Google Play Store
App Store

Tutuklu bulunan ve yerine kayyum atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, "'Soyadımız Türkiye' dediğiniz bir süreçte samimi olmanız için süreci toplumsallaştırmanız ve milletin rızasını almanız lazım" dedi. İktidarın yeni süreci toplumsallaştırma konusunda sıkıştığını kaydeden Şahan, "'Türkiye İttifakı’nı mahkum edip, dönüp topluma 'Soyadımız Türkiye' diyeceksiniz. Buna kim inanır?" ifadelerini kullandı.

Resul Emrah Şahan: 'Türkiye ittifakını' mahkum edip 'soyadımız Türkiye' diyemezsiniz

Tutuklu bulunan ve yerine kayyum atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

halktv.com.tr yazarı Bahadır Özgür'ün sorularını yanıtlayan Şahan, "Türkiye’nin her yerinde tüm toplumsal kesimler çatışma ve çözümsüzlükten yorgun düştü. Kutuplaşmadan yorgun düştü. Herkes çözüm arıyor. Vatandaş nasırlaşmış dertlerine çare arıyor, bunun ne kadar büyük bir imkân olduğunu görüyorum. Ancak siyasi iktidar bu imkânın farkında mı, emin değilim" dedi.

Şahan, şöyle devam etti: "Türkiye, barış süreci - terörsüz Türkiye süreci, ismine ne dersek diyelim çok önemli ve değerli bir sürecin içindedir. Bu kadar önemli bir kırılma noktasında 'siyaset'in zayıflığı ile karşı karşıyayız maalesef. Türkiye’de siyasetin alanı genişlemezse, bu milletin umutlarına yazık olur."

"'Soyadımız Türkiye' dediğiniz bir süreçte samimi olmanız için süreci toplumsallaştırmanız ve milletin rızasını almanız lazım" diyen Şahan, "Türkiye’nin birinci partisi CHP’nin, 15,5 milyon imza ile cumhurbaşkanı adayı olmuş İmamoğlu’nu, elinizdeki bürokrasi ve yargıyı seferber edip çalışma arkadaşlarıyla içeri atacaksınız. Benim Kürt başkan yardımcım var diye, benim meclisimde Kürt kimliğiyle siyaset yapmış meclis üyesi var diye, başkan yardımcımla birlikte içeriye alınacağım ve %70 oyla seçildiğim Şişli’ye kayyum gelecek" ifadelerini kullandı.

"BUNA KİM İNANIR?"

"Özetle ‘Türkiye İttifakı’nı mahkum edip, dönüp topluma 'Soyadımız Türkiye' diyeceksiniz. Buna kim inanır?" vurgusunu yapan Şahan, şunları söyledi:

"Siyasal iktidar, ittifak ortağının başlattığı süreci toplumsallaştırma konusunda sıkışmıştır. Yaptığınızla söylediğiniz bu kadar çelişirse, yıllardır kayyumlarla, tutuklamalarla mücadele eden Kürt siyasetini ve Kürtleri ikna edemezsiniz. Bizzat siyasal iktidarın kutuplaştırdığı toplumu sakinleştiremezsiniz. İstanbul’da Türk, Kürt, Alevi, Sünni vatandaşın iradesini yok sayarak; sadece CHP’li değil, AK Partili, MHP’li, DEM Partili seçmenin iradesini yok sayarak bu toplumu iyi niyetinize ikna edemezsiniz. Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de, Demirtaş’ın 9 yıla yakındır Edirne’de tutsak olduğu bir iklimde siz kimin rızasını nasıl alacaksınız? O nedenle bu tarihi fırsatı güçlü bir demokratikleşmeye ve siyaset üretme imkanına dönüştürmek zorundayız. İçeride, dışarıda, iktidarda, muhalefette fark etmeksizin üzerimize düşen tarihi sorumluluk budur.

Yani açıkçası iktidarın, bana dönemin DEM Parti genel başkan yardımcısı ile, araştırmacılarla, sosyologlarla görüştüm diye terörist diyen bir tutumdan hızla çıkması lazım. Hızla gerçekliğe dönmek zorundayız. Demokratikleşme süreci ve bu süreci toplumsallaştırma sadece terörsüz Türkiye başlıklı bir siyasal iletişim çalışmasıyla değil; kurumlarıyla, siyasetiyle, yapısal yeniden bir inşayı dert edinmekle olur. Bu toplum bunu hak ediyor. Ve inanın yapacak."

"KUMPASLAR BİZİM GERÇEĞİMİZİ DEĞİŞTİREMEZ"

Bahadır Özgür'ün "Bugün 'itirafçılar' gündemde… Kadro hareketinde eksik olan neydi?" sorusuna yanıt veren Şahan, "İftiracılar çıkar, çünkü çok sert bir yol yürüyoruz. Sonu aydınlık ve net olan, dikenli, fırtınalı, boranlı bir yol bu. İnsanları bu psikolojik savaşta zayıf yanlarıyla, aileleriyle, yıllarca emek koyup çalışarak kazandıklarıyla tehdit ederseniz ve “iftira at, çık” kapısını gösterirseniz, buna tenezzül edenler çıkacaktır tabi" dedi.

Şahan, şöyle devam etti: "Ama kumpaslar bizim gerçeğimizi değiştiremez: Bu kadro hareketi aslında seçimi nasıl kazandıysak tam da onun gibi. Bir ‘Türkiye İttifakı’ gibi. Kimse bu çalışma ekibinde birinin yakını, birinin hemşehrisi olduğu için değil işinde iyi, kendinden emin, ortak akla önem veren, ben değil biz diyen olduğu için yer aldı."

"MİLLET İKNA OLMUYOR İFTİRALARA"

"İktidara yakın medyada yoğun biçimde 'itirafçı' beyanlarıyla haber yapılıyor. Siz bu haberlere baktığınızda ne görüyorsunuz?" sorusunu Şahan, şöyle yanıtladı:

"İletişim Başkanlığı kurulduğundan bu yana mevcut siyasal iktidar siyaset yerine siyasal iletişimi koydu. O gün bugündür de güç kaybediyor. Güç kaybettikçe de algı, olgu, gerçeklik, yalan hepsini birbirine katıp karıştırarak iktidarda kalmaya çalışıyor. Tam bir kısır döngü. 19 Mart siyasi darbesinin gerekçesine toplumu ikna edemedikçe algıyı yönetme çabalarında el yükseltiyorlar. Önceden bunu iletişim operasyonlarıyla, montaj videolarla yapıyordu. Şimdi ne yazık ki bunun yerini adalet sistemi, bürokrasi aldı. Ama toplumu ikna edemiyor ve bunu gördükçe elinde kalan tek enstrümanla biraz daha deniyor.

Görülmesi gereken gerçek şu, siyasal iletişim döneminin, algı yaratma döneminin sonuna geldik. Gerçek siyaset kazanacak artık. Ülkenin bu kadar derin sorunlarının olduğu, vatandaşın gündelik hayatta en sert biçimde mücadele ettiği bir dönemde siz zalimce oyunlarınızla kimseyi ikna edemezsiniz. Gerçeklere dönmemiz lazım, gerçeklere. Millet inanmıyor, ikna olmuyor ve olmayacak da bu iftiralara. Ondan kendimizi millete emanet ettik."

"İMAMOĞL'NU VE CHP'Yİ ENGELLEME İŞİ"

"İçeride bulunduğumuz süreç çok net aslında. Karşısında yenileceğini gördüğü rakibi İmamoğlu’nu ve iktidar yolunda kararlılıkla yürüyen CHP’yi engelleme işidir" değerlendirmesini yapan Şahan, "Ancak bunu yaparken elinde ne parti teşkilatı kalmış ne davası ne de milletin rızası... Ortada siyaset yok. Bir kişinin koltuğunu korumak için “siyaset mühendisliği” yapmaya çalıştıkça başarısız olacaklar" ifadelerini kullandı.

Resul Emrah Şahan, şunları ifade etti:

"Artık bu mesele yalnızca bir iktidar değiştirme meselesi değildir. Bu toplumu ve geleceği hakikate dayalı olarak nasıl kuracağımızı konuşmalıyız. Tamamen toplumun gerçeklerine dayanan yeni bir hikâye kurmalıyız. Karşımızda kurumlarıyla felç olmuş, çözüm üretemeyen bir sistem var. Her alanda kuvvetli bir kalkınma planı hamlesine ihtiyacımız var. Önce siyasal kültürün değişimi, sonra kurumların yeniden kuvvetli reformlarla biçimlendirilmesi, kamucu akla dönüş ve yeniden inşa adımlarımız olacak.

Sayın Genel Başkan’ın benimle ve yol arkadaşlarımızla ilgili bir gelecek tarif etmesi bana onur verir. Ama tüm samimiyetimle söylüyorum, önümüzdeki dönem siyaseti kariyer ve çıkar odağında yapanlar, siyasetin sert koşullarına uyum sağlayamaz, zaaflarına yenik düşer.

Bir plancı olarak tabi ki planlama aklının, kentleşmenin olduğu alanlarda tüm enerjimle bu ülkenin faydasına çalışmak en büyük hayalim. Ancak konu ben değil, konu biz. “Siyaset, ben ne olacağım işidir” diyen ekol bitti. Şimdi yeniden siyasetin millet, bu ülke ne olacak sorusuna dönüştüğü bir eşikteyiz."