Saleh Bakri: Birlikte direnmeliyiz!
13. Boğaziçi Film Festivali açılışını 'Palestine 36' adlı filmle yaptı. Filistin halkının özgürlük mücadelesini anlatan filmin oyuncusu Saleh Bakri, "Hükümetler soykırımcı rejime karşı askeri ve ekonomik ambargo uygulamalı. Küresel güçlerin bizi tüketici ya da köle yapmak istemesine karşı birlikte mücadele etmeliyiz" diyor.

Tuğçe ÇELİK
İstanbul’da gerçekleştirilen 13. Boğaziçi Film Festivali bu yıl Filistin sinemasından oluşan özel seçkisiyle dikkat çekiyor. Filistin’in resmi adayı olarak 98. Akademi Ödülleri'nde yarışacak olan ‘Palestine 36’ ise festivalin açılış filmi olarak seyirciyle buluştu. Yönetmenliğini Annemarie Jacir’in üstlendiği filmin başrollerinde Saleh Bakri, Liam Cunningham, Hiam Abbass, Jeremy Irons bulunuyor. Film, 1936’da Filistin köylerinin İngiliz sömürge yönetimine ve İsrailli işgalcilere karşı direnişini anlatıyor. Böylece politik karakteriyle öne çıkan Filistin sineması, beyaz perdede emperyalist ülkelere karşı sanat yoluyla direnmeyi sürdürüyor.
Filmde Khaled karakterini canlandıran, "İşgal altındaki bir ülkede doğdum ve normal bir ülkede yaşama fırsatım hiç olmadı. Sanat, benim direnme şeklim. Bedenim, ruhum ve sanatım; benim silahım" diyen oyuncu Saleh Bakri ile Filistin direnişini ve sanatın rolünü konuştuk.
FİLİSTİN’DE DİRENİŞ HİÇ DURMADI
Bakri, “İşgalin genişlemesi ve teknolojinin gelişmesi dışında Filistin’in sömürgeleştirilmesi politikasında o zamandan bu yana hiçbir şey değişmediği gerçeğini göz önünde bulundurursak, bu film neredeyse yüz yıldır süren Filistin direnişine ışık tutuyor” diyor ve ekliyor: “Bu direniş hiç durmadı; işgal ordusu da onu bastırmaya çalışmaktan hiç vazgeçmedi. Film, Siyonistlerin Filistin’i ele geçirmesine yardım eden ve Filistin halkının yarısını sınırlarının dışına sürmelerine zemin hazırlayan İngiltere’nin belirleyici rolünü de görünür kılıyor.”
AMBARGO OLMAMASI UTANÇTIR
Filistin’e destek veren birçok ülke bulunmasına rağmen bu ülkelerin İsrail ile ticari ilişkilerini kesmemesini nasıl yorumladığını sorduğumuzda Bakri şu yanıtı veriyor: “Bölgede Türkiye de dâhil olmak üzere hükümetlerin, yalnızca Filistinlileri değil tüm bölgeyi etkileyen soykırımcı bir rejime karşı ekonomik ve askerî ambargo uygulamıyor olması büyük bir utançtır.”
“Sanat politiktir; tarafsızlık da bir taraf seçmektir, özellikle Filistin meselesinde” diyen oyuncu şunları ekliyor: “Bizim varoluşumuz politiktir; içtiğimiz su, giydiğimiz kıyafet politiktir. Eğitim politik gündemler tarafından yönlendirilir, kitle medyası başlı başına bir politik ajandadır. Her şey politiktir; nasıl politik olmayabiliriz? Politik olmamak ya da politik değilmiş gibi davranmak, nerede olduğunu, nereye gittiğini bilmemektir. Biz hikâyelerimizi dürüst ve yaratıcı bir biçimde anlatmaya çalışıyoruz. Buna propaganda derseniz, sorun değil; benim için önemli olan hikâyelerimizin anlatılması gerektiğidir.”
Bakri, “Dünyanın her yerindeki sanatçılar ve aktivistler aynı mücadeleyi veriyor: eşitlik, özgürlük, kardeşlik, herkes için barış ve sevgi. Bunu başarmak için iktidara gerçeği söylememiz, insanları da bunu yapmaya teşvik etmemiz gerekiyor” diyor ve şöyle devam ediyor: “Şeffaf politikalara, dürüst ve sorumlu siyasetçilere ya da liderlere ihtiyacımız var. Hepimiz bu küçük gezegende yaşıyoruz, büyük bir aileyiz ve bu gezegen bizim tek yuvamız. Ona iyi bakmak zorundayız; tek kaygımız bu gezegende yaşamı nasıl sürdürebileceğimiz olmalı. Çünkü şu anda savaş uçakları, ordular, roketler, bombalar ve petrol yüzünden gezegen yok ediliyor. Silahları dünyadan söküp atmalı ve savaşmak, silah ticareti yapmak yerine herkes için ücretsiz eğitime önem vermeliyiz.”
BİZİ KÖLE YAPMAK İSTİYORLAR
Sanatın bir direniş yolu olduğuna dikkat çeken Bakri, “Sanat özünde yaratıcılıkla ilgilidir. Küresel güçler bizi köle ve tüketici haline getirmek istiyor, oysa yaratıcılık buna doğrudan karşı çıkar. Yaratıcılık, sınırlarının ötesine bakmaktır; uçmayı denemektir ya da akıntıya karşı yüzmektir. Sanat her zaman bir değişim umudu taşır; çünkü doğanın kendisi de öyledir, her saniye değişir. Bu anlamda sanatçı olmak, doğallığı gerektirir; değişim için sürekli bir mücadeledir. Benim için Khalid tam da benim gibidir; onun silahı bir tüfekse, benim silahım o tüfeği ölümsüzleştirmektir.”
Bakri sözlerini şöyle tamamlıyor: “Sanat mücadeleyi sürdürmelidir; çünkü sanat, değişimi ilham etmek ve bilinci genişletmek için iktidara gerçeği söylemenin bir yoludur. Benim için sanat sadece eğlendirmek için değil, bu gezegendeki yaşamımızla ilgili acil meselelere ışık tutmak içindir. Sanatçılar olarak temel konularımız insan hakları ve çevre olmalıdır. İnsan deneyimine bakar, onu yaratıcı bir malzemeye dönüştürür, bir şey söylemek, iz bırakmak, etkilemek ve ilham vermek için kullanırız. Her zaman daha iyi bir dünya umuduyla…”
∗∗∗
İNSANCA YAŞAM İÇİN SAVAŞMAYA DEVAM
Saleh Bakri, “Özgür bir ülkede yaşamak isterdim; sahnelerin, tiyatroların, sergilerin, müzikallerin ve tüm kültür kurumlarının işlediği; bütün Filistinlilerin bir araya gelip bu sanatı izleyebildiği bir ülkede. Filistinlilerin yarısından fazlası mülteci ve ana vatanlarına dönmelerine veya toplanmamıza izin verilmiyor” diyor ve şunları ekliyor: “Ülkemiz işgal altında ve Filistin içindekiler bir araya gelemiyor: bazıları Gazze’de, bazıları Batı Şeria’da, bazıları ise benim gibi 1948’de işgal edilen tarihi Filistin sınırları içinde yaşıyor. Filistin içinde serbestçe hareket etmemize izin verilmiyor. Filistin’de yaşamak bir mücadeledir. Bu yüzden her zaman insanca bir yaşam için savaşacağız; bunu başarmak için Filistin’e dönmeli ve yaşamımızı kendimiz belirlemeliyiz. Nehirden denize özgür Filistin!”

∗∗∗
İRLANDA VE FİLİSTİN AYNI IZDIRABI ÇEKTİ
Film festivali kapsamında 'Palestine 36'nın ekibiyle gerçekleştirilen söyleşide usta oyuncu Liam Cunningham’ın yaptığı konuşma dikkat çekti. Cunningham şunları söyledi: "Ben İrlandalıyım ve Filistin halkının çektiği ızdırabı görüyoruz. İrlanda da 800 yıl boyunca ızdırap çekti. İngiliz İmparatorluğu yanı başımızdaydı ve İrlanda, ilk işgal edilen ülke oldu. Dolayısıyla Filistin halkının çektiği acıyı gördüğümüz zaman onlara sempati duymak, bizim için bir sorumluluk. Filistin için protesto etmeyi unutmamalısınız, grev yapmalısınız ta ki Filistin ülke olarak tanınana kadar. Dünya çapında İsrail’in kaynakları tükeniyor, akış tersine dönmüş durumda; Filistin’in ülke olarak tanınması yakındır.”


