Sahnedekiler

Ümit GÜÇLÜ
• TIRTIL GPT-148
Ali Haydar Çataltepe’nin kaleme aldığı Tırtıl GPT-148, insanın en kırılgan yanlarıyla teknolojinin giderek büyüyen gölgesi arasındaki çatışmayı çarpıcı bir hikâyeye dönüştürüyor.
Ömür, daha otuzunda genç bir yazar. Hayatı yeni filizlenirken konulan alzheimer teşhisi, onun umutlarını, hayallerini ve kimliğini adım adım gölgelemeye başlıyor. Hastalık kapıyı ilk çaldığında, en az Ömür kadar telaşlanan -evlenmek üzere olduğu- Bahar; belleğin kum taneleri gibi elden süzüldüğü o süreçte de hayata tutunmasına yardımcı oluyor. Fakat alzheimer yalnızca anıları değil, bir aşkın temellerini ve bir insanın varoluşunu da adım adım söküyor. İşte tam bu kırılma anında beliriyor GPT-148: Beynin hasarlı bölgelerini dondurarak sağlıklı olanı koruyan yapay zekâ destekli deneysel bir tedavi. Ancak ilacın riski de büyük, hangi anı kalacak, hangisi yok olacak bilinmiyor. Belki ilk çocukluk kaybolacak belki de Bahar’ın yüzü. Ömür, hatırlamanın ve unutmanın eşiğinde asılı kalmışken seyirciye şu soruyu fısıldıyor; “Bir insanı insan yapan hafızası mı yoksa hatırladıklarının boşluğunda sürdürmeye çalıştığı aşk mı?”
Ali Haydar Çataltepe, Dilara Vural ve Dilek Sağır’ın yer aldığı oyun 14 Aralık ve 24 Aralık’ta Kadıköy Koma Sahnesi’nde, 13 Ocak’ta ise Alan Kadıköy’de.
• YÜZ YILIN EVİ
Yüz Yılın Evi, Yeşim Özsoy’un Ferdi Çetin ile beraber yazdığı, bir konağın duvarlarında saklı yüz yıllık hikâyeyi kişisel hafıza ile toplumsal tarihin iç içe geçtiği bir anlatıya dönüştüren bir oyun. Özsoy, anneannesinin 1919’da doğduğu İbrahim Ethem Efendi Konağı’ndan yola çıkarak geçmişin izlerini bugünün sahnesine taşıyor. O konağın yıkılışıyla yok olduğu sanılan hatıralar, oyunda eşyalar, fotoğraflar, sesler ve gölgeler aracılığıyla yeniden canlanıyor; sahne bir ev değil, belleğin katmanlı bir odası haline geliyor.

Video, müzik ve canlı performans birbirine karışırken, tek bir beden çok sesli bir tarihin sözcüsü oluyor. Oyun ilerledikçe kişisel hatıra genişliyor, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönüşümlerin izine; sahne hem bir aile ağacı hem de toplumun hafıza defteri gibi. Seyirci, “Bir ev yıkılırsa hafıza da yıkılır mı?” sorusunun çevresinde dolaşıyor, unutmakla hatırlamak arasındaki uçurumda. Yeşim Özsoy’un yönettiği ve oynadığı oyun, 15 ve 19 Aralık’ta DasDas İstinye Park’ta sahne alıyor.


