Saraçhane'deki son buluşmada Özel: "Gözaltıyla, tutuklamayla azalmayız, çoğalırız"
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonun ardından Saraçhane’de son kez toplanıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu için 29 Mart Cumartesi günü saat 12:00’de Maltepe’de miting yapacaklarını duyurdu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargı görünümlü iktidar kumpasıyla tutuklanmasını protesto eden yüzbinlerce İstanbullu, Saraçhane Meydanı’nı yedinci günde de hınca hınç doldurdu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Silivri’de tutulan İmamoğlu’nun mesaj yoluyla çağrısıyla Saraçhane’yi dolduran vatandaşlar, şafak operasyonuyla hukuksuz bir biçimde evinden gözaltına alınan ve bugün çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Silivri’ye gönderilen İmamoğlu’na sahip çıkmaya devam etti. Saraçhane buluşmasına katılan İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da alanı dolduran yüzbinleri selamladı.
“BİZ ÇOĞUZ, KALABALIĞIZ, OMUZ OMUZAYIZ”
Buluşma saatinden önce Saraçhane Parkı’nda düzenlenen iftar programına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yüzbinlere yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Burada 100 binler var, Türkiye’de milyonlar var. Geçtiğimiz pazar sandık başında 15 milyon 500 bin yürek var. Kendisini demokrasiye adamış, mücadeleye adamış, teslim olmayan, teslim olmayacak bir Türkiye var. Biz çoğuz, kalabalığız, omuz omuzayız. Ama karşımızda bir avuç insan var. Onların arkasında artık ne halk var, ne millet var, ne devlet var. Halkını hiçe sayan, milletini sevmeyen, devletini küçük düşüren bir avuç çıkar çevresine karşı hep birlikte burada omuz omuzayız.”
“15 MİLYON KİŞİ ONUN ARKASINA GEÇTİNİZ KAPI GİBİ”
“Biz o tek adamın karşısına bir de ‘Her şeyi ben bilirim’ diyen, kibrinden yanına varılamayan, sinirinden artık karşısında durulamayan, yanlışına ‘Yanlış’ diyene bile tahammül etmeyin saldıran o sinir küpüne karşı ‘Biz de birini bulalım. Karşısına çıkaralım’ dedik. Ama o birini öyle bir başımıza belirlemedik. Önce dedik ki, ‘Bütün üyelerimize soralım.’ Sonra baktık, ondan korkuyorlar, saldırıyorlar. ‘Aday olmasın’ diye davalar açıyorlar. Yıllar önce aldığı diplomasını bile çeşitli oyunlarla elinden almaya kalkıyorlar. O zaman dedik ki, ‘Bu aday sadece bir partinin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil. Bu aday hepimizin adayıdır. Onu ortaya çıkaralım. Bir pazar günü sandıkları koyalım. Oylayalım.’ İşte o pazar, geçtiğimiz pazar, 23 Mart pazar günü birileri Ekrem Başkan’ı Silivri’ye koyarken sizler de önünüze koydunuz ve 15 milyon kişi onun arkasına geçtiniz kapı gibi.”
“ERDOĞAN, CESARETİN VARSA TRT’DEN YAYINLA”
“Artık Ekrem İmamoğlu, sadece İstanbul’da iki seçimde üç kez Tayyip Erdoğan’ın atadıklarını yenmiş bir belediye başkanı, girdiği dört seçimde de Tayyip Erdoğan’a hiç kaybetmemiş bir siyasetçi, başarılı, çalışkan namuslu bir yönetici olmanın yanında Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir sonraki Cumhurbaşkanı adayıdır. Buradan açıkça sesleniyorum. Ey Erdoğan, eğer şu kadarcık cesaretin varsa Ekrem İmamoğlu’na kurduğun kumpas davalarının görüldüğü sırada savcının sorularını ve Ekrem Başkan’ın cevaplarını TRT’den yayınla. Cesaretimiz var. Senin var mı?”
“GİZLİ TANIK’ DEDİKLERİ İFTİRACI MÜPTEZELLERİN İFADELERİNDEN BAŞKA HİÇBİR ŞEY YOKTUR”
“Yargılama adalet için yapılır. Savcı soruyu millet için, kamu yararı için sorar. Cevaplarda gerçeği arar. Gerçek bir yargılama somut delillere, gerçek bir yargılama kanıtlara dayanır. Ancak Ekrem Başkan’a sorular sorularda ne bir kanıt, ne bir şahit, ne ortaya konmuş somut bir delil vardır. Sadece ve sadece adını savcının bildiği, kimsenin görmediği ve bilmediği, adına ‘gizli tanık’ dedikleri iftiracı müptezellerin ifadelerinden başka hiçbir şey yoktur. Bu gizli tanıklara kod isimler vermişler. Adı Ladin, adı Meşe, adı Çınar. Bu isimleri sana kim koydu yahu? Hangi odun koydu, hangi odun? Ekrem Başkan’a iftira atıyor. Kim söylüyor bunu? ‘Söyleyemem, kod adı Çınar.’ Ekrem Başkan’a iftiraları sıralıyor, haydi ispatla. ‘Ben bilmiyorum.’ Kim biliyor? ‘Ladin.’ Peki bu Ladin ile Çınar’ı buraya kim getirdi? ‘Ben getirdim.’ Allah seni kahretmesin. Odun, odun. Böyle yargılama mı olur? O Ladin’i, o Çınar’ı oraya getiren odunu da o odunu oraya getiren odunu da Allah’a havale ediyorum.”
“POLİS NE ALDIĞI MAAŞTAN MEMNUN, NE ALDIĞI EMİRDEN MEMNUN”
“Yıllardır her geçen gün dozu artan biçimde Tayyip Erdoğan’ın saray rejiminin şiddeti ile mücadele ediyoruz. Bir yandan hak arıyoruz, eylem yapıyoruz, mücadele ediyoruz. Bir yandan karşımıza diktiği vatan evlatlarına, polis kardeşlerimize verdiği kanunsuz emirlere karşı mücadele ediyor, onları da incitmemeye ama kendimizi de ezdirmemeye çalışıyoruz. O polis kardeşlerimi günde 15 saat çalıştıran, uyumadan, oturmadan, bazen karnını doyurmadan çalıştıran ve mesaisini vermeyenler bir de onlara talimat verip, kanunsuz emir verip, gaz verip gençlerimizin üzerine gaz sıktırıyorlar, jop vurduruyorlar. Polis de ne aldığı maaştan memnun, ne aldığı emirden memnun, ne yaptığı işten memnun.”
“YETTİNİZ BE"
“Dün bu Emniyet Müdürünü uyardım, dün Valiyi uyardım, İl Başkanımı yolladım, toplantı yaptırdım, söz aldım. Ama yine en sonunda rezaletle karşılaştık. Şimdi buradan İstanbul Valisi’ne söylüyorum, bu meydan boşalmadan, herkes evine varmadan milletvekillerim orada ben de bu arabanın üstündeyim. Sık da bakalım o gazı göreyim. Sık göreyim. Bu otobüsün üstündeyim, o gazı sık, o plastik mermiyi at bakalım. Eğer bir gencimize bu gece jop vurursan, gaz sıkarsan, bir tane plastik mermi atarsan senin alnını karışlamayan namerttir. Yettiniz be. Yettiniz. Ne sözünüze güveniliyor, ne ettiğiniz yemine güveniliyor. Nasıl kamu görevlisisin? Şu meydana bak, şu çocukların yüzüne bak. Burada terörist mi var, marjinal mi var? Ne kadar insanlıktan kopmuşsan ey Vali sensin marjinal, sensin marjinal.”
“BİZ KORKUYU EVDE UNUTTUK”
“Şunu Sayın Vali, Sayın İçişleri Bakanı’na söyle. Öyle eski yöntemlerle provokasyonlarla, yalanlarla, oradan buradan bir şeyler uydurarak bizi mahkum etmeye, mahcup etmeye çalışmasın. Artık o eski numaraları yutturabileceğiniz kimse yok karşınızda. Şunu açıkça söylüyorum. Bak, ben sizin gibi ne utancımı kaybettim, ne verdiğim sözü tutmayacak kadar kendime ve karşımdakine saygıyı kaybettim. Ama gerçekten ben de buradaki bütün herkesle bir şey kaybettik. Biz korkuyu evde unuttuk Sayın Vali, korkuyu evde unuttuk.”
“ANNE AK PARTİ KADIN KOLLARI İLÇE BAŞKANI, BABA TAYYİP ERDOĞAN’IN EN YAKIN ARKADAŞI”
“Boğaziçi eylemleri vardı biliyorsunuz. Boğaziçi’ne kayyım atandı. Boğaziçi eylemleri başladı kayyıma karşı. Öğrenciler destek veriyor. İlk göz altı, ilk tutuklama Doğu Demirtaş. Hatırlıyor musunuz Doğu’yu? Gittim Silivri Cezaevi’ne. Böyle kilolu, sakallı, uzun saçlı, yakışıklı, Boğaziçi fizik okuyor, pırıl pırıl bir zeka. ‘Doğuş ne yaptın?’ dedim. Dedi ki ‘Hocam’ diyor her gördüğüne, ‘Hocam dedi hakkımızı arıyoruz, kayyım hak etmiyoruz’. Bana güzelce anlattı derdini. Dedim ki, ‘Doğuş, baba ne yapar anne ne yapar?’ Biraz böyle çekindi. ‘Allah Allah’ dedim. ‘Ya’ dedi ‘Benim babam Sertaç Demirtaş, annem Gamze Demirtaş.’ Bana nasıl anlatıyor, ‘Saray düzeni şöyle, Tayyip’in kayyımı böyle, Boğaziçi özerk bir üniversite. Bilim kayyımın altında yapılamaz, bu zulüm kabul edilemez.’ Anne Gamze Demirtaş Sarıyer AK Parti kadın kolları ilçe başkanı. Baba Tayyip Erdoğan’ın en yakın arkadaşı. Ne gördük biliyor musunuz? O Sertaç Demirtaş var ya, oğluna yapılan muameleden sonra, o canım Gamze Hanım var ya o oğluna yapılan muameleden sonra Boğaziçi’nin tanıdığı, gençlerin tanıdığı, istifayı bastı, her eylemde şimdi aramızda burada. Doğu çıktı, yurtdışına gitti orada okuyor. Boğaziçi bir öğrenci kaybetti ama iki tane eylemci kazandı.”
“’HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK' DİYEN BERKAY'I TUTUKLADILAR”
“Tam 11 gazeteciyi gözaltına aldılar, bunlardan 8’ini tutukladılar. Now TV muhabiri Ali Onur Tosun, Agence France-Presse Muhabiri Yasin Akgül, İBB’de Fotomuhabir Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi Fotomuhabiri Gökhan Kam, Bağımsız Gazeteciler Zeynep Kuray, Hayri Tunç, Bülent Kılınç. Bizim canlı yayın ekibinden arkadaşımız, dün gece bu köşede görev yapmış. Kablolar canlı yayın aracına gidiyor. Giderken onu toplamış Fatih Çalbıyık’ı da yakaladılar, gözaltına aldılar, herkesle birlikte tutukladılar. Kameramanla uğraşan adamın yaptığı işe bak. Geçen gün otobüste benden önce konuşan genç kardeşim Selinay Uzunteli ve Ekrem Başkan’ın otobüsünün peşinden koşup koşup koşup, köşede durdurup ‘Ekrem Abi, Ekrem Abi’ diyen Berkay Gezgin var ya, ‘Her şey çok güzel olacak Ekrem Abi’ diyen Berkay. Bugün utanmadan Berkay’ı da tutukladılar. Berkay, bizim için çok simge bir isim. Herkes önemli. Bin 400’e yakın gözaltı var, 200’ün üzerinde tutuklama oldu. Seri tutuklamalar var. Bütün milletvekillerimiz bugün mücadele verdi Çağlayan’da. Yarın da büyük bir mücadeleyle hem tutuklamaların, hem göz altıların takibinde olacağız. Ama Tayyip Bey’in bilmesi gereken bir şey var ki biz gözaltıyla, biz tutuklamayla azalmayız, çoğalırız.”
“İSTANBUL’DA YER KALMADI, CİVAR İLLERE NAKİL PLANLANIYOR”
“Bizim gözaltına alınan gazeteci arkadaşlarımızı adliyeden cezaevine değil, Vatan’a geri götürdüler. Çünkü İstanbul hapishanelerinde yerleştirecek yer kalmadı. Yarın civar illere nakiller planlanıyor. Bir iktidar düşünün ki 2025 yılında dünyanın en tanınmış metropolünde öğrencileri içeri ata ata, gazetecileri içeri ata ata, demokrasi isteyenleri içeri ata ata cezaevlerinde yer bırakmamış. Yazıklar olsun böyle rejime. Söz veriyorum. Er ya da geç; birkaç ay, bir yıl, bilemedin gelecek yıl bu düzeni değiştireceğiz.”
“CANLI YAYINLAMAYA BAŞLAYANLAR, ESKİYE GÖRE ÇOK DAHA FAZLA ARTTI”
“Bugünkü yayını canlı yayınlamaya başlayanlar, eskiye göre çok daha fazla arttı. Akıllanan var, akıllanmayan var. Ama önce kimlere boykot yapıyoruz onu söyleyelim. Hepimizin vergileri ile ayakta duran, iktidara yalakalık, bize düşmanlık yapan TRT’ye yazıklar olsun. Emekçilerini sayıyoruz, seviyoruz. Yöneticilerinin yaptıklarından dolayı TRT’nin düğmesini tamamen kapatıyoruz. Kanal D, CNN Türk işi gücü bırakmışlar, bütün gece bu gençlere, bu gençlerin sevdiği Ekrem Abilerine, İstanbul’un güzel insanlarına, iradesine kafa tutup bir tek adama, tek başlarına destek atmak için ne gazetecilik yapıyorlar, ne televizyonculuk. İşleri güçleri iftira ve yalancılık. Kanal D ve CNN Türk bizden uzak olsun. Bu arada TGRT’yi, A Haber’i, Sabah Grubu’nu, Turkuvaz‘ı, İhlâs’ı gören, okuyan, izleyen, bunlardan bir şey satın alan bizden değildir arkadaşlar.”
“YARIN BU BİNADA SİZİN SAYENİZDE BİR SEÇİM YAPILACAK”
“Yarın bu binada sizin sayenizde bir seçim yapılacak. Yani Ekrem Başkan’ı hapse atanlar, buraya sizin seçtiğiniz birisini değil kendi atadıkları bir kayyımı getirmek, onun eliyle bursları kesmek, yurtları kapatmak, kent lokantalarını kapatmak, fakire, fukaraya sahip çıkan sosyal yardımları bitirmek, yandaşına sahip çıkmak istiyorlardı. Buranın emekçilerini gönderecek, yerine yandaşlarını yerleştireceklerdi. Bu olmadıysa, burada kayyım yoksa, yarın buraya yeniden bir belediye meclis üyesi, seçilmiş biri seçilerek Ekrem Başkan’a vekalet edecekse bu sizin sayenizde. Siz darbeyi püskürttünüz yedi günün sonunda. Ben yedi gün önce geldim. Bu binada Genel Sekreter’in odasının arkasında bir küçük oda var. Bir kanepe var. O kanepeye bana bir yastık verdiler. Bir tane de pike serdiler. Yedi gündür orada yatıyorum, nöbet tutuyorum sizin gibi. Çünkü İstanbul’un emaneti Ekrem Başkan’aydı. Ekrem Başkan’ınki, banaydı, bizeydi, sizlereydi. Emanete sahip çıkanlara selam olsun, helal olsun.”
“CUMARTESİ GÜNÜ MALTEPE’DE HEP BİRLİKTE TARİH YAZACAĞIZ”
“Değerli vatandaşlarımız, Saraçhane‘de yaklaşık 300 bin kişiyle yaptığımız açık oylama, açık seçim sonuçlarına göre, bayram demeden Ekrem Başkan ve irademize sahip çıkmak milyonlar olup Maltepe’ye atmak üzere Cumartesi günü saat 12.00’de Maltepe’de buluşuyoruz. Yalnız gelmeyin. Komşularınızı alın, arkadaşlarınızı alın. Kollarına girin, Maltepe’ye akın. Cumartesi günü Maltepe’de hep birlikte tarih yazacağız. Var mısınız? Size inanıyorum, size güveniyorum.”



