birgün

23° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 07.08.2020 04:00

Res Pubica: Kamusal alan edep yeri mi?

Protagoras’ın “insan her şeyin ölçüsüdür” deyişini küçük bir ekleme yaparak düzeltmek gerekecek: İnsanın bedeni her şeyin ölçüsüdür. Sayısal, soyut bir ölçü sistemi icat etmeden önce de insan, yaşadığı yeri doğrudan bedeni aracılığıyla ölçebiliyordu. Ayak, adım, parmak, kulaç, karış gibi uzuvlarını kullanarak elde ettiği ölçü birimleriyle yaşadığı yeri, bedenine uygun bir ölçü mekânı haline getirmiştir. Analog ortamdan dijital ortama geçilse de bedensel ölçü birimi olan parmak, dijital sözcüğünde hâlen yaşamaya devam ediyor (Latince digitus parmak demek). Beden sadece mekânı ölçmek için kullanılmamış, yerleşilen mekân bölümlere ayrılırken, yine bedenin işlevsel bölümlenmesi ölçü alınmıştır. Yani, önce beden bir mekân olarak bölümlere ayrılmış, sonra toplumsal mekân bu bölümlere göre düzenlenmiştir. Konutların planı, bedenin mekânsal bölümlerini yansıtır; oturma odası, yatak odası, tuvalet, mutfak gibi bölümler bedensel işlevlere göre tanımlanmıştır. O hâlde ilk önce mekânlaşan bedendir ve bedenin mekânsal düzenlenmesi toplumsal mekânların kuruluşunu öncelemiştir. Beden her şeyin ölçüsüdür.

Hangi beden? Erkek bedeni mi yoksa kadın bedeni mi diye sorabilirsiniz. Bize öyle öğretildi çünkü. Beden, ilk önce erkek ve dişi olarak mekânlara ayrıldı. Ve iktidar bedeni mekânsallaştırırken yerli yurtlu hale getirmiş, bedeni sabit yer ve işlevleri olan organlarla donatmıştır. Oysa bedeni oluşturan organlar göçebeleşmeye eğilimlidir ve göçebeleştiklerinde bedeni kolay kolay erkek ya da dişi diye sınıflandıramazsınız. Yerleşik hâle getirilip mekâna kapatılan beden, organların hapishanesidir. İktidar bedeni kapatmak ve organlarını bir mekânın içine yerleştirmek zorundadır; iktidarını bedenlerin üzerinde kuruyor çünkü. Erkek ve dişi bedensel mekânların toplumsal mekândaki karşılılıkları, kamusal mekân ve özel mekândır. Söylemeye bile gerek yok, iktidar erkektir; her şeyin ölçüsü insanın değil, erkeğin bedenidir. Erkek, kamusal mekânı kendine ayırmış ve kendi bedenine göre tasarlanmıştır. Le Corbusier’in “Modulor Adam”ı ya da Leonardo’nun “Vitriviusçu Adam”ı, fark etmiyor. Vitrivius’un erkeği kare ve çember olarak idealleştirilen mekânın tam ortasına yerleşmiş, üstelik kol ve bacaklarını açarak kamusal mekânı tümüyle kaplamıştır. Bu adam, toplu taşıma araçlarında sık sık karşılaşılan erkeğin mekânı kaplama biçiminin sanattaki karşılığıdır.

Erkeğin bedeni antropometriktir. Kamusal ve özel mekânların ayrımında, ölçü birimi olarak bu kez cinsel organını kullanmış, mekânları cinsel organlara göre tasarlamıştır. Dişi üreme organı, erkeğin mülkü olarak özel mekâna yerleştirilirken, erkek cinsel organları, kamusal mekânda rahatça dolaşabilir, birbirleriyle konuşabilir, kamu meselelerini tartışıp kamu adına kararlar alabilirler. Roma hukukuna göre kamusal mekânı özel mekândan ayıran, evin sokağa açılan kapısının eşik çizgisidir. Tohumlarını yetiştireceği bir arazi olarak mülkiyetine geçirdiği kadın bedeni kamusal mekâna çıktığında örtünmek zorundadır. Eşik çizgisinin kadın bedenindeki muadili giysidir, giysinin ten ile oluşturduğu çizgi. Bedeninin neresini ve ne kadarını kamusal mekânda açabileceğine erkek karar verir. Erkek ise Antik Yunan’da olduğu gibi bugün çırılçıplak dolaşamasa da kamusal mekânı fallik temsillerle donatmış ve kendi cinselliğini anıtlaştırmıştır. Ve erkek, cinsel organıyla silahlanmıştır. Eski dilde silah anlamına gelen bir sözcük erkeğin cinsel organını adlandırmak için kullanılmaktadır.

İngilizcede ‘public’ ile ‘pubic’ sözcükleri akrabadır; biri kamusal, diğeri ise genital bölge, yani edep yeri demek. Bugün tüm nüfusu ilgilendirdiğini düşündüğümüz, Romalıların ‘Res publica’ dedikleri kamu meseleleri, başlangıçta pubik kılları çıkmış, dolayısıyla cinsel bakımdan olgunlaşmış, ergin, silah altına alınan erkeklerin meselesiydi sadece (Raymond Geuss, Kamusal Şeyler, Özel Şeyler, YKY). Kamusal alan görünürde demokratikleşse de hâlen cinsel organlarını bir silah gibi kullanan erkeklerin tartıştığı, bedenler hakkında kararlar aldığı bir alandır. Şöyle de söylenebilir: Kadının pubik bölgesi erkeğin mülkü olarak özel mekâna kapatılmış, erkeğinki kamusal alan olarak açılmıştır: Res pubica.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız