birgün

19° PARÇALI BULUTLU

SAĞLIK 10.06.2021 07:47

Sahte psikoterapistler hastaları sömürüyor

Son yıllarda birçok yerde yüksek ücretlerle ‘psikoterapi’ sertifikaları verilmeye başlandı. Yetkinliği olmayanların ‘psikoterapistlik’ yaptığını iddia etmesi hastalara ciddi zarar verebilir.

Sahte psikoterapistler hastaları sömürüyor

HAZIRLAYAN: Hande Gazey - Pınar Yüksek

‘Psikoterapi’ dendiğinde birçok kişinin aklında bir divana uzanıp, çocukluğun anlatıldığı ve terapistin akıl verdiği bir resim canlanıyor. Ancak ruhsal bir bozukluk ya da hastalığın tedavisinde psikoterapi oldukça önemli rol oynuyor.

Gerekli yetkinliği olmayan kişilerin ‘psikoterapistlik’ yaptını iddia etmesinin tedaviyi almak isteyen kişilere zarar verme ihtimali yüksek. Türkiye’nin ruh sağlığı sorunları yazı dizisinin dördüncü gününde psikoterapinin ne olduğu, hangi nedenlerle, kimler tarafından uygulanabileceği ve psikoterapi eğitimleri üzerine konuştuk.


Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) Merkez Yönetim Kurulu: En az ilaç tedavileri kadar tıbbidir

Psikoterapi; uygulayıcısı tarafından belirli ruhsal girişimlerin, planlı veözgül bir hedefi başarmaya yönelik olarak tasarlandığı, uygulanan kişinin tanısal ve belirli bir kuramsal çerçevede değerlendirilmesine dayanan, uygulama zeminini ve aracını kişiler arası ilişki ve iletişimin oluşturduğu bir tedavi yaklaşımıdır. Ülkemizde bazı meslek grupları “psikoterapi”nin bir tıbbi müdahale olmadığını ileri sürseler de, bizatihi “terapi” tedavi ile eş anlamlıdır. Sağaltım, iyileştirmedir yani… Dolayısıyla ruhsal zorlanmadan hastalığa kadar tüm durumlarda ayırıcı tanı yapılması sonrasında uygun tanıya, uygun tedavi uygulanmasında tedavi seçeneklerinden birisidir. Bu yönüyle de en az ilaç tedavileri kadar tıbbidir. Ruhsal bozuklukların görünümleri büyük benzerlikler içerebilmekte, sıklıkla başka sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilecek bedensel değişiklikler ruhsal bozukluklara benzer belirtilere neden olabilmektedir. Tüm bu açılardan ayırıcı tanı değerlendirmesi yapabilme yetki ve yetkinliği hekimlerdedir.

Psikoterapi insanın ruhsal bütünlüğüne yönelik kişinin bilgilendirilmiş onayı ile uygulanan bir ruhsal girişim şeklidir aslında. Psikoterapi uygulama yeterliliği, ruh sağlığı alanında, kuramsal ve uygulamalı bir eğitimle kazanılan, belirli bilgi, beceri ve tutumla tanımlanır. Psikoterapi, bu konuda teorik ve denetlenmiş, süpervize edilmiş usta-çırak yöntemiyle uygulamalı eğitim almış, psikoterapi uygulaması için gerekli temel mesleki eğitimin sağlandığı belirli mesleklerdeki kişiler tarafından gerektiğinde uygulanabilen bir yöntemdir. Bu bağlamda “psikoterapistlik” kendi başına bir meslek değildir. Psikoterapi uygulanabilmesi için gerekli temel bir meslek eğitimi kapsamında sağlanır. Herhangi bir mesleki arka plana sahip olan kişi, bir kurs, sınırlı bir eğitimle bu temel sağlanmamışken psikoterapi uygulayabilir hale gelmez. Nasıl herhangi bir hekim hukukla ilgili katıldığı eğitimleri öne sürerek avukat ünvanı kullanamaz, vekâlet üstlenemezse; nasıl bir psikiyatri uzmanı konuya hâkim olduğunu düşünülse de lisede bir dersin öğretmenliğini üstlenmesi uygun olmayacaksa, psikoterapi uygulayabilmek için gereken mesleki temel eğitim alınmadan kestirme yollarla bu yetkinlik sağlanamaz.

