaziçi’nde yürütülen mücadelenin anlamı biraz da burada aranmalıdır. Bulu’nun atanması herhangi birisinin atanması değil, AKP içinde yıllarca çalışma yürütmüş birinin atanmasıdır. AKP’nin memlekete uygulamaya çalıştığı politikayı yine kendi içlerinden çıkan birine yaptırmak istiyorlar, Bulu’ya verdikleri görevi yapacağına dair güveniyorlar. Sermayenin bizleri yönetebilmek için sıkça başvurduğu yol olan bölme, parçalara ayırma yaklaşımına aldırmıyoruz. İÜ öğrencileri olarak Boğaziçi öğrencilerinin yanındayız; çünkü biliyoruz ki dün bizim başımıza gelen bugün Boğaziçi’nin başına getirilmek isteniyor. Buna ses çıkartmazsak dün olduğu gibi yarın da başka üniversitelere bunu yapmak isteyeceklerdir. Piyasacı politikaları üniversitelere uygulamaya çalışanlara memleketin hiçbir köşesinde göz açtırmayacağız.

MARMARA'DAN KÜLLİYE BULU’DAN REKTÖR OLMAZ

rektorluk-esittir-saray-sekreterligi-alintilari-degil-universiteleri-tirnak-icine-aldiniz-829382-1.İrem Yıldırım - Marmara Üniversitesi: Boğaziçi’ne, üniversitenin demokratik kültürünü ve tarihini yok sayarak AKP eliyle kayyum atanan Melih Bulu esasında yalnızca Boğaziçi’nde karşımıza çıkan bir örnek değil. Birçok üniversitede olduğu gibi Marmara Üniversitesi’nde de mevcut rektör AKP tarafından atanmış bir rektördür. Bu durum, iktidarın; üniversitelerin bağımsızlığına ve demokratik zeminine vurmakta olduğu darbenin ne denli büyük olduğunu önümüze çıkarıyor. Marmara’da atanmış rektör Erol Özvar’ın onayıyla Başıbüyük yerleşkemiz Erdoğan Külliyesi olarak değiştirildi. İsim seçimi ve “külliye” ibaresi aslında iktidarın üniversitelere dair ideolojik hamlesini ortaya koyuyor. Demokratik kültürün ve bilimsel düşüncenin hakim olması gereken üniversiteler birer külliyeye dönüştürülmek isteniyor. Ancak Boğaziçili ve tüm öğrencilerin gösterdiği direngenlik üniversitelerin aydınlık, bilimsel, demokratik zeminler olmak zorunda olduğunu göstererek bir umut ışığı oluyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol