Google Play Store
App Store

Sefalet ücreti dayatmasına karşı çıkarak Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yürümek isteyen kamu emekçileri ablukaya alınarak engellendi. Birleşik Kamu İş Başkanı Yıldırım, “Seçilmişleri bizi aç bıraksın diye seçmedik” diyerek insanca yaşam peşinde olduklarını kaydetti.

Saray’a yürümelerine izin verilmedi: İnsanca yaşam talebi ablukaya alındı
Fotoğraf: ANKA

BirGün / ANKARA

Milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren, 2026-2027 yıllarına ilişkin zam oranını belirleyecek 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) süreci tıkandı. Kamuda işveren konumundaki iktidarın açıkladığı, 2026 için kümülatif yüzde 18 oranında zam ve taban aylıklarda bin lira ücret artışı, 2027 yılı için ise kümülatif yüzde 8’lik artış, yetkili konfederasyonlar tarafından kabul edilmedi.

Toplu Sözleşme toplantılarına katılan üçüncü en büyük konfederasyon olan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, sürecin tıkanmasının ardından taleplerini iletmek amacıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan randevu talep etti. Randevuya geri dönüş yapılmaması halinde ise konfederasyonun genel merkezinden Cumhurbaşkanlığı'na yürüyüş yapacaklarını duyurdu.

AÇ BIRAKIN DİYE SEÇMEDİK

Cumhurbaşkanlığı’ndan talep edilen randevuya yanıt verilmemesi üzerine çok sayıda konfederasyon üyesi, konfederasyonun Ziya Gökalp Caddesi’nde bulunan genel merkezi önünde bir araya geldi. Genel Merkez binası bu arada polis ablukasına alındı. “Direne direne kazanacağız” ve “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”, “Sefalet zammını al, başına çal” sloganlarını atan konfederasyon üyelerinin yürüyüşüne izin verilmedi. Polis ile yürütülen müzakereler sonrasında genel merkez önünde konuşan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım, “Seçilmişleri bizi aç bıraksın diye seçmedik” diyerek insanca yaşam peşinde olduklarını kaydetti.

Yıldırım, abluka altında yaptığı konuşmada Hakem Kurulu’na tepki gösterdi. Yıldırım, “Biz önceki yıllarda ‘Düzenlenen tiyatronun figüranı olmayacağız’ dedik. Karşımızda bulunan işveren heyeti şunu söylüyor: Bizim umurumuzda değilsiniz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a seslenen Yıldırım, “Cumhurbaşkanı gitsin, Ankara’nın herhangi bir mahallesinde ev kiralarını sorsun. Emekçi bu maaşlarla nasıl yaşayacak?" diye sordu. “Seçilmişleri bizi aç bıraksın diye seçmedik” diyen Yıldırım insanca yaşam peşinde olduklarını kaydetti.

AKP iktidarına tepki gösteren Yıldırım, “Ülkemizde bozulan, yozlaştırılan hukuk sisteminin gerçek bir hukuk sistemi haline getirilmesini istiyoruz” dedi. Yürüyüşlerine izin verilmeyen sendika üyeleri, açıklamanın ardından genel merkez önünde 1 saatlik oturma eylemi yaptı.

BU DÜZENDEN FAYDA YOK

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun 8. Dönem Kamu Toplu Sözleşme sürecine ilişkin taleplerini iletmek amacıyla konfederasyon genel merkezinden Cumhurbaşkanlığı'na yapmayı planladığı yürüyüşe polisin izin vermemesine tepki gösterdi. Sendika önüne gelen Taşçıer, “Kamu emekçileri yoksulluğa, sefalet ücretlerine ve adaletsizliğe karşı sesini yükseltiyorlar. Talepleri, insanca yaşamak ve çocuklarının geleceğini güvence altına almak. Kolluk kuvvetleri de birer emekçi; aynı hayat pahalılığından onlar da etkileniyor. Memur, kendi hakkını arayan memuru engellerse bu düzenden kimseye fayda gelmez” diye konuştu.

∗∗∗

ÇARE HAKEMDE DEĞİL, MÜCADELEDE

Masada yetkili konfederasyon Memur-Sen, Hakem Kurulu’na başvurmadığını ilan etti. Konfederasyon’un dün sona eren Hakem Kurulu’na başvuru sürecinin ardından yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “’Memur-Sen olarak uzlaşmazlıkla sonuçlanan 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine ilişkin imzalanan toplantı tutanağını Hakem Kurulu’na götürmeme kararı aldık ve Hakem’e başvurmadık.”

Genel Başkan Ali Yalçın, önceki günlerde üyelerinin çoğunluğunun Erdoğan tarafından atandığı Kurul’a güven duymadıklarını da ifade etmişti. Hakem Kurulu’na gitme yetkisini elinde bulunduran Memur-Sen’in süreci hakeme taşımayacağını ilan etmesinin ardından sözleşmenin akıbetinin ne olacağı sorusu ise gündeme geldi.

Memur-Sen’in hakeme başvurmamasına karşın kamuda işveren konumundaki iktidar, süreci Hakem Kurulu’na taşıdı. Ancak iktidar her ne kadar iktidar hakeme başvuruda bulunsa da Kurul’a üye yollayacak konfederasyonların hakeme gitmeyi reddetmesi, Kurul’un toplanmasını olanaksız kılıyor. 4688 sayılı Yasa’nın 34. Maddesine göre Hakem Kurulu’nun toplanabilmesi için en az 8 üyenin bir araya gelmesi gerekiyor. Erdoğan’ın Kurul’a doğrudan gönderebildiği üye sayısı ise 6. Böylece, Kurul’a 4 üye yollayan konfederasyonların hakeme gitmeyi reddetmesiyle Kurul da toplanamıyor.

Hakem Kurulu’na başvurulmaması durumunda ise “Genel Hükümler” uygulanıyor. Bu doğrultuda da kamu emekçileri için pazarlık masasında sözleşme imzalanmadığından ve hakem tarafından yeni bir sözleşme tebliğ edilmediğinden süreç Meclis’e taşınıyor. Böylece mali ve sosyal haklara ilişkin düzenlemeler doğrudan kanunla, yani Meclis tarafından yapılacak noktaya ulaşıyor. Ortada yeni bir toplu sözleşme olmadığından, milyonlarca kamu emekçisinin mali ve sosyal hakları bir önceki toplu sözleşme kapsamında uygulanmaya devam ediyor.