Psikiyatri uzmanlık eğitimi içerisinde klinik çalışmalarda psikoterapi konusunda temel teorik ve pratik eğitimler verilir. Uzman adayının en az bir psikoterapi türünün uygulamasıyla ilgili, psikoterapiyle ilgili temel yetkinlik kazanması sağlanır. Dolayısıyla, psikoterapi uygulanması, ruhsal bozuklukların ilaçla tedavisine benzer şekilde, psikiyatri uzmanlık eğitiminin hekimlere sağladığı temel yetkinlikler arasındadır. Psikoterapi uygulayabilmek için gerekli bu temel mesleki eğitim diğer ruh sağlığı meslek mensupları arasında halen klinik psikologlarca sağlanabilmektedir. Dolayısıyla başvuran için uygun ve gerekli gördüğünde psikiyatristin kendisi de psikoterapi uygulayabilir, olgunun özelliğine ya da koşullara göre psikoterapi eğitimi almış klinik psikoloğa da yönlendirebilir. Ruhsal hastalık dışındaki ruhsal zorlanmalarda ise klinik psikolog tarafından uygulanabilir.

Ruh sağlığı meslek mensuplarının bu alanlardaki çalışma ve yetkinlikleri 1219 sayılı Kanun ve Sağlık Meslek Mensupları Yönetmeliği ile belirlenir. Örneğin 1219 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre klinik psikolog “…uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.” denmektedir. Yönetmelikte de “eğitimini aldığı terapi hizmetlerini verir” diye eklenir. Yine psikolog ise tıbbi uygulamalar konusunda sertifikalı olmak şartıyla uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ruhsal zorlanma durumlarında ve ruhsal hastalıklarda klinik psikolog ya da psikiyatri uzmanının sorumluluğunda psikolojik destek hizmeti verir der. Yani psikoterapi yapar ifadesi yoktur.

Ülkemizde en tartışmalı alan, yetkisi ve yetkinliği olmadan bazı meslek grupları mensuplarının aslında mevcut mevzuata aykırı bir şekilde “psikoterapistlik” yaptığını iddia etmesidir. Aslında belirli teorik ve pratik klinik eğitimden geçmemiş kişilerin yaptığı ruhsal girişimler bir ilacın ehil olmayan ellerde zararlı uygulanmasından farksızdır. Türkiye Psikiyatri Derneği çok uzun süredir, ruh sağlığı alanında uzmanlık derneği olmanın sorumluluğuyla yetkin olmadığı, mevzuatla uygun görülmediği halde psikoterapi uyguladığını duyuran, eğitimini verdiğini söyleyen kişilerle, böyle uygulamaları sürdüren kurumlarla ilgili gerekli yasal başvuruları yapmaktadır. Gerekli yetkinlik olmadan yapılan bu uygulamaların başvuranlara zarar verme ihtimali yüksektir; en azından gereksinim duydukları destekten mahrum bıraktığı, geciktirdiği açıktır.

Son yıllarda mevzuat bu kadar açık olmasına rağmen klinik psikoloji yüksek lisans ve doktora bölümlerine çok sayıda öğrenci alınmakta, klinik uygulamaya girmeden önce gerekli klinik deneyimin sağlanmasının mümkün olmayacağı kalabalık gruplarla mezunlar verilmektedir. Ayrıca bırakın ruh sağlığını, sağlıkla ilgisi olmayan bir lisans eğitimi (örneğin mühendislik gibi) almış kişi bile doktora ile klinik psikolog olabiliyor, biz daha ruh sağlığı alanında meslek sınırlarını konuşurken bir de bu şekilde tamamen yanlış bir temele dayalı mevzuata uygun ama nitelik bakımından yanlış durumla karşı karşıyayız. Bir de bu kişilerin kısa süreli ne olduğu belli olmayan eğitimlerle aldıkları sertifikalarla psikoterapi yaptıkları iddiası var. Dahası her klinik psikoloğun da bağımsız bir şekilde psikoterapi yapabileceği gibi bir yanlış algı yerleştirilmiştir. Oysa bu da ne bilimsel ne de etik açıdan doğru değil.

Çok sayıda psikoterapi türü vardır. Uygulamanın biçimine göre bireysel, aile, grup terapisi şeklinde olabileceği gibi, değerlendirme ve uygulamada temel alınan kurama, girişimlere göre bilişsel ve davranışçı terapi, psikanalitik terapi, destekleyici terapi vb. sayılabilir. Temel mesleki eğitim herhangi bir psikoterapi yaklaşımıyla ilgili bütünlüklü eğitimi kapsamayabilir. Bu durum da psikoterapi eğitimlerinin meslek eğitimi dışında sürdürülmesine zemin hazırladı. Son yıllarda birçok yerde yüksek ücretlerle “psikoterapi” sertifikaları verilmeye başlandı. Denetlenmeden, eğitimcinin ve eğitim alanın mesleki sınırları ve yetkinliği göz ardı edilerek yapıldı ve yapılıyor. Toplum sağlığını ilgilendirdiği için ve istismara açık bir durum olduğu için mevzuattaki boşluklar giderilmeli, uluslararası kabul görmüş ve bireyi, kamu sağlığını önceleyen erişilebilir nitelikli psikoterapi hizmeti verilmesini sağlayacak ve Sağlık Bakanlığı denetimine alınan bir sistem içerisinde yapılabilmeli.

Şu an, hekim oldukları için psikiyatri uzmanları dışında kayıtlı ve denetlenebilir bir başka meslek grubu yok maalesef. Danışmanlık ofisleri adı altında yetkisi olmayan birçok kişi psikoterapi yapmaya çalışıyor. Ayrıca bazı meslek gruplarının sadece özel yani serbest çalışma hakları üzerinden psikoterapi yapma yetkisi talep ettiklerini görüyoruz, oysa incinebilir grupların da psikoterapi ihtiyacını düşünmemiz gerekiyor. Ciddi ruhsal hastalığı olan ve hastanelerde tedavi gören, bakımevlerinde kalan, ceza infaz kurumlarında kalan ruhsal sorunları ya da bozuklukları olan bireylere de erişilebilir ve adil bir hizmet sunulması gerekiyor. Ekip çalışmasıyla yapılabilir bu… Eğitimi, yetkisi, yetkinliği ve sınırları belli olacak ayrıca denetlenebilecek bir ruh sağlığı hizmet sistemi içerisinde olabilir.


sahte-psikoterapistler-hastalari-somuruyor-885979-1.

Cinsel Eğitim Tedavi Ve Araştırma Derneği (CETAD) Başkanı Prof. Dr. Ejder Yıldırım:

Psikoterapi tıp dışı bir uygulama olarak ele alınamaz

Ruh sağlığı alanında en netameli konulardan biri ve sınırların ve yanlış uygulamaların en fazla yapıldığı alan maalesef psikoterapi. Aslında çok belirsiz bir uygulamadan bahsetmiyoruz ama nedense ruh sağlığı alanına bulaşmak isteyen umut tacirlerinin en kolay ve fütursuz yapabildikleri uygulama psikoterapiler alanında olmakta. Psikoterapi tıbbi deyim ileinvazif bir girişimdir yani cerrahi müdahale gibi görüneninötesinde derinlere inen, onarırken değiştiren, yeniden biçimlendiren ve bu hali ile zaman zaman ciddi hasar da verebilen bir uygulama. Psikoterapi sağaltım amaçlı bir ilişki, klinisyenin zihinsel onarım ve güçlendirmeyi kendi ruhsal aygıtını kullanarak yapmasıdır. Tam tersi ehil ellere ihtiyaç duyan ve en önemlisi önce zarar verme ilkesini düstur edinmiş klinisyenlerce uygulanabilecek bir müdahaledir.

Özellikle bazı yazılarda ya da ruh sağlığı ile ilgili tartışmalarda karşılaşılan tıbbi tedavi – psikoterapi ayrımı bilimsel geçerliliği olmayan bir yaklaşımdır. Bu durum muhtemelen tıbbi tedavi algoritmalarının ve psikiyatrik bozukluk ve tedavi kavramının bilinmemesine bağlı bir ifadedir ancak ne yazık ki bazen ruh sağlığı alanı içinden yazılarda da ruhsal tedavilerin yeterince bilinmediği gözlenmektedir. Psikiyatride tedaviler biyolojik ve biyolojik olmayan (psikoterapötik, psikososyal) olarak sınıflanabilmektedir. Bu hali ile psikoterapi biyolojik olmayan tedaviler olarak kabul edilir ancak bu onu tıp dışı bir uygulama yapmaz, yapamaz. Sonuçta psikoterapi bir semptoma, ruhsal yakınmaya ya da hastalığa yönelik uygulandığı müddetçe tıbbi bir müdahaledir. Her şeyin ötesinde“psikoterapi” kavramının içerisindeki terapi kelimesi zaten tedavi anlamına gelmektedir.

Ruh sağlığı hizmetleri temelde tedavi edici hizmetler olarak görülse de tedavi yanında koruyucu, önleyici ve geliştirici olarak tanımlanan kısımlardan da oluşmaktadır. Tedavi anlamında önceliklihal doğru bir tanı ve uygun psikoterapi kararının verilmesidir. Bu durum psikiyatri uzmanının görevidir. Uygulama alanında psikoterapi ise psikiyatri uzmanları ile psikoterapi alanında eğitim almış klinik psikologlarca yürütülür. Ayrıca psikiyatri hemşireleri de eğitim durumlarına göre bireysel ya da grup terapilerini yürütebilirler. Diğer taraftan psikoterapi sadece klinik uygulamadan ibaret değildir. Klinikte de destek tedavileri klinik dışı uygulamaya ihtiyaç duyar. Ayrıca klinik bir sorun yaşanmasa da ruhsal destek çeşitli yollarla uygulanabilmektedir. Bu açıdan eğitimde, ilişkilerde, ortamlarında uyum sorunları yaşayan yüzbinlerce çocuk ve yetişkin için rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanı uyum becerilerini artırma anlamında klinik dışı psikoterapi uygulamakta, sosyal hizmet uzmanları da psikososyal destek hizmeti vermektedirler.


sahte-psikoterapistler-hastalari-somuruyor-885980-1.

Öğretim Üyesi-Psikiyatr Prof. Dr. Mustafa Sercan:

Denetimsizlik ve belirsizlik hâkim

İlginç olan şu: Kimse “Otomobil motorunu kim tamir eder?” diye sormuyor. Psikoterapiyi kim yapar sorusunun yanıtı da benzer. Sözcük anlamı “ruhun tedavisi” anlamına gelen bir kavramı soruyorsunuz. Kim yapabilir sorusunun yanıtı kendi içindedir: “Ruhu” “bozukluğu” ve“tedaviyi” bilen kişiler tarafından yapılabilir.

Genel olarak psikoterapi adı verilen çok sayıda öğreti ve uygulama var. Kuram bozukluk oluşumu ve düzeltilmesiyle ilgili tutarlı bir kuramsal açıklama ile düzeltme için uygulama yöntem ve tekniklerini içerir. Bir psikoterapi uygulama yetkisi, bu eğitimi vermeye yetkili kurum ya da kişilerden alınmış kuramsal eğitim ve denetim (süpervizyon) eşliğinde bir uygulama sonrası elde edilir.

Psikoterapi eğitiminin ülkemizde bir pazar oluşturması psikoterapi alacakların gereksinimine dayanmamaktadır. Eğitim otoritesi (YÖK) ruh sağlığı meslekleriyle ilgili gereksinimi göz önüne almadan çok sayıda lisans ve lisansüstü eğitim programları açmış ve gereksinim fazlası kişi mezun olmuştur. İş bulma kaygısıyla arayışta olan kişiler “psikoterapi eğitimi” alıcısı durumuna gelmiştir. Öte yandan sağlık otoritesi bir yandan psikiyatr olmayan ruh sağlığı mesleklerinden kişilere resmi iş alanları açmamakta, öbür yandan “psikiyatr denetiminde çalışma” kuralı getirmekte ama denetlememektedir. Dolayısıyla uygulanmayan bir düzen, denetimsiz bir talep ve bunu karşılamayı fırsat bilen bir eğitim arzından oluşmuş bir belirsizlik içindeyiz. Örneğin meslek derneklerinin hata önleyici bir denetim gücü yok ama denetim gücü olan otorite de kuralları belirsiz bırakıp denetlemeyi de nitelik üzerinden yapmıyor… Bilimsel gereklilikler konuşulamıyor bile…



sahte-psikoterapistler-hastalari-somuruyor-885981-1.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Tokmak Yüksel:

Yasal düzenleme ile sınırlar netleştirilmeli

Psikoterapi ruh sağlığı alanında uygulanan bir tedavi biçimidir. Bir meslek olmayıp teknik kullanmayı gerektiren ve mutlaka ruh sağlığı profesyoneli tarafından yapılması gereken lisans eğitimi sonrası, lisansüstü eğitim ve uluslararası akredite olmuş kurumlardan yeterli süre teorik ve uygulama eğitimleriyle kazanılan beceridir. Bir mesleğe özgü olmamakla beraber yasal düzenlemeyle sınırları net bir şekilde çizilmiş olmalıdır. Psikoterapide temel koşullar; etkin dinleme, eşduyum–empatik ilgilenebilmek, tarafsızlık, yargılamamak, esnek olabilmek, uygulamalı psikoterapi eğitimi görmektir. Ele alınan konuya bağlı olarak, psikoterapi tek başına, ilaçlarla veya diğer ilgili destek ve hizmet programları ile birlikte sunulabilir. Psikoterapi, çok çeşitli teorileri, yöntemleri ve teknikleri kapsayan bir terimdir. Çeşitli psikoterapiler tek veya birleşik kuramsal temellere dayanabilir, benzersiz veya yaygın olarak paylaşılan yöntemler ve teknikler kullanabilir. Psikoterapi, bu kurallar çerçevesinde oluşturulmuş bir psikoterapi ekolünden eğitim almış psikiyatristler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, psikolojik danışmanlar, psikiyatri hemşireleri gibi ruh sağlığı profesyonelleri tarafından verilebilir.

Sosyal hizmet uzmanları da diğer ruh sağlığı profesyonelleri gibi sınırları yasal düzenlemeyle belirlenmiş psikoterapi eğitimlerini aldığında psikoterapi yapabilme yetkinliğine sahiptir. Dünyadaki uygulamalar da bu yöndedir. Ancak ülkemizde ruh sağlığı yasasının olmayışı ve psikoterapiye ilişkin düzenlemenin bulunmayışı ruh sağlığı çalışanı olmayan kişilerin sisteme katılmasını kolaylaştırmakta bu da alanda yozlaşmaya ve yardım arayışı içinde olan kişilerin sömürülmesine ve sağaltımlarının gecikmesine sebep olmaktadır. Diğer bir olumsuz nokta ise ruh sağlığı profesyonellerinin de kendi aralarında psikoterapiyi mesleki tekellerine alma çabasıdır. Ruh sağlığı alanında verilen diğer hizmetlerde bu çatışma çok görünür değilken psikoterapinin pazar payı bunu artırmaktadır. Oysa ihtiyacı olan herkesin psikoterapi dâhil tüm ruh sağlığı hizmetlerinden eşit, erişilebilir, sürdürülebilir ve nitelikli bir şekilde yararlanma hakkı savunulmalıdır.


sahte-psikoterapistler-hastalari-somuruyor-885982-1.


Ruh Sağlığı Uzmanı, Psikoterapist Prof. Dr. Şahika Yüksel:

Bir hafta sonu katılımı ile psikoterapi öğrenilmez

Herkese uygun, gümüş kaşıkla verilen tek bir yöntem yok. Ruhsal sorunların ameliyatı yoktur tedaviler bir süreç içinde etkin olur.

Psikoterapi eğitimi almış ruh sağlığı alanında çalışan psikiyatrist ve klinik psikologlar tarafından yapılır. Psikoterapi eğitimleri o tedavi türünün özelliğini göre değişik sürelerde olur. Eğitimler kuramsal ve süpervizyon altında uygulamalı belirli süre sürer. Eğitim saatlerini tamamlamak yeterli değildir. Eğitimi veren kurum/ kuruluşa göre yeterli olarak değerlendirilmesi gerekir. Bir hafta sonu katılımı ile psikoterapi öğrenilmez.

Psikoterapi tek tür değildir. Bilişsel davranışçı, analitik, destekleyici gibi türleri vardır. Bu alanlardan birinde eğitimi olan uzmanlar ayrıca travma, cinsellik, yeme bozuklukları gibi özel sorunlar için özelleşmiş eğitim gereken alanların terapileri vardır.


sahte-psikoterapistler-hastalari-somuruyor-885983-1.

Türk Psikologlar Derneği (TPD) Yönetim Kurulu Üyesi Psk. Ercan Başal:

Bilimsel standartlar belirlenmeli

Psikoterapiler bir “Psikoterapist” tarafından ruhsal bir sorunu, bozukluğu ve yakınması olan danışan/hasta arasında ilaç ve cerrahi yöntemler kullanılmadan gerçekleşen, karşılıklı bir ilişki ve etkileşim içinde yapılan müdahalelerdir. Ruhsal sorunları belirli bir psiko-patolojik anlayışa dayalı, belirli bir kavram dizinini ve yapılandırılmış bir program içerisinde tedavi etmek amacıyla planlı bir şekilde yürütülen uygulamalardır.

Destek alan bireye yaşadığı zorluklar ya da sıkıntılar, ruhsal durumu, kendisi ve diğerleriyle ilgili düşünceleri, tutumları, duyguları ve davranışları ile ilgili iç görü kazandırma sürecidir. Yaşamının kontrolü ve değişen koşullarla sağlıklı biçimde baş edebilmesi ve olgunluk, yeterlilik ve kendini gerçekleştirme yönünde bir değişim sağlanması gibi amaçlarla yapılandırılan bir süreçtir.

Klinik psikolog ya da psikiyatrist unvanına sahip olmak kendiliğinden psikoterapist unvanını da beraberinde getirmez. Psikolojinin klinik uygulamalarında veya psikiyatride bilimsel yeterliğin yanı sıra uygun terapi eğitimleri ve süpervizyon süreçlerinin tamamlanarak terapi uygulama yeterliği kazanılması gerekir.

Bunun için de mutlaka psikoterapi eğitimlerinin çerçevesinin ve bilimsel standartlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan “Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği” uyarınca, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, TPD’nin de içerisinde yer aldığı, bir komisyon oluşturulmuş ve 28/12/2015 tarihinde “Psikolojinin Tıbbi Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı Standartları” belirlenmiştir.

Türk Psikologlar Derneği olarak mesleki hassasiyetlerimizin güvencealtına alınması konusundaki öneri ve görüşlerimizin söz konusu standartlara yansıtılmış olduğunu gördük ve bunu olumlu karşıladık. Sürecin uygulama kısmı ile ilgili tüm yetki, görev ve sorumluluk Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerinde olmakla birlikte ihtiyaç duyulduğunda dernek olarak uygulama kısmında da destek sunmaya hazır olduğumuzu ve ayrıca uygulamalar sırasında yaşanacak olumsuz durumlar ya da her türlü hak kayıplarının da takipçisi olacağımızı da ilgili mercilere ve kamuoyuna da duyurduk. Eğitim programının uygulanmasını bekliyoruz.

Bunun yanı sıra pek çok dernek, enstitü, özel merkez tarafından çeşitli psikoterapi sertifika eğitim programları yaygın bir şekilde verilmeye devam ediyor. Bunların içerisinde gerçekten alanında uzman eğitmenler tarafından, bilimsel çerçevede ve standartlara uygun olanlar var elbette ama uygun niteliklere sahip olmayanlar da ne yazık ki az değil.

Bu durumun ve mesleğimizle ilgili bağımsız çalışma alanlarımızda yaşanan olası olumsuz sonuçlarının önlenmesi için ruh sağlığı alanında düzenleyici yasaların ve Psikologlar Meslek Yasası’nın daha fazla vakit geçirilmeden çıkarılması gerektiği görüşündeyiz.

***

Tartışmanın yazı dizisi ile sınırlı kalmaması için açık foruma dönüştürmek, ruh sağlığı alanında

hizmet verenleri bu tartışmaya katkı yapmak üzere davet ediyoruz. Konuyla ilgili görüşlerinizi

pinaryuksek@birgun.net adresine e-posta olarak gönderebilirsiniz.

***

DİPNOT:

Türkiye'nin Ruh SağlığıSorunlarıtartışması kapsamında, toplumda ruhsal sıkıntı ve sorunlarda yardım alma süreçlerindeki yönelimlere ilişkin ankete katkınızı bekliyoruz. Anketimiz kimlik ve iletişim bilgilerinizi içermemekte; sadece süreçlere yönelik genel eğilime ilişkin bir örnek sağlamak için katkınızı istemektedir. Anket linki:

https://forms.gle/9jmsjvVXsp2CHxzF9

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol