birgün

29° AZ BULUTLU

Salgının epikrizi

Dünyanın çeşitli yerlerinden normale dönüş çağrıları geliyor. Tüm önlemler kalktığında, ölmüş olan bir milyon kişinin yakını en az 9-10 milyon kişiye sormalı; hayat pandemi öncesi eski normale benziyor mu?

BİLİM 17.04.2022 06:30
Salgının epikrizi
Abone Ol google-news

Prof. Dr. Esin Davutoğlu ŞENOL

Epikriz tıbbi bir terim olup hastanede yatan hastalara taburcu olurken verilen çıkış raporudur. Bir anlamda hastalığın o kesitsel zaman dilimindeki seyrinin hikâyesidir. Kişi tekrar ya da farklı bir merkeze başvurduğunda bu rapor irdelenerek hasta hakkında fikir sahibi olunur. Epik ayrıca sözcük anlamı olarak “hikâye etmek” ya da “destansı” demek. Ben bu yazı için bizim salgının hikâyesini bir epikriz haline getireceğim, destansı olanını ise kitap olarak yazmaya uğraşıyorum. Edebi yazım diline çok yakışmayan şekilde amiyane “bizim salgın” demelerim, salgınla aramızdaki mesafeyi korumak yerine nasıl onmaz şekilde yüz göz olduğumuza ilişkin biraz sitem ve bolca ironi içermektedir.

Ölümcül bir solunum yolu virüsü ile gelişen bu salgın başlangıçta bizi önüne kattı, ağzımızı, burnumuzu hatta kendimizi bir başımıza bir yere kapamadıkça güvenli hissedemediysek de salgın uzadıkça, toplum yönetenlerin tatlı masalları ile yatışıp salgının yanına düştük. Yanına düşmekten kasıt ise aslında işler güçler ve geçim derdimizin derdinden güvensiz sokaklara, güvensiz sokaklarda da aldırmazlığa düşmekti. Yoksa kastettiğim, toplumsal müştereklerimizdeki yarıkları onararak, kavrayarak, salgınla ve birbirimizle yan yana yaşamak esnekliğini geliştirmiş olmak değildir. Salgın kavrayabildiğimiz bir süreç ya da güvenli yeni bir geleceğin kurgulanması için bir referans olmaktan çok, ne onduran ne öldüren yüz göz olup sündürüp durduğumuz bir yazgıya dönüştü. Bugünlerde bizim coğrafyalarda salgını epikrizsiz taburcu edilirken, salgını güya hastaneler hatta sokaklara düşmekten kurtarmışken, Çin, Güney Kore gibi ülkeler birden bire neler oluyor dedirten bir fırtınaya tutulmuş gibi görünüyor. Oysa bu ülkeler son iki yıldır salgına rağmen, milyonlarca yaşamı kurtararak, pandemik zamanı, takvim zamanına eklemeyi başararak olağan yaşam sürdürmeyi başarmışlardı. Biz ise aç-kapa, aşıla, aşıları on doza tamamla taktikleri ile sürekli dışarılarda tuttuğumuz başlarımızı dertten bir türlü kurtaramadığımız gibi onların başını da derde soktuk. Oysa Çin ve Güney Kore’de alevlenen, artmış görünen salgındaki sayılar bizim artık tespit etmekten, test yapmaktan vazgeçtiğimiz sayılar. Salgın artık sayılarla sayılmıyor.

ABD’DEN SALGIN AÇIKLAMASI

Yeni olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden müjde gibi şöyle bir açıklama geldi. “Amerikalıların yüzde 50’si Omikron ile enfekte oldu, aşılanmış olanları da ekleyince, yarısı immün.İmmün sözcük anlamı olarak “muaf” ve “dokunulmaz” anlamına geliyor. Dokunulmaz olmak için dokunulmak hem de Rus ruleti oynar gibi doğal enfeksiyonu “canlı aşı” niyetine kullanmak. Bu itiraf gibi korkunç açıklamanın sonunu ise şöyle bağlıyorlar: “Pandemi bitti, önlemleri kaldırabiliriz.” Tam 2,5 yıldır hep birlikte izlediğimiz ve zaten bilimin bildiği üzere; bir dalgadan sonra vakalar ve ölümler azalıyorsa o dalgaya yol açan varyanta karşı, varyantın dolaşımını önleyen bir bağışıklık gelişmiş olduğu açıktır. Ama bu esnada göze alınmış olanlar, aslında aşı ile önlenebilir bir hastalıktan muaf kılmak için, ölümden muaf kılamadıklarımız ve virüsün aksiyon dolu gelişimindeki yeni maceralardır.

RESMİ VE GERÇEK ARASINDAKİ FARK

ABD’de, Omikron yüzde 50 vatandaşa bulaştığı esnada, tüm varyantların ölüm sayısı pikini aşan sayıda yani günde iki üç bin ölüm oluyordu. Tüm salgın boyunca gerçekleşen çocuk ölümlerinin beşte biri de Omikron dalgasında oldu. En az 200 bin çocuk yakınlarını kaybetti. Covid-19, ABD’deki en önemli üçüncü ölüm nedeni. Şimdi tüm önlemler kalktığında, ölmüş olan bir milyon kişinin yakın çemberindekilere yani en az 9-10 milyon kişiye sormalı, hayat pandemi öncesi eski normale benziyor mu?

Marifet gibi milyonlarca kişinin enfekte olduğunu açıklamak ve mutlu sona bağlamak. Nasıl da yıllardır gözümüzü boyayan Hollywood filmlerine benziyor. Daha çok da güzel adam ve güzel kadınlı filmlerine. Bu yazı yazılırken dünyada kayıtlı vaka sayısı yarım milyar olmuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir çalışma Afrikalıların en az yüzde 65’inin virüs ile karşılaştığını gösteriyor. Bu Afrika’da resmi olan kayıtlı sayının 97 katı. Dünyadaki sayının da kayıtlı olandan çok daha fazla olduğu açık. Ölüm sayılarının bu sayılara göre yeniden hesaplanması gerekir ama zaten ölüm sayılarının, bizim zaten bildiğimiz yalan-eksik kayıtlı ölüm sertifikalarından oluştuğu ortaya çıkar.

Erken, önlenebilir, yorucu ölümler. Salgın ile ilişkili hatalar felaketini, politik hatalar, yalan yanlış bilgi salgını, safsataların gücü, eşitsizlikler diye sıralayıp öfkelenebiliriz. Ama ben bu karmaşık ve öyle nefes nefese ki bizi nefessiz bırakan yaşam biçimlerimize karşın yine de salgının şokunu azaltan, öyle ya da böyle korumayı başarıp yaşatabildiklerimizi düşünerek öfkemi soğutmaya çalışıyorum. Pandemi nasıl yaşamlarımızı, öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırıyorsa, aşı da pandemiyi aşıdan önce ve sonra diye ayırmalı. Kasım 2020’de salgının birinci yılı dolmadan bulunan ve yetişen aşı, biz salgın bilim insanlarının istediği şekilde yapılmamış olsa da, milyonlarca yaşamı kurtardığını biliyoruz. Amerika Birleşik Devletleri verileri, 2021 yılı Kasım sonu, yani aşı bulunmasından bir yıl sonra, aşıların 1,1 milyon ölüm ve 10,3 milyon hastaneye yatışı önlediğini gösteriyor. Gerçek ölüm sayıları- şimdilik en az resmi rakamların üç katı olduğu düşünülüyor ve 2022 yılı da eklenilerek, hesaplandığında aşıların ne çok hayatı kurtardığı daha iyi anlaşılacaktır.

AŞILAR MİLYONLARI KURTARDI

Türkiye’de iyi kurulamamış aşı stratejiler, aşılamadaki hatalı başlangıç, kusurlu iletişim, safsata ve tevatürlerin serbest dolaşımına karşın en az ölmüş kişi sayısı kadar hayat kurtardığı tahmin edilebilir. Mesela bizim gibi her gün hasta yağmuruna tutulan sağlıkçılar aşılar sayesinde nefes alabildi ve salgının hasta yükünü omuzlamayı sürdürebildi. Gerçi aşı ile kurtulan yaşamlar bir teselli olmak yerine, aşılara rağmen aşılanamayan ya da aşılanmayanlar yüzünden yakınlarını yitirenleri fazlasıyla da öfkelendirebilir. Doğru şekilde ve etkin yapılabilse, pandemiyi bitirebilecekken yalnızca kurtardıkları milyonlarca yaşam, aşılıların on beş kat az ölmesi teselli olur mu bilemiyorum. Virüsün gelişme ve serpilme potansiyeline bakınca, aşıların bu denli hızlı bulunmuş olması en azından öfkemi avutuyor. Virüsün moleküler hareketliliği, gelecek pandemilerin önlenmesi gibi süreğen kararlı ve ortak çaba gerektiren süreçleri artık kontrol edemeyeceğimizi biliyoruz. Bulunmuş olan aşılar ile birlikte öğrendiğimiz, havalandırma, maske, testleme gibi koruyucu yaklaşımlar; öğrenemediğimiz ise uluslararası işbirliği ile pandeminin bitirilmesi ve kaçırdığımız fırsat. İçinde bulunduğumuz durum ile ilişkili en doğru özet şu olacak: Hatalarımızın bedeli olan Omikron ile ilişkili en büyük dalganın şokunu hızla bulduğumuz aşılar ile hafifletip milyonlarca ölümü önledik.

Hastalık iyileşmeden haliyle taburcu ettiğimiz hastanın epikrizini hekimliğimin ilk on yılında yaptığım gibi eski bir daktilonun tuşlarına basarak şöyle yazayım. Ve daktilo ile yazılmış bu epikrizin bir zaman kapsülüne koyarak hastalığın kesin tedavisini bulacak hekimlere kadar ulaşabilmesini umayım.

Hasta: Yerkürenin insan sakini.

Hastalık: Covid-19.

Etken: Nefesimizden hastalandıran ölümcül bir solunum yolu virüsü.

Şikâyetler: Baş ağrısı, baş dönmeleri, kas ağrıları, bulantı, çarpıntı, dalgınlık, anksiyete.

Yaklaşık 3 yıl önce başlayan şikâyetler aralıklı şekilde artarak sürmüş.

Fizik Muayene: Yaşamsal fonksiyonlar stabil, hasta halsiz, bitkin.

Patolojik Bulgular: Merkezlerde sıkışan kalabalık yaşam koşulları, yoksulluk, eşitsizlik, çevre talanı, ekolojik dengeye kötü müdahale, tedarik zinciri sıkıntıları.

Başlangıç yeri olan Çin’den 226 ülkeye yayılmış ve henüz kontrol alınamamış hastalık sonraki atağa kadar iyileşme kabul edilerek, haliyle taburcu edildi.

Hasta hastalık için test yapılmasını reddetti.

Öneri: Aşı, bitkinlik için sarı serum, açık hava, bol güneş.


KAYNAK

  1. https://www.commonwealthfund.org/publications/issue-briefs/2021/dec/us-covid-19-vaccination-program-one-year-how-many-deaths-and
  2. https://www.dailymail.co.uk/health/article-10523807/73-Americans-immune-Omicron-variant.html
  3. https://www.afro.who.int/news/over-two-thirds-africans-exposed-virus-which-causes-covid-19-who-study?campaign_id=154&emc=edit_cb_20220
  4. https://t24.com.tr/yazarlar/esin-senol/sari-serum,34882
Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol