Google Play Store
App Store

Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğçenur Özbay, cezaevi yönetiminin “tutuklu kimlik kartı” uygulamasını dayattığını, bu kartı kullanmak istemeyen tutukluların açık ve kapalı görüşlere çıkarılmadığını öne sürdü. Uygulamaya karşı çıkan tutukluların açlık grevine başladığı bildirildi

Şakran Cezaevi’nde “tutuklu kimlik kartı” dayatması iddiası: Kartı kabul etmeyenler görüşe çıkarılmıyor
Sarya Toprak
Sarya Toprak
saryatoprak@birgun.net

Sarya TOPRAK

İzmir’de bulunan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde yeni bir uygulamanın hayata geçirildiği ve bunun tutuklular üzerinde fiili bir yaptırıma dönüştüğü iddia edildi. Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğçem Özbay’ın BirGün’e gönderdiği mektuba göre cezaevi yönetimi “tutuklu kimlik kartı” kullanımını zorunlu hale getirdi. Bu kartı kabul etmeyen tutuklular ise görüş, telefon, revir gibi haklarından mahrum bırakılıyor.

Mektupta yer alan bilgilere göre, cezaevi idaresi tarafından dağıtılmak istenen tutuklu kimlik kartının kabul edilmemesi halinde, tutuklular açık ve kapalı görüşlere çıkarılmıyor. Revire hastaneye dahi gidemiyor. Özbay, bu uygulamanın herhangi bir mahkeme kararına dayanmadığını, idari bir tasarrufla dayatıldığını ve tutukluların temel haklarını ihlal ettiğini belirtilirken uygulamanın bir aydır yürürlükte olduğu kaydediliyor.

AÇLIK GREVİNE BAŞLADILAR

Tutuklular, kimlik kartı uygulamasının siyasi kimliklerini hedef alan bir baskı aracı olduğunu savunurken, dayatmaya karşı Güzin Tolga ve Tuğçenur Özbay’ın süresiz açlık grevine başladıklarını ifade ediliyor. Mektupta, “Bu uygulama onur kırıcıdır ve siyasi kimliğimize yöneliktir. Kabul etmemiz mümkün değil” ifadeleri yer alıyor.
Ayrıca kartı kabul etmeyen tutuklular hakkında tutanak tutulduğu, koğuş kapılarının sık sık çalındığı ve imza dayatmasının sürdüğü de iddialar arasında. Görüş, telefon ve kargo haklarının fiilen engellendiği, kitap ve mektup gönderimlerinin de sınırlandığı belirtiliyor.

UYGULAMA GERİ ÇEKİLSİN

Tutuklular, söz konusu kimlik kartı uygulamasının yasal dayanağının kendilerine bildirilmediğini, uygulamanın keyfi olduğunu savunuyor. Cezaevi yönetiminin bu uygulamayı hangi mevzuata dayanarak hayata geçirdiğine dair resmi bir açıklama yapılmış değil.
Tutuklular, uygulamanın geri çekilmesini ve temel haklarının iade edilmesini talep ediyor.