Savcı durumdan vazife çıkardı
Burdur Cezaevi'nde 61 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan 2000 yılındaki jandarma operasyonu için açılan ve 5 yıldır tamamlanamay
İNAN GEDİKANKARA
Burdur Cezaevi'nde 61 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan 2000 yılındaki jandarma operasyonu için açılan ve 5 yıldır tamamlanamayan soruşturma, 13 Nisan 2006'da Burdur Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Coşkun'un takipsizlik kararıyla sonuçlandı.
Soruşrurma boyunca suçlanan cezaevi görevlilerinin ifadesine bile başvurulmadığını ileri süren mağdur avukatiarı davayı AİHM'e raşımak için hazırlık yaparken dosyada daha önce farkedilmeyen bir belgenin bulunduğunu ortaya çıkardılar. Belge, 12 Ocak 2006 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen hizmete özel damgalı bir yazı. Adli Müşavir Hakim Kıdemli Albay Sadrettin Aktaş imzasını taşıyan yazı, 5 yıldır tamamlanamayan cezaevi olayları ile ilgili...
Yazının ikinci paragrafında, soruşturmaya konu olan ve bir kişinin kolunun kopup, 61 kişinin yaralandığı operasyon şu sözlerle anlatılıyor: "Söz konusu operayon yasadışı örgüderin baskısı nedeniyle yasadışı faaliyette bulunmaya zorlanan hükümlü ve tutukluların mevcut direnişlerini önlemek ve kişilerin yaşam hakkını korunması görevi kapsamında ifa edilmesi..."
Devam eden cümle dolaylı uyarı anlamı da taşıyabilecek bir durum tespitiyle başlıyor: "İdare personelinin cezai sorumluluklarının bulunduğuna dair bir yargı kararı olmamasına rağmen, hükümlü ve tutuklularla yakınları tarafından açılan tazminat davaları idari yargı makamlarınca kabul gördüğünden fahiş tutarda tazminatlar ödenmektedir."
Albay Sadrettin Aktaş imzalı yazının son paragrafında ise uyan daha açık bir cümleyle şöyle ifade ediliyor: "Cezaevine müdahale sırasında idarenin hizmet kusuru olup olmadığının kriteri olmak üzere, Jandarma personeli hakkında devam ermekte olan ceza soruşturmasının en kısa sürede sonuçlandırılmasına ihtiyaç bulunduğundan, yürütülen işlemlere esas olmak üzere bahsi geçen hazırlık soruşturması ile ilgili yapılan işlemler hakkında bilgi verilmesini arzederim."
12 Ocak 2005 tarihini taşıyan bu yazının ardından soruşrurma kısa süre içinde bitirildi ve operasyona katılanlar hakkında takipsizlik kararı verildi. 13 Nisan tarihli takipsizlik kararında, operasyonun mahkûmların isyanına engel olmak için yapıldığı belirtildi.
Burdur Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Coşkun imzasını taşıyan kararda kolu kopan, yaralanan şikayetçilerin iddialarının soyut olduğu anlatılırken, şikayet edilen görevlilerin ifadesine başvurulmadığı dikkat çekti.
BURDUR CEZAEVİ'NDE NE OLMUŞTU?
Burdur Cezaevi'nde 5 Temmuz 2000'de siyasi tutuklu ve hükümlülerin sayım vermedikleri ve duruşmalara çıkmadıkları gerekçesiyle operasyon düzenlenmişti. İş makinaları-nın da kullanıldığı operayonda 61 kişi ağır yaralanmıştı. Mahkûmların koğuşlarına yoğun olarak gaz bombalarının atıldığı cezaevinin duvarları iş makinalarıyla delinmiş ve bu sırada hükümlülerden Veli Saçıhk'ın kolu koparılmıştı. Saçıhk'ın kolu daha sonra sokak köpeklerinin ağzında bulunmuş ve yetkililer de, "Biz o kolu gömmüştük, köpekler çıkarmış," açıklamasını yapmıştı. Operasyon sırasında bazı mahkûmlara makata cop sokmak suretiyle tecavüz edildiği iddiaları da dile getirilmişti.
Mahkûmların başka cezaevlerine sevke-dildiği operasyonun ardından avukadar operasyona katılan görevliler ve jandarma hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Operasyonda mağdur olan 61 kişinin tarafından yapılan suç duyurusunda yaşananlar ayrıntılı bir şekilde anlatılarak sorumlular hakkında dava açılması istenmişti. Burdur Valiliği şikayetçi olunan 415 kamu görevlisi ve jandarma hakkında soruşrurma izni vermemiş ancak bu karar daha sonra İdare Mahkemesi rarafindan bozulmuşta. Burdur Cumhuriyer Başsavcılığı rarafindan yürütülen soruşrurma ise uzun süre sonuçlandırılamamışa.
Soruşturmanın hem uzun süre sonuçlandırılmaması ve hem de soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi üzerine tutuklu ve hükümlülerin avukatiarı dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıdılar. Onlarca kişinin yaralandığı ancak hiç kimsenin yargılanmadığı dosya hakkında AİHM'nin vereceği karar bekleniyor.
'CAN GÜVENLİĞİNDEN SORUMLU'
Operasyon sırasında birçok tutuklu ve hükümlü maddi ve manevi tazminat istemiyle İdare Mahkemesi'ne başvurdular. Açılan birçok dava tutuklu ve hükümlüler lehine sonuçlandı. Kolu koparılan Saçıhk'ın davasında Antalya İdare Mahkemesi İçişleri Bakanlığının kusurlu olduğuna hükmetti ve 100 bin maddi 50 bin YTL de manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Kararda, cezaevinde bulunan mahkûmların can güvenliğinden devletin sorumlu olduğu ifade edilmişti. Devlet, Saçılık'a yasal faiziyle birlikte 450 bin YTL ödedi. Öte yandan operasyon sırasında cezaevinde bulunan ruruklu ve hükümlüler hakkında da kamu malına zarar verdikleri gerekçesiyle dava açıldı. Bu dava ise halen sürüyor.


