Google Play Store
App Store
Roboski’de ne oldu, neler yaşandı?

VIJAY PRASHAD

Herkesçe biliniyor. 28 Aralık 2011’de 21.39 -22.24 arası, Türk Havva Kuvvetleri’ne ait F16’lar Türkiye ve Irak’ı birbirine bağlayan eski kaçak yolları üzerinde belirdi. Bu jetler 38 adam ve çocukla, katırların üzerine ateş açtı. Türk Ordusu yollarını kapatıp kaçmalarını engelledi. Uçaklar onları vurmaya devam ederken birbirlerine sokuldular. Saldırıdan sadece dördü kurtuldu. Geri kalan 34 Kürt öldürüldü.

Türk Ordusu neden kendi 34 yurttaşını öldürdü? Hükümet net bir yanıt vermedi. 2013’te yayınlanan Meclis raporu da hiçbir şeyi netleştirmiyordu. Kaçağa gidenlerin başka niyetleri olduğunu ima ediyordu rapor. “PKK’nin iki komutanı Cudi Gui ve Kazım, Türkiye’ye girmek için kaçakçılar arasına gizlenmişti”… Daha sonra hükümetin saldırısının amacının PKK komutanı Fehman Hüseyin olduğu söylendi. Oysa bu adamların hiçbiri hedef alınan alanda değildi. Hükümet kaçağa gidenlerle birlikte olduklarını, fakat saldırı başladığında saklandıklarını söyledi. Bu teoriyi ispatlayan hiçbir kanıt yok. Roboski ölüleri için adalete ulaşılamıyor.

Hollandalı muhabir Fréderike Geerdink, eski usul bir sebatla hikâyenin peşine düştü. Kurbanların köyü olan Gülyazı’yı ziyaret etti. Kendisini üzerinde kurbanların yüzleri olan devasa bir afiş karşıladı; “Erdoğan’ın 33 kurşunu. 38 Dersim, Zilan, Ağrı, bugün Qilaban, Katil Erdoğan” yazıyordu. Yani Gülyazı ahalisi bu cinayetlerin kazara işlenmediğini biliyordu. Katliamı devletin Kürt halkına karşı zulüm tarihinin bir parçası olarak gördüler. Geerdink’in anlatmak istediği de buydu.

Geerdink, Gençler Öldü: Türkiye’deki Kürt Sorununun Temellerine Bir Gazetecilik Yolculuğu* isimli kitabını yazmak için kurbanların aileleriyle, özellikle Osman Kaplan’ın eşi Pakize’yle birlikte yaşadı, Gülyazı’nın gündelik hayatına katıldı.

Yoksulluk sarsıcıydı. Kaçak yoksa umut da yoktu. Geerdink kaçağa gidilen yollardan yürüdü. Türk sınır karakolu sakindi. Hiçbir asker tutuklama telaşı içinde değildi. Kaçağa giden bu adamların ve çocukların PKK’yle ilişkisi var mıydı? Geerdink son derece dikkatli şekilde bölgedeki Kürt nüfusunun tamanının Kürt direnişine sempati beslediğini gösteriyor. Fakat ortada, PKK’yle operasyonel anlamda herhangi bağa dair çok az kanıt var. Sadece Vanlı bir genç adam - R- PKK’ye katılmakla ilgili bir isteğini ifade ediyor. Fakat bu gencin bile örgütle doğrudan bir bağı yok.

Yani eğer Türk Hükümeti bu kişilerin kaçağa giden sıradan insanlar olduğunu ve PKK’yle hiçbir bağlarının olmadığını biliyorduysa, neden F16’lar 34 kişiyi katletti? Elde net yanıtlar yok. Geerdink sadece resmi tahkikatın yanlışlığını kanıtlıyor. Bu kadarı bile bir beceri. Geerdink resmi raporda ‘terörist’ kelimesinin 86, ‘terör’ kelimesininse ‘92’ kere geçtiğini yazıyor. Uzun lafın kısası devlet kaçağa giden bu insanları ‘terörist’ olarak resmetmek istiyor. Resmi rapora muhalefet eden CHP’li Levent Gök ve HDP’li Ertuğrul Kürkçü de Geerdink’in bulgularını doğruluyorlar.

Pakize’ye dönelim. Politik bir kişi değil. 14’ünde evlendirilmiş, ailesi için en iyisini istiyor. Kocasının öldürülmesiyle her şey raydan çıkmış. Beş çocuğu da onu çok seviyor. Babalarının mezarını ziyaret ediyorlar. Pakize katliamın 500’üncü gününde kocasının öldürüldüğü noktaya gidiyor. Hayatı direnişe homojen şekilde bağlı olmayan Kürt toplumuna bir pencere açıyor Pakize’nin. Kitap, 2013 Diyarbakır Newroz kutlamalarına da pencere aralıyor. Kurbanlardan ikisinin annesi, kucaklarında oğullarının fotoğraflarıyla sahnede oturuyorlar. Öcalan’ın ateşkes çağrısı yaptığı konuşması okunuyor. Kalabalık kendinden geçmiş durumda. Geerdink, kadınlar için şöyle yazıyor: “Hiç kimsenin dikkati onların üzerinde değil. Bense nasıl olduklarını sormaya zor cesaret ediyorum. Omuz silkiyorlar ve hiçbir şey söylemiyorlar.”

Kitabın en hüzünlü yeri Geerdink’in kaçak güzergahının havadan çekilmiş görüntülerini tarif ettiği bölüm. O uğursuz gecede Türk F16’ları adamların ve çocuklarının üzerine ateş açtığında deneyimli savaşçılar gibi davranmıyorlar. Aksine hepsi birer çocuk gibi. Birbirlerine doğru, birbirlerine sokulmak için koşuyorlar. Uçağın neredeyse hepsini öldürebilmesinin sebebi de bu. Birbirlerini kucaklamak istiyorlar; korku ve sevgiden. Ölmeyi hak etmediler.

Bölgede yaşanan olayları yazan Geerdink, Ocak 2015’te “terör örgütü lehine propaganda” yapmaktan gözaltına alındı. Eylül’de hükümet onu Hakkari’de haber yaparken tutukladı. Yetkililer aktivistlerin güvenlik bölgesine girdiğini söyledi, Geerdink de eylemleri takip etmek için oraya gitmişti. Türkiye’den sınır dışı edildi ve şu an Amsterdam’da yaşıyor. Kitabı dünyanın unuttuğu Gülyazı’daki insanların düşüncelerini yansıtıyor.

Hesabı verilmemiş bir katliam yenilerine kapı aralar. Eğer bir hükümet bedel ödemeyeceğini hissederse, bu tür olayların tekrarından kaçınmaz. Türkiye’deki mevcut devlet şiddetine, Roboski’nin cezasızlığıyla onay verildi.

*Hollanda’da ‘De Jongens Zijn Dood’ ismiyle Şubat 2014’te çıkan kitap Türkçe olarak İletişim Yayınları tarafından Mart 2015’te basıldı.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif