birgün

13° AÇIK

EĞİTİM 19.05.2020 11:17

Salgın döneminde özel okul öğretmenleri neredeyse 24 saat çalışıyor

Dershane öğretmenleri evden çalıştıkları salgın döneminde baskı altında hissediyor. Dershane öğretmeni Z.H. özellikle pandemi döneminde iş yüklerinin çok fazla arttığını ve neredeyse 24 saat çalıştıklarını söyledi.

Salgın döneminde özel okul öğretmenleri neredeyse 24 saat çalışıyor

ARDA ÖZARDA

Özel sektörde çalışan öğretmenler kamuda ataması yapılmayarak zorlu koşullar ve türlü baskılarla birlikte çalışıyorlar. Tüm bu zorluklara artı olarak pandemi süreci öğretmenlerin yükünü iyice arttırdı. Hem öğrencilerle hem de veliler ile uğraşmak zorunda kalan öğretmenler kendilerinin de unutulamaması gerektiğini söylediler.

İstanbul’da özel bir kurumda öğretmenlik yapan Z.H. pandemi sürecinde sırtlarına binen yükü ve yaşadıklarını BirGün’e anlattı.

"GECE YARISI BİLE ÖĞRENCİLERLE KONUŞUYORUZ”

Özel sektörde öğretmenlik yapmanın hiçbir güvencesi olmadığını ve olumsuz koşullarda çalıştıklarını söyleyen Z.H. , “Bir kere kesinlikle devlette öğretmen olmak gibi değil. Çalışma saatlerimiz daha fazla, izin günlerimiz de neredeyse yok gibi. Maaşlar da oldukça düşük. Her şeyden önce güvencesiziz. İmzalamış olduğum herhangi bir sözleşmem yok” dedi.

Pandemi sürecinin özel sektördeki öğretmenlere aşırı bir yük bindiğini söyleyen Z.H. , “Pandemi süreci ilk başta tam istediğim dinlenme süreci gibi gözüküyordu. Bütün bir yıl yoğun tempodaydık şimdi evdeyim, vaktim bol, bol bol dinlenirim diyordum. Maalesef ki öyle olmadı. Telefonum sürekli meşgul. Öğrencilerle, velilerle, diğer hocalarla sürekli iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. Onlara uzaktan yardımcı olmanın bu kadar zor olacağını düşünmezdim. Tabi bir de evde olma psikoloji var. Normalde mesai saatleri hafta içi, sabahları okul olmasından dolayı, daha az, hafta sonu daha fazlaydı. Ama pandemi sürecinde 7/24 çalışıyor gibiyiz. Gece 03.00’de bile soru atan öğrenciler var. Sürekli telefon ile veli, öğrenci ve yöneticilerle görüşmek durumundayım. Ama kimse faturalarımızın ödenip ödenmediğini sormuyor. Bu işin bir de kurumdaki yöneticiler kısmı var. Patronlarımız bizi evde sürekli yatıyor olarak görüyor ama bizim çalışma saatlerimiz arttı, uğradığımız mobbing arttı” diye konuştu.

“ONLİNE EĞİTİM İÇİN EKİPMANLARI KENDİMİZ TEDARİK EDİYORUZ”

Kurumun bulunduğu konuma yakın olmayan öğretmenlerin online ders için gerekli ekipmanları kendilerinin tedarik ettiğini söyleyen Z.H. , “Evi yakın olan hocalarımız online ders verirken kuruma gidip ekipmanları orada kullanıyorlar. Hafta sonu sokağa çıkma yasağı sürecinde kuruma gitme imkânları olmadığı için evine götürüyorlar. Tabi bahsettiğim sadece 1-2 hoca. Kurumda da bütün hocalara yeterli ekipman olmadığından geriye kalan hocalarımız kendi ekipmanlarını kullanıyorlar” diye konuştu.

Z.H. sözlerine şöyle devam etti:

“Maalesef ki Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu konuda çok yetersiz. Çoğu öğrencimizin okullarında online eğitim verilmiyor. Dün bir öğrencim bana okullarından sadece 3 tane hocasının online ders verdiğini söyledi. Bizler de elimizden geldiğince yetişmeye çalışıyoruz. Öğrenciler geri kalmasın diye ek dersler bile düzenliyoruz. Okullarının yetersiz olması bizi daha çok yoruyor ama. Onları ödevlendirme hatta değerlendirme görevi tamamen bizim sorumluluğumuz oldu. Şu an verilen eğitim öğretmenlerin inisiyatifine kaldı diyebiliriz. Bir de şöyle bir algı var. Dershaneye para veriyoruz istediğimiz an bize yardımcı olacaklar. Biz dershane öğretmenlerinin insan olduğu unutulmamalı.”

“SALGIN YA DA NORMAL DÖNEM FARKETMEKSİZİN BASKIYA MARUZ KALIYORUZ”

Kurumlarda yöneticilerin sürekli bir baskı ortamı yarattığına değinen Z.H. nasıl davranacaklarını bilemediklerini söyledi.

Z.H. , “Salgın süreci hem bizleri hem öğrencileri hem de velileri çok yordu. Evde olmanın verdiği psikolojiyi hepimiz yaşıyoruz. Öğrencileri derslerine odaklamakta çok zorlanıyoruz. Açıkçası bu konuda biraz elimiz kolumuz bağlandı. Öğrencileri anlıyoruz, oyalanmaları için yeni ilgi alanları oluşturmaya çalışıyoruz ama hiçbirinin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Elimizden geldiğince iletişimde kalmaya çalışıyoruz. Maalesef ki uğruyoruz. Sadece ben değil diğer öğretmen arkadaşlarım da uğruyor. Sürekli yetersiz olduğumuz söyleniyor. Bazı hocaların öğrenciler tarafından daha fazla sevilmesi gibi durumlarda sık sık tecrübesiz olduğumuz, öğrencilerle iletişim kurmakta yetersiz olduğumuz, sınıfa hâkim olamadığımız v.b. sözler işitiyoruz. Oysa öğrencilerden ve velilerden tam tersi ilgi görüyoruz. Bize söylenenler psikolojik olarak sürekli bizi yıpratıyor. Moralimizi bozuyor ve bu durum öğrencilere veya velilere karşı tutumlarımızı da etkiliyor. Hepimiz yapıcı eleştiri duymak isteriz. Bu bizi yaptığımız işe daha sıkı tutundurur ” diye konuştu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız