birgün

15° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 04.02.2020 04:00

Retorik soru

Üzerinde ‘Gizli’ ibareli belgelerde ileri sürülenlere göre, 2013’teki “Başbakana suikast” iddiaları, dönemin Cemaatçi polislerinin kurduğu, MİT’in bozduğu bir düzenekti. Sonrasında çıkan haberlerle konu, “bir suikastın önlenmesine” dönüştü.

Son yazımda hikâyesinden bahsettiğim, yargı ve Emniyet’in kadrolu tanığı İ.Ö. de 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra savcılığa-emniyete yazdığı dilekçesinde, kendisinin de dahil olduğunu söylediği meselenin, basında yazılanlar gibi olmadığını anlatmıştı.

(Hatta oradan da Ergenekon dosyasına uzanıp oradaki bazı delillerin de nasıl “düzmece çıktığını” açıkladı.)

İ.Ö. bu dilekçesinde, suikastla suçlanan militanlardan birinin üzerinde yakalandığı iddia edilen flash belleğin içinden dönemin Başbakanı Erdoğan’ın evinin detaylı krokisinin çıktığını hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:

“Ben 12 yıl terör örgütünün içinde yer aldım. DHKP-C terör örgütünün elinde böyle teknoloji ve militanlar yok. Sadece kabataslak evin dışından krokisini çizebilirler. Evin içine ulaşmaları imkânsız.”

“Dikkat ederseniz Ergenekon terör örgütüne ait olduğu iddia edilen mühimmatlar, eylem krokileri bulunduğu iddia edilmiş ama hiçbir eylem gerçekleşmemiş daha sonra bu delillerin düzmece olduğu anlaşılmıştı.”

“Flash bellekten çıkan kroki de buna benziyor. Tecrübe ve birikimlerime dayanarak şunu çok net söyleyebilirim ki, söz konusu flash belleği ve içindeki bilgi ve krokileri eski istihbarat polisleri vermiştir.”

Bahsi geçen polisler, eski istihbaratçı, şimdinin “FETÖ sanığı” Ali İhsan Kaya ile eski emniyet amiri Ümit Atabey kod adlı polis. (Bu dilekçeye dayanılarak dava da açılmıştı.)

Buraya kadar tamam. İ.Ö.’nün anlattıkları akla yatkın ya da hukuki deyimiyle “hayatın olağan akışına uygun.”

Ancak sorun, ifadelerini iktidara göre güncelleyen İ.Ö.’nün halen muteber tanık olarak kabul görmesi, iktidarın ‘İstanbul mahkemelerinde’ tanık sıfatıyla ciddiye alınması…

Duruşmalarda şaşırdığı, karıştırdığı ifadeleri hâkimlerce tamamlanan, unuttuğu isimler “hatırlatılan” İ.Ö.’nün bu ifadeleriyle onlarca insana müebbet hapse varan cezalar verildi, verilmeye de devam ediliyor.

Kendi deyimiyle o dönem “FETÖ’cü polislerin ve yargı mensuplarının” yönlendirmesiyle hareket eden ve bu sebeple nedamet getiren İ.Ö. şimdi kimin talimatıyla hareket ediyor?

Çağrımız Var

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız