Sağlık emekçisi muhatap arıyor
Şafak Grubu’nun ‘ücretsiz izin’ oyunuyla bir günde kapattığı Özel Okmeydanı Hastanesi’nde sağlık emekçileri hak gaspına karşı başlattıkları direnişi sürdürüyor. Emekçiler, “Tek isteğimiz emeğimizin karşılığını almak” diyor.

Ebru ÇELİK
İstanbul Şişli'de Şafak Grubu'nun sahibi olduğu Özel Okmeydanı Hastanesi'nde işçiler hak gaspına karşı 10 Kasım’dan bu yana başlattıkları direnişi sürdürüyor.
'Yenidoğan çetesi' davasının sanıklarından Şafak Grubu'nun bir diğer hastanesi olan Özel Okmeydanı Hastanesi'nde yaklaşık 180 sağlık çalışan, hastane binasının deprem riski olduğu belirterek ‘iki aylık ücretsiz izin oyunuyla’ tazminatsız ve özlük hakları verilmeden işsiz bırakıldı. 10 Kasım’da süresiz nöbet başlatan sağlık çalışanlarını, nöbet alanlarında ziyaret ettik.
180 çalışandan çoğunun geçim sorunu olduğunu belirten emekçiler “Biz arkadaşlarımıza kızmadık asla. Herkesin evi, çoluğu çocuğu var. Ancak burada direnen yaklaşık 25 sağlık emekçisinin iradesini ve emeklerinden aldığı gücü Şafak Grubu yöneticileri bilmiyor. Bizim nöbet tutma nedenimiz; kurum bizi kapıdan göndermek için polis çağırdığında ‘Hastaneyi talan ediyorlar’ demiş. Biz ömrümüzü verdiğimiz kuruma bunu yapacak insanlar olmadığımızı gösterdik. O günden bu yana da 7/24 nöbetteyiz. Bunun nedeni de; kendileri hastaneye zarar verip, ardından bizi suçlu gösterme potansiyelleri olduğundan dolayıdır” diyerek nöbetlerini sonlandırdıkları an haklarını alamadıkları takdirde, eylemlerini her alana taşıyacaklarını belirttiler.
BU DİRENİŞ ONUR MÜCADELESİDİR
Radyoloji Teknikeri Hayrettin Güler, çalıştığı hastaneye 20’li yaşlarda girdiğini ve üzerinden tam olarak 28 yıl geçtiğini aktardı.
Güler, yıllarca emek verdiği kurumdan özlük haklarını almadan bir anda kapının önüne konularak şok yaşadığını söyledi. “Gençliğimiz burada geçti, hayatımız burada şekillendi. Aidiyetimiz, hayallerimiz, bütün bir ömrümüz bu binanın içindeydi. Evde bile huzursuz hissederken burada, soğukta nöbet tutarken bile kendimi daha rahat hissediyordum. Çünkü bu hastane bizim için sadece işyeri değildi; emek, bağlılık ve bir yaşam biçimiydi. ‘Burayı bizden çaldılar’ hissi en çok acıtan şey oldu” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.
Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Yaşananların en can yakan tarafı, sadece bir kurumun kapanması değil, yıllardır bize verilen sözlerin, kurulan hayallerin boşa çıkmasıydı. Hayal sattıklarını, bizi oyaladıklarını görmek çok ağır geldi. Maddiyattan çok, hayallerimizin elimizden alınması bizi yaraladı. Bu direniş bizim için hem geçim hem de onur mücadelesi. Burayı bir günde kapatanlardan değil, yıllarca bu hastaneyi ayakta tutanlardan yana olmaya devam edeceğiz.”
BAHANELERE SAKLANDLAR

Sema Arslantürk - Başhemşire
Hastanenin ‘deprem riski’ gerekçesiyle 15–20 dakikada kapatılmasının tamamen kbahane olduğunu belirten yaklaşık 12 yıldır kurumda hizmet veren Sema Arslantürk, sekiz ay boyunca maaşların sürekli geciktiğini söyledi. Son üç ay ise hiç ödenmediğini belirten Arslantürk, “Zaten grubun daha önce işlettiği hastanelerde de ani kapatma, çalışanları oyalama, tehdit etme gibi yöntemler kullanıldığını biliyorduk. Burada da aynı senaryonun uygulandığını gördük” dedi.
Olay günü yetkisiz bir teknik ekibin geldiğini, kısa görüntü alarak binanın ‘depreme dayanıksız’ ilan ettiklerini anlatan Arslantürk, “Ardından ‘Doktorların iş akdini feshettiler. ‘Personel yarım saat içinde hastaneyi boşaltacak. Hepiniz iki ay ücretsiz izindesiniz’ dediler.
Gece yarısı hastaneye koştuk. Aylarca maaş ödemeyen yönetimin ‘şeref sözü’ne güvenmediğimiz için yazılı taahhüt istedik ama tek bir resmi belge bile vermediler. Zaten 3 aylık maaşlarımız içerideydi, kıdem, ihbar, yıllık izin gibi hiçbir hakkımızı ödemediler. Zaten geçinemiyorduk maaşlar ödenemediği için, 2 aylık kiramı arkadaşlarım verdi. Ama maddiyat bizi yıpratacak en son şey bu direnişte. Tek başıma kalsam dahi emeğimin tüm karşılığını almadan gitmeyeceğim” diye konuştu.
BIÇAK KEMİĞE DAYANDI

Uğur Balık - Vezne Görevlisi
Vezne görevlisi Uğur Balık, gözleri dolu şekilde çalıştıkları süreçte komşuları, hastaları sağlık çalışanlarına nasıl davranıyorsa, direniş başladığından bu yana da gerek evde yaptıkları yemeklerle, gerekse ceplerinde kalan son paralarla destek olmaya çalıştıklarını söyledi. “Burada yapılması gerekeni ne İlçe Sağlık ne İl Sağlık yaptı. Kapatmayla ilgili hiçbir resmi basamak işletilmedi. Siyasi güçleri ve bürokrasi içinde rüşvet ilişkileri olduğu için bilgi sakladıklarını biliyoruz. Böyle bir kapatma, Bakanlığa bildirilmeden yapılamaz. Biz de ikinci–üçüncü gün Meclis’e gittik. Kimsenin olaydan haberi yoktu. Meclis’i oluşturan bizleriz, bu kuruma gidip konuşmak da en doğal hakkımız.
Bu süreçte grubun tüm kurumlarına da gittik. Şafak Hastaneleri’nin adını bir gecede değiştirdiler; imajlarını temizlemek için. İlaç depolarından hukuk bürosuna kadar Öztürk soyadının geçtiği her yerin kapısına gideceğiz. Çünkü burada verdiğimiz mücadele sadece Okmeydanı ile sınırlı değil.
Gerekirse yemek yedikleri, konsere gittikleri her yere gideriz. Bundan sonrası ne olursa olsun mücadelemiz aynı şekilde sürecek. Her bir arkadaşımız hakkını almadan buradan ayrılmayacağız.”


