Google Play Store
App Store

CHP’nin 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptaline ilişkin davanın ertelenmesindeki ana etken halkın güçlü direnişi oldu. Sokaklarda, meydanlarda yükselen bu mücadele muhalefeti dağıtma hesabı yapan rejimi bir bumerang misali vurdu. Yaşananların bir parti içi kriz olmadığı en net haliyle ortada. Bundan sonraki süreçte de rejimin saldırıları durmayacak. Ancak halk da tek adama karşı mücadeleden vazgeçmeyecek. Önümüzdeki dönemi esasen ikincisi belirleyecek.

Saray’ın butlan oyunu
Fotoğraf: ANKA

Öncü DURMUŞ

CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleşen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptaline ilişkin dava, 24 Ekim tarihine ertelendi. Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki duruşmaya, CHP’nin avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysan ile Lütfü Savaş’ın avukatı Avukat Onur Yusuf Üregen katıldı.

Duruşma öncesi, CHP parti temsilcileri ve davayı takip etmek isteyenler mahkeme önünde toplandı.

Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, davacı vekilinin tüm tedbir taleplerinin daha önce değerlendirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verdi.

İL KONGRE KARARI İSTENDİ

Mahkeme, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ve CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemini reddeden Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesine müzekkere yazarak karar ve gerekçeli kararının dosyaya kazandırılmasına hükmetti.

DELEGE LİSTESİ DETAYI

Ayrıca mahkeme, CHP’den 21 Eylül’de yapılacağı belirtilen olağanüstü kurultayına ilişkin delege listesinin birleştirme tutanaklarının seçimde oy kullanan ve kullanmayan, seçime katılan katılmayan tüm delegelerin isim listesinin istenmesine ve İstanbul il kongresinde seçime katılan, katılmayan, oy kullanan kullanmayan delege listesinin istenmesine karar verdi.

19 Mart’tan bu yana tek adam rejiminin muhalefete yönelik saldırılarının geldiği son noktayı sembolize eden dava, dün siyasetin merkezine oturdu.

Özellikle yargı eliyle sürdürülen operasyonlarda yargıdan çıkabilecek ‘butlan’ kararının bir parti meselesinden çok ülkenin tamamını ilgilendiren bir adalet mücadelesi olduğunu yurttaş sokaklardan geçen hafta boyunca haykırdı. Verilen erteleme kararında da ilk raunddan muhalefet galip çıktı.

Her ne kadar dava kadar erteleme kararı da hukuksuz olsa da rejim, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’e kayyum atanmasının ardından Genel Başkan Özgür Özel’i hedef alabilecek cüreti şimdilik gösteremedi.

HALKIN BARİKATI DUR DEDİ

Davadan çıkan erteleme kararının en çok öne çıkan noktalardan birisi kuşkusuz halkın gösterdiği direniş oldu.

Rejimin saldırılarının ardından başta yandaş medya ve muhalefetin içerisindeki kullanışlı aparatlar olmak üzere neredeyse ‘mutlak butlan’ kararının kesin olarak ilan edileceği lanse edilmiş, günlerce butlan kararından sonra neler olacağı tartışılmıştı. Ancak tüm bunların ardındaki ilk çıktı, CHP Genel Merkezi’ne atanacak kayyum beklentisinin de ertelenmesi oldu. CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyum sonrasında Sarıyer’deki il başkanlığına direnişe geçen, önceki gün Ankara Tandoğan’da tek adam rejimine karşı mücadelesini yükselten yurttaşlar, Saray yönetiminin önüne set çekti.

Toplumun geniş kesimlerinin direnci, ayakta kalmak uğruna gözü dönen rejimi kararsızlığa düşürdü. Saray rejimi halkla karşı karşıya kaldığı her savaşı kaybediyor. Rejim el yükselttikçe, yurttaşın direncini artırırken bu koşullarda gelişen her bir olay Saray’ı bumerang gibi vuruyor.

Yaşananlar gösterdi ki baskının süratle artırıldığı, hukukun rafa kalktığı bu koşullarda dahi rejime karşı mücadelede yaratılacak birleşik mücadele olanaklarının toplumsal muhalefet güçlerinin en büyük silahı.

KRİZ GÖRÜNTÜSÜ SÜRSÜN

Davanın erteleme kararı ise rejim açısından zamana yayılacak bir kriz görüntüsü için kullanışlı bir ürün. İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyum Gürsel Tekin ile birlikte muhalefet içerisinde ‘klik savaşları’ olarak sunulmaya çalışılan operasyon, ertelenen Kurultay davasında da rejim için elinden bırakmadığı bir sopa görevi görecek.

En azından 24 Ekim’e kadar bir yanıyla siyasetin gündemini de muhalefetin ‘iç krizine’ odaklamaya çalışan Saray yönetimi, halkın öfkesi karşısında nefes almaya çalışacak.

Ancak şu ana kadar toplumun geniş kesimlerine yayılmak istenen ‘muhalefet içi kriz’ görüntüsünün tam olarak tutmadığını da söylemek mümkün. Yine de ülke sorunlarını arka plana itecek açık kalan her tartışma başlığı Saray yönetimi için kullanışlı zeminleri ifade ediyor.

HUKUKİ ZEMİN AŞINDI

Erteleme kararı sonrası gözler ise gelecek takvime çevrildi. 24 Ekim’de gerçekleşecek dava öncesi CHP’nin İstanbul İl Kongresi ve olağanüstü Kurultayı gerçekleşecek. Bu süre zarfında delegelerin iradesinin sakatlandığı gerekçesini CHP kaynakları, 24 Ekim’e kadar tamamlanacağı öngörülen il kongreleri ile aşmayı ve o tarihten önce olağan kurultay ile beraber davayı tamamıyla boşa düşürmeyi hedefleyeceklerini ilan etti.

Oynanan satranç tahtasında bu hamlelerin elbette bir işlevi var. Ancak tüm bu yaşananların artık hukukla bir alakası olmadığı da unutulmamalı. Yurttaşın rejime karşı direnişini öncelemeden atılacak herhangi bir hamle rejime karşı mücadelede eksik kalacak.

∗∗∗

SÜREÇ NELERE GEBE?

Herkesin gözü bundan sonraki süreçte neler olup olmayacağında. Şimdilik konuşulan ya da çizilen bütün bu senaryoların nereye evrileceği muamma. Ancak elimizde şu ana kadar net olan iki şey var. Birincisi hiç kuşku yok ki tek adam rejimi durmayacak. Muhalefeti kendi başına bıraktığı anda onu boğacak, siyaset sahnesinin dışına itebilecek milyonların farkında. O sebeple ne otoriterleşmenin dozunu azaltabilirler ne de oturup beklemeye fırsatları var. Gündem değiştirmenin, algı yaratmanın saldırılarına yenilerini eklemenin her daim fırsatını koruyacaklar. İkincisi ise ne yaparlarsa yapsınlar toplumsal muhalefeti sindiremiyorlar. 19 Mart’tan bu yana ülkenin demokratikleşme mücadelesinde gençler, kadınlar, işçiler, emekliler toplumun tüm kesimleri çok büyük bir mücadele pratiğini hayata geçirdi. Tam da bu koşullarda bundan sonra ne olacağını ikinci durum belirleyecek. Toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin yürüttüğü mücadele hattı ortak bir noktada birikebilirse Saray’dan yapılan planların da bir önemi kalmayacaktır.

∗∗∗

KOLTUK SEVDALILARI

Kayyum olarak atanan Gürsel Tekin’in sahaya sürülmesi, Kurultay davasına ilişkin son ana kadar suskunluğunu koruyan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Saray yönetiminin operasyonlarından medet uman aktörlerin tamamının bir anda sahaya çıkması tesadüf olmadı. Miadı çoktan dolmuş, halk nezdinde hiçbir karşılığı kalmamış hatta bir parti içi klik dahi olamayan bu aktörler için niye sorusunun karşılığı yok.

Koltuk ve şahsi menfaatlerle dolu bir dizi planın içerisinde yer aldıkları da toplumun artık genel kabulü. O sebeple tüm bu olanların ucu yine tüm ülkeyi Saray’ın koridorlarına götürüyor. Gözaltılar, tutuklamalar, birbiri ardına açılan davalar süre dursun muhalefetin bileği milyonların rejime karşı mücadelesi sayesinde bükülemedi. Devletin tüm gücüne rağmen oluşan pat durumunda rejimin yeni inşasındaki Saray yönetimi saldırılarında yeni bir cephe açmak durumunda kaldı.

∗∗∗

ŞİMDİYE KADAR NE OLDU?

Rejimin muhalefete yönelik saldırıları, içerideki Truva atlarını sahaya sürmeleriyle beraber yeni bir aşamaya geçildi. Halkın iradesini ortadan kaldıran Saray yönetimi, kendi muhalefetini dizayn etmek için de yargıyı merkeze oturttu. Ertelenen sürece kısaca şöyle gelindi:

• 4 Mart 2025: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2023 kongresine yönelik “hile” ve Seçim Kanunu ihlali iddiaları üzerine soruşturma başlattı.

• 2 Eylül 2025: İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, Özgür Çelik ve mevcut yönetimi görevden aldı; yerine Gürsel Tekin başkanlığında 5 kişilik bir kayyum heyeti atandı. 196 delege de tedbiren görevden uzaklaştırıldı; kongre süreci durduruldu. CHP Genel Merkezi, kayyum atamasına tepki göstererek İstanbul’daki il başkanlarını toplantıya çağırdı ve Gürsel Tekin’in partiden ihracına karar verdiklerini duyurdu.

• 6 Eylül: YSK, İstanbul’da kongre sürecinin devam etmesine karar verdi.

• 7 Eylül: İstanbul İl binası polis ablukasına alındı. Giriş çıkışlar yasaklandı.

• 8 Eylül: Kayyum Gürsel Tekin, 5 bin polis eşliğinde, milletvekillerine biber gazı kullanarak il binasına girdi.

• 8-9 Eylül: Yurttaşların kayyuma karşı direnişi başladı. CHP’liler dahil binaya kimseyi almayan kolluk kuvveti yurttaşlara da sık sık müdahalelerde bulundu, gözaltılar yaşandı.

• 10 Eylül: CHP’nin 102’nci yıldönümü vesilesiyle CHP Lideri Özgür Özel Taksim Meydanı’na çelenk bırakmak için geldi. Çok sayıda partili ve yurttaş Özel’i karşılarken sabah saatlerinde aynı meydana gelen kayyum Tekin, yalnız kaldı. Protestolar Tekin’in bir kez daha polis korumasıyla il binasına geçmesiyle devam etti.

• 14 Eylül: Ankara Tandoğan Meydanı’nda bir araya gelen binler, kayyumu kabul etmeyeceklerini, tek adam rejimine karşı mücadeleden geri adım atmayacaklarını ortaya koydu. Farklı toplumsal kesimlerin bir araya geldiği mitingde rejime karşı birleşik bir mücadelenin önemine değinildi.

∗∗∗

PEKER İLE FOTOĞRAFI ÇIKTI

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, avukatı Onur Yusuf Üregen’in suç örgütü lideri Sedat Peker ile olan fotoğrafını paylaştı. Emir, açıklamasında, "Partimizin kurultayına yönelik açılan kumpas davasında, bugünkü celsede; Genel Başkanımızı, Cumhurbaşkanı adayımızı ve tertemiz partimizi hedef alan sözler sarf eden Avukat Onur Yusuf Üregen’in kim olduğuna dikkat çekmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Üregen’in Sedat Peker ile fotoğrafını paylaşan Emir, "Bu şahıs, mahkemede utanmadan ‘suç örgütü’ ifadesini kullandı. Ama gelin görün ki kendisinin geçmişinde gizlemeye çalıştığı karanlık görüntüler var. Fotoğrafını sizlerle paylaşıyorum" dedi. Murat Emir, açıklamasında, "Şimdi soruyoruz: Suç örgütü mü arıyordunuz? Suç örgütüyle aynı karede gülümseyen siz değil misiniz? CHP’nin tertemiz kurultayına, delegelerine, Genel Başkanına suç örgütü iftirası atan siz değil misiniz? Bizim kurultayımız lekesizdir, partimiz dimdik ayaktadır. Asıl lekeli olanlar, geçmişlerinde suç örgütleriyle yan yana düşenlerdir!" ifadelerini kullandı.