Google Play Store
App Store

TEPAV raporu, savaşın tedarik krizine dönüştüğünü ortaya koydu. Petrokimyadan gübreye, kritik metallerden helyuma kadar arz zincirleri kırılma noktasına geldi. Rapora göre Türkiye ekonomisi için Körfez’den gelen 3 milyar dolarlık sanayi girdisi ağır bir maliyet baskısı altında kalırken lojistik rotaların yeniden şekillenmesi farklı sonuçlar doğurabilir.

Savaşın faturası kabarıyor
Fotoğraf: AA

Ekonomi Servisi

ABD-İsrail ortaklığında İran’a yönelen saldırıların ardından patlayan savaş, Körfez’de olağanüstü hal yarattı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yanı sıra İran’ın vurduğu ABD ortağı Körfez ülkelerinde de ticaret durdu. Hem dünya hem de Türkiye için zincirleme ekonomik kriz kapıya dayandı. Uzmanlar hem enerji arzı hem de pek çok sektör için hammadde niteliği taşıyan ürünlerde de tedarikin aksamasının ekonomilerde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.

ABD-İsrail saldırılarının dünya için yarattığı tehdit, analizlerle bir kez daha ortaya konuyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayımlanan “Hürmüz Krizi” değerlendirme notu, bölgedeki jeopolitik tıkanıklığın sanılandan çok daha derin bir ekonomik tehdit barındırdığını ortaya koydu. TEPAV Enerji Direktörü Mühdan Sağlam ve Araştırmacı Günbey Korkmaz imzalı raporda, Hürmüz Boğazı’nın enerji geçidi özelliğinin yanı sıra, sanayi ekonomisinin tamamının bağlı olduğu kritik bir tedarik damarı olduğu vurgulandı.

∗∗∗

1- İLK ETKİLENEN ENERJİ TEK DEĞİL

Dünya petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin, b aşka bir değişle günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve yaklaşık 6 milyon varil petrol ürününün geçtiği Hürmüz’ün kapanmasıyla petrol fiyatları 85-120 dolar bandında spekülatif bir tırmanışa geçti. Krize alternatif olabilecek seçenekler de Hürmüz’ün yerini tutmuyor. Suudi Arabistan’ın Yanbu ve BAE’nin Fujairah hatlarının toplam günlük kapasitesi yaklaşık 7 milyon varilde kalıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre bu hatlar tam kapasite çalışsa dahi arz açığını kapatmaya yetmeyecek. Geçen günlerde IEA, 32 üye ülkenin katılımıyla 400 milyon varillik devasa bir rezerv salımı başlattı. Türkiye’nin de 11,6 milyon varil petrolü açarak katıldığı bu hamle, beklenen rahatlamayı yaratmadı. Zaten spekülatif fiyatlanan piyasada bu hamle "savaşın uzayacağı" şeklinde yorumlandı. Deniz yoluyla taşınan LPG’nin yüzde 30’u Boğaz’a bağlı. Analizlere göre Nisan ayının sonuna kadar LPG arzının 1 milyon varil gerilemesi bekleniyor. Küresel LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ticaretinin de ana omurgası konumundaki Boğaz’da tıkanıklık, Avrupa’da spekülatif fiyatlara yol açtı. Gaz fiyatları, Katar’ın mücbir sebep ilan etmesiyle bir haftada yüzde 60 artarak geçen hafta megavat saat başına 50 avroyu aştı.

2- DEPREM TEKSTİLİ SALLAYACAK

Savaş petrokimya depremi de yarattı. Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin yıllık 74,8 milyon tonu bulan petrokimya ihracatının kesilmesi, plastik ambalajdan otomotiv parçalarına, tekstilden elektroniğe kadar tüm sektörleri maliyet kıskacına aldı. Petrokimya tesislerinin ana girdisi olan naftada fiyatlar, arzın sıkışmasıyla son beş yılın zirvesi olan 90 doların üzerini çoktan gördü. Sanayinin önemli hammaddelerinden polietilen ve polipropilende de kriz var. Ortadoğu, küresel polietilen ihracatının yüzde 43’ünü elinde tutuyor. Bu devasa kapasitenin yüzde 84’ü de doğrudan Hürmüz geçişine bağımlı. Mart başında polietilen ve polipropilen fiyatları 200 doların üzerinde artış gösterdi. Bunun tekstilden plastiğe sanayiyi ciddi biçimde etkilemesi bekleniyor. Tekstili sadece bunlar değil, polyester elyaf gibi ürünlerin hammaddesi monoetilen glikol de vurdu. Polyester lif ve PET üretiminin temel hammaddesi olan bu ürün, Türkiye’nin güçlü olduğu tekstil, hazır giyim ve ambalaj sanayileri için hayati öneme sahip. Raporda konuya ilişkin "Türkiye’nin yıllık MEG ithalatı yaklaşık 700 ila 900 milyon dolar seviyesinde bulunurken bu ticaretin yaklaşık yüzde 35-40’ı Körfez üreticilerinden sağlanıyor. Hürmüz’de yaşanabilecek bir lojistik aksama, bu hammaddenin maliyetini artırarak polyester üretiminde maliyet baskısı yaratabilir" değerlendirmesi yer aldı. Plastik reçinelerden boyaya binlerce ürünün temel girdisi olan metanol de krizin kırılgan halkalarından. Körfez ülkelerinin yıllık 74,8 milyon tonluk petrokimya ihracatı, Asya ve Avrupa’ya ulaşamıyor. İran’ın tek başına yılda 9 milyon tonun üzerinde ihraç ettiği metanol, Çin piyasalarında bir günde yüzde 10,64 değer kazandı. Tüm bunların, ciddi maliyet artışlarına yol açacağı tahmin edildi.

3- SAĞLIKTA HELYUM İNŞAATTA ASFALT

Krizin vurduğu alanlardan biri sağlık oldu. Küresel helyum üretiminin üçte birine denk gelen yıllık 63 milyon metreküpü karşılayan Katar’ın üretimi askıya almasıyla spot fiyatlar 2 katına çıktı. Hastanelerdeki Manyetik Rezonans (MR) cihazlarının soğutulması için benzersiz kıymette olan helyumun yerine başka ürün kullanılamıyor. Hürmüz üzerinden taşınan bir diğer kritik sanayi ürünü de alüminyum. Dünya alüminyum üretiminin yüzde 10 kadarını sağlayan BAE, Bahreyn ve Katar’da tesisler durdu. Raporda, "Hürmüz hattında yaşanabilecek bir kesinti yalnızca enerji ve petrokimya piyasalarını değil, aynı zamanda özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı ve inşaat projelerini de etkileyebilecek bir tedarik riski yaratmaktadır" denildi. Altyapının temel taşı olan bitumen yani asfalt ihracatındaki yüzde 40’lık Körfez payının da inşaat sektörünü etkilemesi bekleniyor.

4- GÜBRE MALİYETİ ÜRETİME TEHDİT

Ucuz doğalgaz avantajıyla küresel azotlu gübre ticaretinin yüzde 40’ını domine eden Körfez bölgesi, Hürmüz’ün kapanmasıyla arzı büyük oranda kesti. 28 Şubat ile 9 Mart arasındaki kısa sürede küresel gübre fiyatları yüzde 38 oranında artış kaydetti. Uluslararası piyasalarda üre fiyatı ton başına 583 dolara fırlayarak aylık yüzde 29 artış kaydetti. ABD’nin ana ithalat merkezlerinden New Orleans’ta ise fiyatlar 516 dolardan 683 dolara kadar tırmandı. Boğaz’ın kapalı kalması, küresel gübre tedarik zinciri yüzde 33 oranında sıkılaşma anlamına gelirken bu süreçte kükürt arzının yüzde 44, üre arzının ise yüzde 30 düşmesi bekleniyor. Türkiye, yıllık 6-7 milyon tonluk gübre tüketimi ve özellikle azotlu gübrelerdeki yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle arz krizinin etkilerini doğrudan hissediyor. Ülkenin azotlu gübre ithalatında Körfez üreticilerinin payı yüzde 15-25 bandında seyrediyor. Üre ihracatında kısıtlama ve ithalatında vergi teşviki önlemleri, kırılgan sektörün maliyetine çare olmayabilir. Türkiye’de tarım sektörü, geçen yıl yüzde 8,8 oranında daraldı. Tarımsal maliyetler üretimi tehdit ederken yeni krizler tarladan sofraya yansıma olasılığı taşıyor.

5- NAVLUN BEYAZ EŞYAYI VURACAK

Krizin bir diğer etkisi dünya ticaretini belireyen deniz taşımacılığında görülüyor. Hürmüz Boğazı’nın yüksek riskli bölge ilan edilmesiyle birlikte tanker taşımacılığında savaş riski sigorta primleri hızla yükseldi. Sigortaya eklenen "savaş riski primleri" ile artışlar yüzde 1200 seviyelerini gördü. LNG tankerlerinin günlük spot navlun ücretlerinin kısa sürede yaklaşık yüzde 600 artarak 300 bin dolar seviyesine çıktığı belirtiliyor. Gemilerin Hürmüz yerine Ümit Burnu gibi alternatif ve çok daha uzun güzergâhlara yönelmesi, lojistik zincirinde operasyonel bir daralmaya yol açtı. Navlun fiyatlamalarındaki bu dalgalanma ile sevkiyat süreleri Türkiye’nin dış ticaret maliyetlerini de artırıyor. TEPAV’ın değerlendirmelerinin yer aldığı raporda, "Artan navlun maliyetleri ve uzayan sevkiyat süreleri özellikle tekstil, otomotiv yan sanayisi, makine ve beyaz eşya gibi sektörlerde teslimat planlamasını zorlaştırabilir" uyarısı yer aldı. Özellikle bu sektörler, Türkiye’nin önemli ihracat kalemlerini içeriyor.

∗∗∗

TÜRKİYE’DE SANAYİ ÜRETİMİ TEHDİT ALTINDA

Türkiye, sanayi üretiminin temel yapı taşları olan alüminyum ve plastik hammaddelerinde Körfez ülkelerine önemli ölçüde bağımlı durumda. Veriler, Türkiye’nin bu bölgeden yıllık 3 milyar dolarlık hammadde ithal ettiğini gösteriyor. Bu hammadde akışının kesilmesi beyaz eşya ve otomotiv maliyetini tetikliyor. Analize göre; petrol ithalatının yüzde 20’sini karşılayan Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı’nın 13 Mart 2026 itibarıyla tam kapasiteyle çalışmaya başlaması, Türkiye’yi Hürmüz rotasındaki tanker bağımlılığından ayrıştırıyor. Ancak petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açığa yıllık faturası 4,5-5 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Yüksek teknolojili ürünler için vazgeçilmez olan helyum tedarikinde bağımlılık, üretimi tehdit ederken hammadde krizi ülkenin en güçlü ihraç kalemlerinden olan hazır giyim sektöründe teslim sürelerini önemli ölçüde uzatacak. Analizine göre ülke, Avrupa pazarının yakın tedarikini sağlayabilir.