Google Play Store
App Store

Hollanda’da 11 ay önce kurulan koalisyon hükümeti, göç karşıtı planının geçirilmemesini gerekçe gösteren aşırı sağcı Wilders’in çekilmesiyle dağıldı. Araştırmacı Aydoğdu “Sol dersini aldı, bu süreci iyi değerlendirdi” dedi.

Sağ hükümet dağıldı

Umut Can FIRTINA 

Avrupa ülkeleri birbiri ardına göçmen politikalarını giderek sıkılaştırırken Hollanda’da “iltica” krizi sağ koalisyon hükümetinin sonunu getirdi.

Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) Geert Wilders, iltica politikasındaki anlaşmazlık nedeniyle dört partili sağ koalisyon hükümetinden çekildiklerini duyurdu. Wilders’in açıklamasından saatler sonra Başbakan Dick Schoof da istifa ederken koalisyon hükümetinin 150 sandalyeli parlamento’da sadece 51 milletvekili kaldı. Kararın ülkeyi bir kez daha erken seçime götürmesi bekleniyor.

Wilders, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Sığınma planlarımız için imza yok. Koalisyon sözleşmesinde değişiklik yok. PVV koalisyondan ayrılıyor” dedi. Açıklama, koalisyon liderlerinin krizi aşmak için yaptığı parlamento görüşmesinin ardından geldi.

Koalisyon içinde son haftalarda göç ve iltica politikaları nedeniyle ciddi görüş ayrılıkları yaşanıyordu. Wilders, geçtiğimiz hafta sığınmacılara yönelik sınırların kapatılmasını ve sert önlemler içeren “on maddelik plan” sunmuş, bu planın kısa sürede hayata geçirilmesini istemişti.

PVV’nin talepleri arasında, sıkı sınır kontrolleri, çifte vatandaşlığa sahip suçluların sınır dışı edilmesi ve “on binlerce Suriyelinin” ülkelerine geri gönderilmesi gibi maddeler bulunuyordu.

SOL İTTİFAK HAZIR: SANDIK HEMEN ŞİMDİ

Avrupa’da aşırı sağ ve göçmen düşmanlığı son yıllarda hızla yükselirken Kasım 2023’teki erken seçimde Wilders’in PVV’si birinci parti olarak 150 koltuklu Parlamento’da 37 koltuğun sahibi olmuştu.

Seçime ortak adayla giren Yeşiller-İşçi Partisi (GL/PvdA) ittifakı 25 sandalye kazandıkları seçimde ikinci sırada gelmişti.

DW’nin haberine göre PVV hâlihazırda parlamentodaki en büyük parti konumunda ancak anketler oylarının gerilediğine işaret ediyor. Son kamuoyu yoklamaları Wilders'ın partisini, parlamentonun ikinci büyük grubu olan İşçi Partisi/Yeşiller ittifakıyla başa baş gösteriyor. İttifakın lideri Frans Timmermans, “en kısa zamanda seçim yapılması” çağrısında bulundu. Geleceği belirsiz hale gelen hükümet koalisyonundaki diğer partilere destek vermeyi reddeden Timmermans, “Bu partilerle istikrarlı bir ulusal hükümet oluşturmak mümkün değil” dedi.

‘EN SIKI GÖÇ POLİTİKASI’ VAADİ TUTMADI

Wilders, 24 sandalye ile üçüncü sırayı alan Dilan Yeşilgöz liderliğindeki liberal Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD), 20 sandalye ile dördüncü sıraya yerleşen Pieter Omtzigt liderliğindeki Yeni Sosyal Sözleşme Partisi (NSC) ve 7 sandalye ile altıncı sırayı alan Caroline van der Plas liderliğindeki Çiftçi Vatandaş Hareketi Partisi (BBB) ile koalisyon görüşmelerine başlamıştı.

Göçmen düşmanı ajandasıyla gündemden düşmeyen Wilders başbakanlık talebinden vazgeçerken seçimden 223 gün sonra dört parti koalisyon hükümetinde anlaşmıştı. Partilerin mutabakatıyla eski istihbarat şefi Dick Schoof başbakan olarak belirlenmişti.

Ajandasında “ülke tarihinin en sıkı göç politikasını” getirmek olan Wilders, bu süreçte bazı taleplerini yumuşatsa da partiler, göç politikalarını sıkılaştırma konusunda anlaşmıştı.

KOALİSYON PARTİLERİ TEPKİ GÖSTERDİ

Koalisyon ortakları ise Wilders’in kararına sert tepki gösterdi. BBB lideri van der Plas, Wilders’in kararını “sorumsuzca” olarak nitelendirerek “Şimdi vazgeçen, Hollanda’yı Sol’a gümüş tepside sunar” dedi.

NSC milletvekili Nicolien van Vroonhoven “Wilders’in olanları enine boyuna düşünerek iyi bir uyku çekmesini ummuştuk. Ancak çok kısa bir açıklamayla geri döndü. Bu gerçekten anlaşılmaz bir şey” ifadelerini kullandı.

VVD lideri Yeşilgöz ise Wilders’i “Benzeri görülmemiş bir belirsizlik zamanında kaçarak bir kez daha kendi çıkarını ülke çıkarının önüne koymakla” suçladı. Wilders’in kararının aslında “göçle ilgili olmadığını” savunan Yeşilgöz “Daha önce üzerinde anlaştığımız her şey, PVV'nin beceriksizliği nedeniyle gecikti” diye konuştu.

***

DERSİNİ ALAN SOL BİRLEŞİYOR

Araştırmacı ve tarihçi Zafer Aydoğdu, Hollanda’da sağ hükümetin dağılmasına giden süreci BirGün’e değerlendirdi.

Sağ koalisyon hükümetindeki partilerin iktidarda olduğu 11 ay boyunca aralarında anlaşmazlıkların sürdüğüne dikkat çeken Aydoğdu “Hükümet kurulduğunda çok uzun ömürlü olmayacağı zaten belliydi. PVV’nin yapısı, aşırı sağ ideolojisi, Wilders’in düşünceleri, Hollanda gibi köklü demokrasi tarihi, kültürü, kurumları olan bir ülkede tutmadı” ifadelerini kullandı.

Zafer Aydoğdu - Araştırmacı Tarihçi

BİLE BİLE LADES

Hükümetin çökmesine giden süreçte Wilders’in 10 maddelik planı konusundaki anlaşmazlığın sadece “bardağı taşıran damla” olabileceğini belirten Aydoğdu “Bu hükümet bir ‘yamalı bohça’ gibiydi. BBB ve NSC gibi daha yeni oluşmuş partilerle birlikte eski hükümetten VVD vardı. Tartışmalar göçmen politikası üzerinden yürüse de hepsinin farklı ajandaları vardı ve hiçbiri, ana ajandalarını hayata geçiremedi. Koalisyonun büyük ortağı Wilders’in neredeyse hiçbir önerisi kabul edilmedi, Wilders kendi çevresine verdiği sözleri gerçekleştiremedi. Wilders faktörü büyük olsa da kısaca bu hükümet kendi kendisini çıkmaza sürükledi.”

Geri kalan 3 partinin azınlık hükümetine Wilders’in dışardan destek vermeyeceğini belirten Aydoğdu “2010-2012’de hükümete dışardan destek verdi ve sonra hükümeti düşürdü. Şimdi aynı oyunu oynamak istese bile partiler ona güvenmiyor. Ayrıca halkın ona desteğini de kaybetmeye başladı. Ki bu desteğin önemli bir kısmı da daha önceden sol partilere oy veren seçmenlerdi” diye konuştu.

SOL RÜZGÂR ESECEK

Sol partilerin aradan geçen bu zamanı iyi değerlendirdiğini belirten Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce sol birleşememesi nedeniyle kaybeden konumundaydı. Yeşil Sol-İşçi Partisi ittifakı ve Sosyal Demokrat parti birlikte hareket ediyor. Birleşerek çoğalacaklarının; popülizmin, ırkçılığın önüne geçmenin başka yolu olmadığının farkına vardı. Sol, halk arasında ve diğer sol partilerden büyük destek topluyor. Solun yeniden birinci parti olma şansı giderek artıyor ve bu sadece partiler arası bir birleşme değil, tabandan gelen taleple oluştu. Konut sorunu, enflasyon, hayat pahalılığı gibi Hollanda’nın gerçek sorunlarına değiniyorlar ve birleşik solun rüzgar, Hollanda’da bir kez daha esecek.”

***

Friedrich Merz

MERZ MAHKEME TANIMIYOR

Almanya’da göçmen politikaları sıkılaşırken Berlin İdare Mahkemesi, sınırdaki sığınmacıların AB’nin göç prosedürleri uygun şekilde uygulanmadan geri çevrilemeyeceğine hükmetti. Muhafazakâr-sosyal demokrat koalisyon hükümetinin Başbakanı Friedrich Merz, mahkeme kararına rağmen göçü kısıtlama politikalarını sürdüreceklerini söyledi. Mahkeme, Almanya’nın doğusundaki bir tren istasyonuna geldikten sonra Polonya’ya geri gönderilen üç Somalilinin sınır dışı edilmesinin yasalara uygun olmadığına hükmetti. Mahkeme kararının hükümetin göçü kontrol etme yeteneğini sınırlayabileceğini kabul eden Merz, bu durumun çabalarını durdurmayacağını, hükümetin hala sınırda insanları reddetme yetkisine sahip olduğunu kaydetti.