birgün

24° AÇIK

SİYASET 16.10.2020 11:13

Selahattin Demirtaş: Erdoğan benden bir hayli korkuyor

HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinden korktuğunu, bu nedenle hala cezaevinde tutulduğunu söyledi.

Selahattin Demirtaş: Erdoğan benden bir hayli korkuyor

Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "kendisinden çekindiğini" söyledi.

T24’ten Şirin Payzın’ın haberine göre, “Neden hâlâ tutuklusunuz? Sizce Erdoğan sizden korkuyor mu? Ve ne kadar daha sürecek diye düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Demirtaş, “Erdoğan'ın benden bir hayli korktuğunu, çekindiğini net biliyorum. Zaten o nedenle beni burada tutuyor” dedi.

Demirtaş, şöyle konuştu:

“Ben tutuklu değil, siyasi rehineyim. Erdoğan'ın benden bir hayli korktuğunu, çekindiğini net biliyorum. Zaten o nedenle beni burada tutuyor. Ancak ben ve benim gibiler dört duvara sığmayız, işte bunu anlamıyor. Çünkü biz kimsenin adamı değil, halkın, sadece halkın öz evlatlarıyız. Ve halk kendi evlatlarını asla yalnız bırakmaz, bırakmadı. Ne zaman çıkacağımızı falan da hesaplamıyoruz. Sadece direniyoruz. Kazanacağımızdan da eminiz. Biz değil, birileri iktidarları için kaç günleri kaldığını saysın. Biz gün saymıyoruz çünkü.”

Şirin Payzın’ın soruları ve Demirtaş’ın yanıtlarından bazıları şöyle:

HDP'ye yönelik operasyonun zamanlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Partimize yönelik siyasi operasyonlar, 2009 Nisan ayından bu yana kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Çözüm süreçlerinde hızı azalsa bile siyasi tutuklamalara ara verilmedi. O günden bu yana 20 binden fazla HDP'li gözaltına alındı veya tutuklandı. Dolayısıyla son siyasi operasyonun zamanlaması manidar değildir. AKP'nin HDP'yi tasfiye etmek amacıyla yürüttüğü amansız saldırıların sonuncusudur sadece. Tabii tutuklananlar kamuoyunca tanınan kişiler olunca daha fazla gündeme geliyor. Yoksa neredeyse her hafta onlarca HDP'li hukuksuzca hapse atılıyor.

AKP içinde o dönem siyaset yapan ama şimdi ayrılan, parti kuran isimler var. Sizce kimler konuşmalı? Hangi isimler konuşursa doğrular ortaya çıkar?

Efkan Ala ve Hakan Fidan başta olmak üzere ilgili bürokrasi her şeyi biliyor ama Erdoğan'ın bizi suçlama operasyonuna destek olarak hakikate sırt çevirmeyi tercih ediyorlar.

HDP kapatılırsa durum ne olur? Nasıl bir gelecek bekler Türkiye'yi?

HDP'nin bugün yedi milyondan fazla seçmeni var. Onları da kapatacak değiller herhalde. Halk kendi partisini kurar ve daha güçlü şekilde yoluna devam eder. HDP seçmeni, demokratik siyasetten de demokrasi mücadelesinden de vazgeçmez. Ama kapatmayı düşünenler siyaseten ve hukuken ileride büyük bedeller öderler, halk ilk seçimde ağır bir fatura çıkarır bunu yapanlara. AKP ise parti kapatmış bir parti olarak siyaset tarihindeki kara lekelerden birini daha siciline eklemiş olur.

CHP özellikle HDP ile baş başa bırakılırım endişesi taşıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu yerel seçimler öncesinde iyi bir koordinasyon sağladı muhalefet partileri arasında. Şimdi neler yapabilir?

Bunu Sayın Kılıçdaroğlu'na sormanız daha doğru olur sanırım.

Muhalefet liderleri pek çok konuda farklı düşünseler ve farklı siyasi duruşları olsa da ancak demokrasi bloğu adı altında bir araya gelebilirlerse seçmende bir umut yaratabilirler. Aslında teoride hepsi bunu destekliyor ama pratikte HDP ile yan yana gelmeye çekiniyorlar. "Demokrasi bloğu" nasıl hayata geçirilebilir? Sizce bir formül var mı? Seçmenlerini nasıl ikna edebilirler.

Doğrusu bunu yapmak zor değil. İsteseler hemen yarın bir araya gelmelerinin önünde bir engel yok.

Fakat belki de bunun için seçim takviminin netleşmesini bekliyorlar. İttifakın genişlemesine yönelik olası AKP - MHP saldırılarını erkenden başlatacak bir hamleden kaçınıyorlar belki de. Ama ben hem bu kaygıyı yanlış ve yersiz buluyorum hem de demokrasi blokunun sırf seçim iş birliği olmadığını tekrar hatırlatmak istiyorum.

Demokrasi bloku ne kadar erken kurulursa hem AKP - MHP'nin yol açtığı tahribatın önüne geçilir hem de seçim için Hükümete yönelik baskı artar. Daha da önemlisi, topluma ciddi ve gerçekçi bir alternatif sunulmuş olur. Böylece de umut ve cesaret artar.

Ben tüm muhalefet partilerinin seçmenlerinin buna hazır oluğunu görüyorum. Hazır olmayanlar parti yönetimleridir bence. Siyasetçiler halkın çok gerisindeler. Halk günlük hayatta zaten yan yana. Siyasetçiler ise birbirlerine selam vermeye korkar hale geldiler ki maalesef bu da AKP'nin algı operasyonlarının başarıdır. Yan yana geldikten sonraki iki üç günde yaşanacak trol saldırısına direnecek cesareti olmayanlar yarın ülkeyi nasıl yönetecekler? Ya da bu güveni topluma nasıl verecekler, merak ediyorum. Tabii ki bu yan yana gelişi kolaylaştırmak için samimi söylem ve eylemlerde bulunması gerekir. Bunun neler olacağına parti yönetimleri kafa yormalı, ben somut bir şey önermiyorum ancak bunu çok önemsemeliler. Ben demokrasi bloku konusunda umutluyum. Durum çok da kötü değil. Ön yargılar kırılıyor ve yan yana gelme ihtimali her geçen gün artıyor. Vazgeçmemek, bunda ısrarcı olmak gerekir.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız