Sağ siyaset toplumdan koptu

26.06.2019 07:26 SİYASET
Tuğçe Çınar Yenilenen seçimin ardından SODEV Başkanı Ertan Aksoy seçim sonuçlarını BirGün’e değerlendirdi. Aksoy “Sağ siyaset giderek Türkiye’de toplumun beklentilerinden ve ihtiyaçlarından kopar halde yeni proje üretemiyor, yeni kadro çıkaramıyor” dedi. Seçim sonuçlarını iktidar ve siyaset açısından değerlendiren Aksoy “Bu seçim sonuçları aslında Türkiye’ye bir kere daha şunu gösteriyor; kutuplaştırma siyaseti yerine birleştirme siyaseti tercih […]

Tuğçe Çınar

Yenilenen seçimin ardından SODEV Başkanı Ertan Aksoy seçim sonuçlarını BirGün’e değerlendirdi. Aksoy “Sağ siyaset giderek Türkiye’de toplumun beklentilerinden ve ihtiyaçlarından kopar halde yeni proje üretemiyor, yeni kadro çıkaramıyor” dedi.

Seçim sonuçlarını iktidar ve siyaset açısından değerlendiren Aksoy “Bu seçim sonuçları aslında Türkiye’ye bir kere daha şunu gösteriyor; kutuplaştırma siyaseti yerine birleştirme siyaseti tercih edildiği takdirde toplum her zaman bunu öncelik alıyor. Diğer taraftan bu kadar ekonomik krizin olduğu bir ortamda, eğitim kalitesinin düştüğü bir yerde sürekli kimlik ve değer üzerinden üretilmiş siyasetin toplumda karşılık bulmayacağını da gösteriyor. Sağ siyaset giderek Türkiye’de toplumun beklentilerinden ve ihtiyaçlarından kopar halde yeni proje üretemiyor, yeni kadro çıkaramıyor. Oradaki kısır döngüyü sürekli birilerine hedef göstererek aşmaya çalışıyor. Ama bunun olmayacağını ilk biz 31 Mart seçimlerinde gördük. 23 Haziranda da buna ısrar etmeleri durumunda ne olacağını gördük. Haliyle toplum tarafından önemli bir cevap verilmiş oldu” ifadelerini kullandı.

Muhalefetin ve iktidarın politika üretim sürecine ve ekonomiye el atması gerektiğini söyleyen Aksoy “İlk seçim sonuçlarını tanımadılar bir hak gaspı ortaya çıktı. Ve bu hak gaspına toplum neredeyse bir büyükşehir nüfusu kadar daha fazla oy vererek İstanbul’u kimin yönetmesi gerektiği konusunda cevabını iletmiş oldu. Orada hükümetin daha katılımcı bir yönetimsel düzene dair pek olumlu bir emare yok. Ama muhalefetin üretimle bölüşüm tartışmasında kalması her zaman onlar için daha etkin bir sonuç olacaktır. İnancı, kimliği konuşmak yerine işsizliği, hayat pahalılığını, ülkede, kentlerde yaşamı nasıl ucuzlatacağını konuşmak çok daha önemli” dedi.