birgün

9° HAFİF YAĞMUR

KÜLTÜR SANAT 03.06.2018 11:46

Roots’un rüzgârında salınmaya var mısınız?

Türkiye’de yerli sahnede üretilen çok güzel işlerden elektronik müzik de payını aldı. Cihangir Aslan tam da bu noktada ilk albümü Roots ile bu alanda sağlam bir yer ediniyor

Roots’un rüzgârında salınmaya var mısınız?

BURAK ABATAY @abatayburak

Cihangir Aslan, müzik piyasasında aranje ettiği onlarca albümle ve bilhassa Hüsnü Arkan’ın ekibinde şahane işler çıkaran elektro gitarist olarak tanınıyor. Tüm bu işlerinin yanı sıra geçen günlerde yayımladığı ilk solo albümü ile bizi başka meziyetleriyle de tanıştırdı. Aslan, Roots albümü ile beraber son zamanlarda yerli sahnede büyük bir yükseliş halinde olan elektronik müziğe kendi renkleriyle büyük bir katkı sunmuş oldu. Roots, dinleyeni sallayan ama kesinlikle sarsmayan; etnik tınılarıyla beraber sahip olduğu kompozisyonuyla fark yaratıyor. Biz de Cihangir Aslan’la bir araya geldik ve elektronik müzik yayını yapan plak şirketi Subroomer Records’u ve ilk albümünü konuştuk. Şimdi arkanıza yaslanın ve Roots’un rüzgârını hissetmek için kendinize bir şarkı seçin.

»Sizi tanıyanlar gitarist ve aranjör olarak tanıyor. Elektronik müzik serüveni nasıl başladı?
Aslında bu serüven uzun bi süredir var hayatımda. Gitarist ve aranjör olarak birçok projede yer aldım. O projelerde de böyle eğilimlerim vardı fakat tam olarak yansıtabileceğim projeler değillerdi. Sevdiğim tınıları harmanlayabileceğim bir serüven başlatma isteğinden başladı diyebiliriz.

»Beraber çalıştığınız isimlerin farklı müzik türlerinden olmasının sizin müzikal anlayışınızdaki çeşitliliğini merak ediyorum. Nasıl etkiledi?
Başka insanlarla kollektif bir üretim halinde bir çok farklı müzikal fikir bir araya geliyor. Olumlu etkilediğini düşünüyorum. O proje süreçlerinde özellikle Harems Production’da çok farklı müzik insanlarıyla çalıştım veya sohbet etme fırsatı yakaladım. Farklı fikirler ve bakış açıları açısından çok değerlidir benim için.

»Roots’ta etnik tınıları ve iniş-çıkışları olan bir kompozisyonu işitiyoruz. Siz kendi müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Kompozisyon müzikte en çok ilgimi çeken başlıklardan. Her şeyi tasarlama özgürlüğü sunuyor ve bu beni üretime de teşvik ediyor. Roots’da da ayrı ayrı parçaları bir araya getirip albümün tamamını bir bütün halinde duyurmaya gayret ettim. Kendi müziğimi de etnik tınılar da taşıyan elektronik müzik kompozisyonları olarak tanımlayabilirim.

»Etnik melodiler, hatta vokaller, elektronik müzikte hatrı sayılır bir yer kaplıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir dönüşüm mü?
Dönüşüm diyemem. Elektronik altyapılı vokalli parçalar çok uzun bir süredir üretiliyor ama çeşitliliği arttı diyebiliriz. Etnik melodiler için de durum aynı aslında. Farklı genre’larla daha fazla etkileşim halinde son zamanlarda.

»Nitekim Hüsnü Arkan düeti var albümde. Şarkının oluşum hikâyesini merak ediyorum
Evet, ’Nar’ adlı parçada bir düetimiz var. Hüsnü Abi ile 5 senedir çalışıyoruz hem albümlerinde hem de sahnesinde. Ebedi bir dostluk oluştu bu geçen sürede. Benim için yeri çok ayrı. Sözlü parça kullanma isteğim yoktu bu albümde. 2018’in ilk 10 günü ekipçe Foça’ya gitmiştik Hüsnü Abi’nin yeni albümü için. Çalışmaya ara verdiğimiz bir akşam albümden bir şarkı açmamı istemişti. Üzerine söz yazmak istediğini söylediğinde çok heyacanlandım ama dizaynı hiç sözü düşünerek yapmamıştım. Sabah olduğunda o çoktan bitirmiş tabi. Projeyi açtık, üzerine söyledi ve benim için büyülü anlardan biriydi. Tamamlanmış hissettirdi böyle bir parçanın ortaya çıkması.

»Türkiye’de müziğe dair çok güzel işler çıkıyor. Elektronik müzik de bundan payını alıyor. Çok sayıda prodüktör dünyaya açılabildi. Bu gelişim heyecan verici, değil mi?
Kesinlikle doğru bir tespit. Teknoloji artık eşit her anlamda. Dijital platformlar üzerinden bütün dünya ile paylaşmış oluyorsunuz aslında ama sadece platformlara koymak da yetmiyor. Proje yönetimi çok önemli bu noktada. Sahne performansınızdan ürettiğiniz içeriğe kadar ve bunu haberdar etme süreci oldukça mesai isteyen bir süreç.

»Siz de Sonar Türkiye’de bu yıl Synthesis projesiyle yer aldınız. Sahne nasıl bir duygu?
Hayatımdaki en önemli tecrübelerimden bir tanesi oldu Sonar İstanbul’da yer almak. Ethem Cem, Enes Özenbaş ve Tiber Ergür’le yer aldık bu projede. Bu 3 değerli görsel sanatçı projeden ilk bahsettiklerinde çok ilgimi çekti ve hemen başladık performansı tasarlamaya. 40 günlük bir çalışmanın ardından sahne anı oldukça etkili geçti. İzleyicilerle beraber tecrübe etmek bence bu işin en kutsal tarafı.

»Gelecek planlarınız neler?
Daha fazla üretim ve performans halinde bulunmak ilk planlarım arasında. Bir de Subroomer Records var. Geçen sene kurduğum İstanbul tabanlı elektronik müzik şirketi. Güzel bir ekip oluştu çok kısa bir zaman içinde. Kendine özgü müzik anlayışına sahip çok değerli isimler var. İkili oluşumlarla yeni projeler de tasarlıyoruz.

»Kimler var?
İbrahim Özmen, Batu Kurnaz, Onur Diner, Ali Kutlu Suytar, Kaan Beşik, Ufuk Kevser, Ergin Elvan birlikte çalıştığımız prodüktörlerden bazıları. Zaman buldukça ikili oluşumlarla yeni projeler de tasarlıyoruz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız