birgün

23° AÇIK

ÇALIŞMA YAŞAMI 10.02.2020 09:37

Sendikalaşma ve toplu pazarlıkta ürkütücü tablo: Özel sektörün yüzde 94’ünde sendika yok

Hakikat şu: Sendikalaşma oranı iddia edildiği gibi yüzde 14 civarında değil, yüzde 6-7 civarındadır. Sendikalı işçi sayısı hormonludur. Özel sektörde işçilerin yüzde 94’ü sendikal korumadan yoksundur

Sendikalaşma ve toplu pazarlıkta ürkütücü tablo: Özel sektörün yüzde 94’ünde sendika yok

Sendikalaşmaya ilişkin Ocak 2020 istatistikleri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) tarafından yayımlandı. Bakanlık istatistiklerine bakılırsa ortada oldukça pembe bir tablo var. 2013’te 1 milyon olan sendikalı işçi sayısı 1 milyon 918 bine yükselmiş durumda. Yedi yılda yüzde 90 civarında artış var. Bakanlığa göre sadece sendikalı işçi sayısı değil sendikalaşma oranı da artmış. 2013’te yüzde 9,2 olan sendikalaşma oranı yüzde 13,8’e yükselmiş. Ancak sendikalaşma verilerine daha yakından bakıldığında gerçek tablonun oldukça iç karartıcı olduğu ve sendikalaşma oranlarının çok daha düşük olduğu görülüyor.

Bakanlığın resmi sendikalaşma verileri oldukça yüzeysel ve gerçek durumu yansıtmaktan uzaktır. Öncelikle bakanlık sadece kayıtlı işçileri esas alarak sendikalaşma oranını hesaplamaktadır. Bakanlığa göre kayıtlı işçi sayısı 13 milyon 856 bindir. Oysa kayıtdışı işçiler hesaba katıldığında toplam işçi sayısı 16 milyon 122 bindir. Sendikalaşma oranı toplam işçi sayısına göre hesaplanmalıdır.

Sendikalaşma hakkı anayasa gereği bütün işçilerin hakkıdır. Kayıtlı kayıtsız işçi ayırımı yapılamaz. İdare kendi kusuru nedeniyle sigortasız olan işçileri hesaba katmamazlık edemez. Öte yandan ILO standartlarına göre bütün işçiler sendikalaşma oranında dikkate alınmalıdır. Bütün işçiler dikkate alındığında sendikalaşma oranı 11,9’a gerilemektedir. 16 milyon 122 bin işçinin sadece 1 milyon 918 bini sendika üyesi görünmektedir. 14 milyon 204 bin işçi ise sendika üyesi değildir.

Sendikalaşmadaki Artış Hormonlu

Sendikalaşma oranı tartışmalı olsa da 2013-2020 arasında sendikalı işçi sayısının 915 bin artması oldukça önemlidir. Ocak 2013-Ocak 2020 arasında toplam işçi sayısında yüzde 21 oranında artış yaşanırken, sendikalı işçi sayısı yüzde 90 civarında arttı. Böylece sendikalı işçi sayısındaki artış işçi sayısı artışının çok üzerinde gerçekleşti.

Peki bu mucizevi artışın nedeni nedir? Bu artış genel bir artış mıdır? Yoksa yapay olarak bazı işkolları ve bazı işçi kategorilerindeki artış mıdır? 915 bin kişilik sendikalı işçi artışının esas olarak genel hizmetler, güvenlik, büro ve sosyal hizmetlerde gerçekleştiği görülüyor. Bir diğer ifadeyle sendikalaşan işçilerin ezici çoğunluğu geçmişte kamuda taşeron şirketlerde çalışan işçilerdir. İmalat sanayindeki sendikalı işçi artışı 100 bin civarında kalmıştır. Turizm, inşaat ve büro işkolunda sendikalaşma oranı yüzde 4-5 civarında iken genel hizmetler ve özel güvenlik sektöründe yüzde 45-50 civarındadır. Bir diğer ifadeyle sendikalaşmadaki artış genel bir yükseliş eğilimini değil, taşeron işçilerin sendikalaşmasına dönük özel bir gelişmenin ürünüdür.

Nitekim bu gerçek toplu iş sözleşmesi kapsamına bakıldığında çıplak biçimde görülmektedir. Türkiye’de ise toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı sendikalı işçi sayısının çok altındadır. AÇSHB verilerine göre 2019 yılında toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı 1 milyon 223 bindir. Sendikalı işçi sayısı 1 milyon 918 bin iken 689 bin sendika üyesi işçinin toplu iş sözleşmesi yoktur. Bu durum tuhaf ve izaha muhtaç bir durumdur.

sendikalasma-ve-toplu-pazarlikta-urkutucu-tablo-ozel-sektorun-yuzde-94-unde-sendika-yok-686024-1.

15 Milyon İşçi Toplu İş Sözleşmesinden Yoksun

16 milyon 122 bin işçinin sadece yüzde 7,6’sı toplu iş sözleşmesi kapsamındadır. Bir diğer ifadeyle gerçek sendikalaşma oranı yüzde 7,6’dır. 15 milyon civarında işçi gerçek sendikal koruma kapsamı (toplu iş sözleşmesi kapsamı) dışındadır. Özel sektörde durum daha da vahimdir. Özel sektörde 14 milyon 953 bin işçi çalışırken bunların sadece 846 bini toplu iş sözleşmesi kapsamındadır. Özel sektörde gerçek sendikalaşma oranı yüzde 5,7’dir. İşçilerin yüzde 94’ü sendikal korumadan ve toplu iş sözleşmesinden yoksundur.

Resmi sendikalaşma oranı yüzde 14’e yaklaşırken, gerçek sendikalaşma oranının ortalama yüzde 7,6, özel sektörde ise yüzde 5,7 olduğu görülmektedir. Türkiye’de sendikalaşma oranları geçmişte olduğu gibi tekrar hormonlu hale gelmektedir. Toplu sözleşme kapsamı düşük seyrederken sendikalaşma oranı yüksek seyretmektedir. Oysa beklenen bunun tersidir. Avrupa ve OECD ülkelerinde toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi oranı bu ülkelerdeki sendikalaşma oranlarından oldukça yüksektir. Örneğin Fransa’da sendikalaşma oranı yüzde 10 civarında iken toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 90 civarındadır. Bunun temel nedeni toplu iş sözleşmelerinin teşmil edilmesidir.

Bizde ise tam bir garabet söz konusu. Teşmil sistemi yasada olmasına rağmen uygulanmıyor. İşçi sendikaya üye oluyor ancak gerek işkolu gerekse işyeri/işletme barajı nedeniyle toplu iş sözleşmesi imzalanamıyor. İşçi sendikaya üye oluyor ama işveren sendikalaşan işçiyi işten çıkarıyor işçi yine toplu iş sözleşmesine kavuşamıyor. Taşeron işçilerin sendikalaşması sağlanıyor ve bir bölümü merkezi idarede kadroya alınıyor ama toplu pazarlık hakları Anayasa çiğnenerek iki yıl boyunca askıya alınıyor. Sonuçta sendikalaşma kâğıt üzerinde artarken işçiler gerçek sendika koruma olan toplu iş özleşmesine kavuşamıyor.

Hakikat şudur: Sendikalaşma oranı iddia edildiği gibi yüzde 14 civarında değil yüzde 6-7 civarındadır. Sendikalı işçi sayısı hormonludur. Özel sektörde İşçilerin yüzde 94’ü sendikal korumadan yoksundur.

Not: Sevgili BirGün okurları tekrar merhaba. Emek tarihi ile ilgili (DİSK Tarihi-1) hazırladığımız kitabın yoğunluğu nedeniyle ara verdiğim yazılarıma yeniden başlıyorum. Emeğin hallerini yansıtmaya, emeğin haklarını aramaya, emeğin hakikatini yazmaya devam…

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız