birgün

18° PARÇALI AZ BULUTLU

DÜNYA 14.09.2020 07:10

Rusya’nın etkisi artacak

Belarus’la Rusya arasındaki yakınlaşma ve Rus muhalif Navalni’nin zehirlenmesi Rusya solunun kritik gündemlerini oluşturuyor. Ülkedeki sosyalist hareketi destekleyen Budraitskis ve Djagalov son gelişmeleri değerlendirdi.

Rusya’nın etkisi artacak

Özde ÇELİKBİLEK

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun bugün Moskova’da yapacağı buluşma kritik başlık olarak öne çıkarken Belarus’ta muhaliflerin protestoları da devam ediyor. Putin’in Lukaşenko’yla yakınlaşması Avrupa ülkelerinin tepkisini çekerken Rusya’nın bir diğer gündemi olan muhalif lider Aleksey Navalni’nin zehirlenmesi de Kremlin’e dönük yaptırımı gündeme getirdi.

Peki, bu gelişmeler Rus kamuoyunda nasıl yorumlanıyor? Rusya Sosyalist Hareketi’nin destekçileri olan iki isimle Belarus eylemlerini, Putin-Lukaşenko yakınlaşmasını ve Navalni’nin zehirlenmesi olayını konuştuk. Moskova Devlet Üniversitesi’nde siyaset teorisi dersleri veren Ilya Budraitskis ile Bulgaristan kökenli olan ve aynı zamanda New York Üniversitesi’nde ‘Rus Çalışmaları’ bölümünde dersler veren Rossen Djagalov, Avrupa ülkelerinin Rusya’ya olası bir yaptırımda bulunması konusunda hemfikir. Ayrıca, Belarus’taki protestolarda sol kesimin de yer aldığını, Lukaşenko için artık ‘zamanın dolduğuna’ vurgu yapıldı.

LUKAŞENKO’NUN MANEVRALARI

► Belarus’ta muhalif eylemlerin odağında olan Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun Rusya’yla yakınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ilya Budraitskis:
Putin Rusya’sı, Sovyet sonrası ülkelerin entegrasyonunu yalnızca Rus büyük sermayesinin genişlemesi için bir fırsat olarak görüyordu. Eski Sovyet işletmelerinin özelleştirilmesinde de bunu kilit rol olarak gördüğü zamanla ortaya çıktı. Lukaşenko için ise bu tür bir bütünleşme, yalnızca mülkiyet üzerindeki kontrolün kaybı anlamına gelmiyordu aynı zamanda Rus bürokratlara ve üst düzey yöneticilere geçecek olan siyasi gücün de kaybı anlamına geliyordu. Lukaşenko’nun Belarus’taki ekonomik ve politik modeli, ayakta kalabilmek için Avrupa Birliği ile Rusya arasında sürekli manevra yapmak zorunda kaldı. Bu nedenle Batı, Lukaşenko’nun otoriterliğinden duyduğu hoşnutsuzluğa rağmen, ona Rusya’dan bağımsızlığını sürdürme arzusu ve Belarus’taki genişleyen Rus askeri üslerine direnişi nedeniyle değer verdi. Belarus’un bu tarafsız konumu, Minsk’in 2014’te Rusya, Ukrayna ve AB arasındaki müzakereler için ana platform haline gelen şehir olmasına izin verdi. Öte yandan Putin için Lukaşenko, ülkesinin NATO ile yakınlaşmasına asla izin vermeyen ve doğrultusunu koruyan bir lider olarak kaldı. Bu nedenle Lukaşenko, ne Rusya’nın ne de Batı’nın güvenini kazanamadı.

Rossen Djagalov: Öncelikle, Rusya’nın AB ve ABD’nin dahil olduğu bir jeopolitik/bölgesel oyunun parçası olmak istemesi bir tarafa, Belarus’ta meydana gelen süreçleri kendi koşullarıyla tartışmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Rusya, Ukrayna ve neredeyse tüm Sovyet sonrası ülkelerin üretim kapasitelerinin özelleştirildiği (ve sık sık kapatıldığı) bir dönemde, Lukaşenko yönetimindeki Belarus, Sovyet döneminin ekonomik modelini korumayı başardı. Bu sayede 1990’larda eski Sovyet bloğuna dahil olmuş diğer ülkelerde yaşanan ekonomik sarsıntılardan halkını korumayı başardı. Ancak yıllar geçtikçe, bu ekonomi modeli kendi kendine tükenmeye başladı (Sovyet dönemi teknolojileri eskiyordu ve yenilerine yatırım yapabilecek kaynak yoktu) ve Lukaşenko hükümeti kemer sıkma önlemlerinden bazılarını uygulamaya başladı. Örtülü bir şekilde "emeklilik reformu" olarak adlandırılan sistemle (artan emeklilik yaşı, emeklilik sisteminin bir bölümünün özelleştirilmesi gibi uygulamalarıyla) çalışanların iş güvenliği düşürüldü. Bugün, Belarus’taki çalışma koşulları Rusya’dakinden biraz daha iyi ve devlet kontrolündeki sendikalar çoğunlukla işçi huzursuzluğunu önlemeye odaklanmış görünüyor.

rusya-nin-etkisi-artacak-780410-1.

BAĞIMLILIK İLİŞKİLERİ

► Ülke genelinde devam eden protestoları nasıl yorumluyorsunuz? Lukaşenko iktidarda kalmaya devam ederse hangi gelişmeler yaşanır?
I.B:
Protestoların öncelikle iç nedenleri var ve bunlar, kötüleşen ekonomik durum ve polis diktatörlüğünden kaynaklanan ülkedeki halkın bıkmışlığıyla ilgili. Lukaşenko’nun bu krizi tek başına çözemediğini ve yardım için açıkça Rusya’ya başvurduğunu gördük. Rus siyasi danışmanları ve özel güvenlik teşkilatlarının temsilcileri Belarus’a geldi ve Putin, Lukaşenko’ya yardım etmesi için Rus çevik kuvvet polisi göndermeye istekli olduğunu açık bir şekilde ifade etti. Tüm bu gelişmelerle ve destek açıklamalarının ardından Lukaşenko iktidarda kalmayı başarırsa, Rusya’yla olan siyasi bağımlılığı dramatik bir şekilde artacak ve ülkesi içinde eski popülaritesini kaybedecek.

R.D: Lukaşenko, protestoları bastırmak için polisin yetkisini daha ileri götürmeye istekli görünüyor. Şimdilik grevler azaldı, ancak hükümet karşıtı gösteriler polis şiddeti ve tutuklamalara rağmen güçlü bir şekilde devam ediyor. Belarus’un solu, muhalefeti desteklemek (çoğunluk pozisyonu) veya her iki taraftan uzaklaşmak arasında bölünmüş durumda. Beyaz Rusya’daki olayları yalnızca Rus ve Batı emperyalizmi arasındaki çatışmanın başka bir alanı olarak düşünmek ve ona göre pozisyon almak kolay kısmı. Rus devleti muhtemelen ekonomik olarak daha fakir bir bölgeyi desteklemenin faturasını ödemeye isteksiz olacaktır (ve başka bir Batı yaptırımı ile karşılaşmayı istemeyebilir). Bununla birlikte, muhalefetin meydan okumasından sağ çıkarsa Lukaşenko, Belarus’un Rusya’ya bağımlılığı muhtemelen daha da artacaktır.

YAPTIRIM UYGULANABİLİR

► Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin zehirlendiğinin ortaya çıkmasının ardından bazı Avrupa ülkeleri Moskova’ya yaptırım ihtimalini dile getirdi. Bu gerçekleşir mi?
I.B:
Çok fazla kanıt, Navalni’nin zehirlendiğini ve yetkililerin bunu saklamak için çok uğraştığını açıkça ortaya koyuyor. Bu zehirlenmenin nedeni, Kremlin’in son on yılda en ünlü ve etkili muhalefet lideri haline gelen Navalni’ye duyulan nefret olabilir. Yolsuzlukla mücadele soruşturmalarında yozlaşmış bürokratlara saldıran Navalni, otoriter bir rejim altında hem kitlesel sokak protestoları hem de iktidardaki Birleşik Rusya partisinin seçimlerde yenilmesi için çabalayan popülist bir politikacı olarak hareket ediyor. Navalni’nın zehirlenmesi, ülkedeki örgütlü muhalefete açık bir darbe oldu ve Almanya’ya gitmeyi başarması, zehirleyenlerin planlarının istediği gibi gitmediğinin bir işareti görülebilir. Angela Merkel ve diğer Batılı liderler için, Navalni ile ilgili durum beklenmedik bir durumdu ve aralarında nasıl yanıt verileceği konusunda bir fikir birlikleri olmadığı çok açık.

R.D: Kişisel görüşüm, faillerin Rus devletinden veya onunla bağlantılı güçlerden geldiği, ancak hangi düzeyde olduğu kısmı belirsiz. Navalni’nin figürü, herhangi bir yaptırım ihtimali olmasa bile ilgiyi hak ediyor. Kendisi ve ekibi parlamento dışı ana siyasi muhalefet statüsünü kazandılar. Onun "akıllı oylama" seçim stratejisi Putin’in partisi Birleşik Rusya yönetimi için bir tehdit olarak görülüyor. Solcu bir siyasetçi değil, ancak liberal ağırlıklı parlamento dışı muhalefetin aksine kampanyasına sempati duyan solcular var. Özellikle, Kuzey Akımı 2 veya Balkan Akımı���na (TürkAkım’ın Balkanlar’daki uzantısı) karşı Rusya karşıtı yeni bir yaptırım dalgası olasılığı gerçek, ancak bunun Navalni ile pek ilgisi yok. Daha doğrusu, ABD liderliğindeki ve çeşitli muhafazakâr AB partileri tarafından desteklenen bu projelere karşı güçler, Navalni’nin zehirlenme olayını Rusya ile anlaşmalar için bir fırsat olarak kullanıyor.

rusya-nin-etkisi-artacak-780411-1.

***

Yerel seçim için halk sandık başında

Rusya’da halk yerel seçimler için dün sandık başına gitti. Üç gün boyunca ülkenin 83 federal bölgesinde düzenlenecek olan seçimde, 20 bölge valisi, 11 bölge milletvekili, 22 bölgenin şehir meclisi ile 27 yasama meclisi üyeleri belirlenecek. Rusya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, seçim merkezlerinde 237 binden fazla gözlemcinin yer aldığını açıkladı. Ülkede oldukça tartışılan seçimler, bu yaz Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2036’ya kadar iktidarda kalmasını mümkün kılan anayasa değişikliği için yapılan oylamanın ardından ikinci kez düzenleniyor. Yurttaşların bu seçimde vereceği kararın, gelecek sene yapılacak parlamento seçimlerinde iktidardaki Birleşik Rusya Partisi için kritik sonuçları olması bekleniyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız