Saray’a karşı tek çare birleşik mücadele
KESK, TÜİK eliyle dayatılan sefalet zammına karşı ülke genelinde iş bıraktı. Dört bir yanda ses yükselten memur ve emekliler, iktidarın emek düşmanı ekonomi politikalarına karşı birleşik mücadele çağrısı yaptı.

Ebru ÇELİK
KESK, emekli ve kamu emekçilerine dayatılan “sefalet zammına” karşı ülke genelinde iş bıraktı. İş bırakan memur ve memur emeklileri, meydanlarda bir araya geldi. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Kütahya’ya, Zonguldak’tan Amasya’ya, Samsun’dan Bursa’ya kadar emekçilerin durumu da talepleri de aynıydı: Geçinebilecek ücret.
Birçok kentte eş zamanlı basın açıklamaları yapılırken, İstanbul’daki buluşma Fatih’teki Beyazıt Meydanı’nda gerçekleşti. Eyleme İstanbul Tabipler Odası ve Tüm Emeklilerin Sendikası başta olmak üzere birçok kurum ile örgüt de destek verdi. Meydana davul-zurnayla yürüyen emekliler halay çekti, “Tayyip zammını al başına çal” sloganı attı. Binlerce emekçi, Beyazıt Meydanı’na davul zurnayla yürüyen emekçiler açıklamanın ardından halaylar çekti.
TÜİK KILIFIYLA YOKSULLAŞTIRMA
KESK adına açıklamayı okuyan KESK İstanbul Şubeler Yürütme Sözcüsü Hüseyin Özel, ücret artışlarının TÜİK’in gerçeği yansıtmayan verileri üzerinden belirlendiğini vurguladı. Özel, “Gerçek enflasyon gizleniyor, emeğin alım gücü sistemli biçimde eritiliyor. TÜİK, bu yoksullaştırma politikasının teknik kılıfı haline getirildi” dedi. Özel, kamu emekçilerinin 2026’ya taban aylıklara yapılan bin TL seyyanen artış dahil ortalama yüzde 12,5 zamla girdiğini, buna karşın ulaşımdan sağlığa, kiradan vergilere kadar tüm temel kalemlerde zamların katlandığını söyledi. “Maaş zammı daha cebe girmeden kira ve vergiyle buharlaşıyor” ifadelerini kullandı. Özel açıklamada, bütçenin emeğe değil sermayeye çalıştığına işaret edilerek, “Kaynak yok” söyleminin bir tercih olduğuna dikkat çekti.
Taleplerin sıralandığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
• Kamu emekçilerinin maaşlarına Ocak ayından itibaren ek yüzde 20 artış yapılması,
• 2023 Temmuz’da getirilen ilave seyyanen ödemenin taban aylıklara yansıtılması,
• Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi ve seyyanen ödeme tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesi,
• Mülakat uygulamasının kaldırılması,
• 4688 sayılı yasanın başta grevli toplu pazarlık hakkı olmak üzere evrensel sendikal normlara uygun biçimde değiştirilmesi,
• En geç Haziran ayı sonuna kadar gerçek bir toplu pazarlık masasının kurulması,
• En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,
• Kamu emekçileri için kira, kreş ve yol desteği sağlanması.
***
BU DÜZEN DEĞİŞENE DEK DİRENECEĞİZ BİRLEŞEREK
Açıklamada söz alan Tüm Emeklilerin Sendikası MYK Üyesi Metin TekizTürkiye’de yaklaşık 5 milyon emeklinin, iktidarın “iyileştirme” diye sunduğu düzenlemeyle bir kez daha açlık sınırının altında, en dipte eşitlendiğini söyledi. Tekiz, “AKP tarafından Meclis’e sunulan ve en düşük emekli aylığını 20 bin TL’ye çıkaran kanun teklifi; görünürde bir artış, gerçekte ise yoksulluğu kalıcılaştıran sadaka rejiminin devamıdır. Yetkililerin sürekli tekrarladığı ‘bütçe disiplini’ söylemi, milyonlarca emeklinin yaşam hakkını görmezden gelmenin bahanesi hâline getirilmiştir. Yaklaşık bin liralık artış, yüksek enflasyon koşullarında gerçek bir iyileştirme değil; emeklileri açlığa mahkûm eden bir denge oyunudur” diye ekledi. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine uygulanan zam oranı %12,19 iken, en düşük emekli aylıklarına uygulanan oran %18,48’ olmasına tepki gösteren Tekiz “Bu fark, kök aylığı düşük olan daha fazla emeklinin en alt sınırda toplanması anlamına gelmektedir. Bugün en düşük aylık alan emekli sayısı 4,9 milyona yaklaşmış; neredeyse 5 milyon emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bu tablo bir ‘eşitleme’ değil; yoksulluğun yaygınlaştırılmasıdır” diyerek açık çağrı yaptı. Tekiz, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Tüm emek örgütlerini, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını ve emekten yana tüm siyasi yapıları bu sefalet düzenine karşı birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Alanlarda yan yana duralım, sesimizi ortaklaştıralım. Çünkü bu düzen, birleşen halkı yenemez. Bu ülkenin yollarını, fabrikalarını, okullarını ve hastanelerini inşa eden emekliler; yoksulluğa, güvencesizliğe ve yok sayılmaya mahkûm edilemez. Gerçek biziz. Çare biziz. Çare örgütlü ve birleşik mücadelededir. Tüm Emeklilerin Sendikası olarak; bu düzen değişene, emekliler insanca yaşayacak koşullara kavuşana kadar sokakta da Meclis’te de mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”
***
HEKİMLER DE İŞ BIRAKTI
İstanbul Tabip Odası adına konuşan Ertuğrul Oruç, şunları söyledi: “Bugün KESK’in iş bırakmasına neden olan tüm sorunlar doktorlar için de geçerli. Hekimler her geçen gün daha fazla çalışıyor, daha az ücret alıyor, kötü koşullarda ve güvencesiz çalışmaya zorlanıyor. Bu aynı zamanda içinde yaşadığımız antidemokratik ve baskıcı rejimi dağıtmanın da bir yolu, bir reçetesidir. KESK’in bugün gerçekleştirdiği bir günlük iş bırakma eylemini bir kez daha selamlıyor, dayanışmamızı ifade ediyoruz. Kurtuluş yok tek başına.”


