Sayfamızın okurları anlatıyor: Ne deneyimliyoruz?

Dünyanın her yerinde biz kadınlar şiddete maruz bırakılıyor, hergün bu durumun kıyısından geçiyoruz. Kadına yönelik şiddet sadece fiziksel açıdan değil, ekonomik, cinsel ve duygusal şiddet şeklinde yaşanabiliyor. Psikolojik şiddet, aşırı biçimde eleştirmek, tehdit etmek, aşağılamak, hakaret etmek, utandırmak, hiç iletişime geçmemek, duygusal olarak ihmal etmek, yalan söylemek, küçümsemek, görmezden gelmek şeklinde ortaya çıkıyor.
Günlük hayatımızda, işte, okulda, ikili ilişkilerimizde maruz bırakıldığımız psikolojik şiddet, şiddet türleri arasında en yaygın olan şiddet türlerinden biri. Psikolojik şiddetin türlerinden olan mansplaining, lovebombing ve gaslighting'e maruz bırakılan okurlarımız, kadinhikayeleri@birgun.net adresi üzerinden deneyimlerini bizimlerler paylaştı.
B.Y.: KAR TOPU BÜYÜYEREK ÇIĞ HALİNİ ALDI
Çok aşık olundu bana, gözlerime bakıldı, tenim ne kadar pürüzsüzdü, hem herkesten akıllıydım hem de tam ona göre akıllıydım sanki. Ne kadar ilginç şeyler anlatıyordum, önüne bambaşka şeyler getiriyordum ama hiç yorulmuyordu, yanımda dinleniyordu. Güne bakan çiçekler gibiydim valla! Tam 5 ay. Bulutların üstündeydim. Bir süre sonra aramalarım cevapsız kalmaya başladı.
62 kilo başladığım ilişkide her ilerlemem az gelmeye başladı, hala 58 kilo muydum ben? Spor programımı gözden geçirsem iyiydi, çok mu yiyordum? Zaman zaman “Beni çok güzel buluyordun yahu, ne oluyor, spor benim kararımdı!” diye yükseliyordum. O zaman da desteklenmek bile bana yaranamaz oluyordu. Öyle ya, bunları benim için söylüyordu! Bana doyamayan, parmağıma layık bir yüzük(!) bakan adama 40 dakikalık yol uzak gelmeye başladı. Bir süre sonra ne kadar sevildiğimi, hala o adamla uyurken, puslu bir hatıra gibi özlemeye başlamıştım. Sorguladığımda hep aynı cevabı alıyordum, “Aman abartma ne olursun, seni seviyorum işte!” Baştan savma bir cümle, altı boş bir teminat vaadi.
Eski sevgiyi, hani bir keresinde bana gösterilen özeni tekrar elde etmek için elimden geleni yapmaya başladım. Bugün canı sıkkın, aramayıversin. Nasıl yapsam da rahat ettirsem? Her dediğine tamam diyeyim, o istediğini de kabul edeyim, öyle demek istememiştir, belki gerçekten ben abartıyorumdur vs. Bunun sonu yok, o kocaman sevgi asla dönmedi. Bunun en temel sebebi en başta var olmaması olabilir tabii, yok ki nasıl dönsün? Bu kar topu bir süre böylece ilerleyerek bir çığ halini aldı, artık üzerine parmağımı asla koyamadığım bir sorun, histeriyle, şımarıklıkla suçlanan bir ben vardım.
İlişkimin rıza verdiğim halini istediğim için arıza çıkarmakla suçlanıyordum ve benzer cümlelerle suçlandığım için ilişkiden çıkmayı tercih ettim. Çok zaman geçmeden aldatıldığımı da öğrendim zaten. Bu süreçte yaşadığıma psikolojik şiddet adını koyabilmemi sağlayan, beni yalnız yürütmeyen, tanıdığım tanımadığım tüm kız kardeşlerime sevgiyle.
S.K.: İMALAR BANA KENDİMİ SORGULATTI
Üniversitedeyken bir erkekle romantik bir ilişki yaşamaya başladım. Önceden arkadaş olduğumuz için samimiydik ama ilişkiye başlayınca sulu göz ve baskıcı olmakla suçlanmaya başladım ve bu samimiyetten sadece o yararlanır oldu. Yıllardır mezun olamadığı için derslerine yardım etmeyi teklif etmemi bunaltıcı buluyordu. Bir başka gün çok yakın bir arkadaşımla yaşadığım basit bir tartışmayı anlattığımda “O senin gerçekten arkadaşın mı ki?” gibi imâlı sorulara maruz bırakılıyordum.
İki ay sonra, çok yakın olmamakla beraber her yaz gördüğüm, benden birkaç yaş büyük yazlık arkadaşımın vefat ettiğini öğrendim. O günün akşamında duygulanıp genç yaşta ölmenin ne büyük haksızlık olduğunu söyleyip ağladım. Ağladığım için beni karakterimi oturtamamış olmakla ve mantıklı davranmamakla suçladı.
O gün, bu suçlamaların ve imaların bana kendimi sorgulatarak karakterimi ve başka insanlara bakış açımı yönlendirdiğini fark ettim. Yine dramatik olmakla suçlanmamak için bunları açıklamadan ondan ayrıldım.
G.S.: HAYATIMIZI BERABER GERİ ALIYORUZ
Bir STK eğitiminde tanıştığım erkek arkadaşım tarafından bir sene boyunca flört şiddetine ve lovebombing'e maruz bırakıldım. En son çok şiddetli bir kavga sonrası kendisiyle her yerden iletişimi kestim ve bir ayrılık konuşması dahi yapmadım. Olayların ayrıntısından ziyade daha sonrasında neler olduğundan ve tekrar nasıl güçlenmeye çalıştığımdan bahsetmek daha mantıklı geliyor. Ben bu ilişkiden çıktığımda açıkçası kim olduğumu hatırlayamıyordum.
Özellikle sonlara doğru ilişki içinde hiçbir varlığım, önemim kalmamıştı. Sanki bir insan değil de o kişinin bir uzantısı, yanında taşıdığı bir çanta gibiydim. Gayet sosyal biriyken, insanlarla konuşamadığım zamanlar oldu, bazı günler evden çıkacak gücü kendimde bulamadım. Bir çanta gibi bir yerde unutulmuş hissediyordum, kendimle ne yapacağımı bilmiyordum. Bazı günlerin tamamını anksiyete içinde geçirdiğimi, bir an bile gevşeyemediğimi hatırlıyorum. Her şey çok bulanık gibiydi; kim olduğum, ne sevip sevmediğim, ne istediğim...
Bu esnada alkol kullanımım da hiç olmadığı kadar artmıştı çünkü bir sürü şeyden kaçmaya çalışıyordum. Sanırım beni kurtaran şey şu düşünce oldu: "kim olduğumu hatırlayamıyorsam, hatırlamaya uğraşmak yerine yeni birini, çok daha güçlü ve iyi birini yaratırım". Bu sanırım beni saklandığım yerden çıkarmaya yetti. Hatta bunu yapmaya çok küçük şeylerle başladım, hayatım boyunca hep uzun kullandığım saçlarımı kısa kestirmek gibi küçücük şeylerle. Bazen bu kadar küçük şeyler size bir uzantı değil bir insan olduğunuzu hatırlatabiliyor.
Biraz deneme yanılmayla, zaten kendinize göre başka yöntemler de bulabiliyorsunuz. Benim için bundan sonrasında iyileşme başladı, hatta en son gücümü topladım ve o şiddet faili erkeği kamusal alanda ifşa ettim. O süreçte de bana destek çıkan bir sürü kadınla yolum kesişti, o kadınlar olmasaydı bu kadar kolay olmazdı sanıyorum. Sanırım 5 6 ay geçti.
O "güçlü ve iyi" kişiyi, kendimin en iyi versiyonu olan kişiyi yaratabildim mi bilemiyorum. Ama çalışıyorum. Dün gece karşılaştığım bir film repliğinde de söylediği gibi, "hala buradayım, deniyorum, çünkü böyle bir şey hayatını geri almak". Neyse ki o film repliğinde dediği gibi "acımasız ve yalnız" değil. Bir şekilde beraber ayağa kalkıyoruz çünkü, hayatımızı beraber geri alıyoruz.


