birgün

9° AÇIK

GÜNCEL 20.07.2015 07:55

'Şeriat isteriz' noktasından G noktasına

80’ler ve 90’lar ‘Laikçi teyzenin’ büyük endişeleriyle geçildi.

Konu komşusu gaz verip, “Türkiye, İran’a dönüşüyor” dedikçe, röfleli saçları ‘tiken tiken’ oluyordu. Hasbelkader yolu Fatih’e, Çarşamba’ya düşse eve hasta geliyor, “Olan olmuş işte, aha da dönüşmüş” diye günlerce kapıyı açmıyordu.

• • •

Kelebek çerçeveli gözlüklerini takar, gazeteleri ince ince tarardı. Kazayla ‘Türkiye dindarlaşıyor’ diye bir habere rastlasa, ince zinciri olan gözlüklerini indirir, göğsüne doğru sallandırır, tansiyon ilaçlarına abanırdı.

• • •

‘Laikçi teyze’, hepimizin ailesinde ya da en azından yakın çevresinde vardı. İkna edemezdik! “Bunlar hep takiye, dinle imanla işleri yok, dinleri imanları para” desek kızardı. ‘Tarikat-siyaset-ticaret’ meselesine takılmazdı. ‘Şekil olsun diye’ sakal bırakan esnafı mücahit zanneder. Mücahidin müteahhide dönüşmesini kurcalamazdı.

• • •

Milenyum çağı, Türkiye’de ampulle ‘aydınlanınca’ aklı başından gitti. “Ben, size söylemedim mi?” diyor, başka bir şey söylemiyordu.

Daha yakın zamanda işte… ‘Dindar-kindar’ tartışmalarında… “İran’a bile razı olduk, yeter ki, Afganistan olmayalım” diye dövünüyordu.

• • •

Anlatamadık biz!

“Din elden gidiyor” kontrasının, tek başına “Esas laiklik tehlikede” blokuydu. Ama kafası da karıştıkça karışıyordu. Yavaş yavaş tezleri çöküyordu.

‘Dindar nesil’ yaratacak olanın, paraları sıfırladığına, kutulardan ‘çikolata tadında’ rüşvet indirenin, Google’dan sureler de indirip, ortaya karışık ‘bakara-makara’ yaptığına da tanık oldu.

• • •

Sonunda…

Geçen hafta TRT’de yayımlanan ‘Gündem ötesi’ programı gündemin dibine vurdu. Karı-koca arasında haram olan davranışlar konuşulurken, İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, “İleri boyutlarda oral ilişki haramdır” dedi. İsmailağa Cemaati’nin önde gelenlerinden nam- ı diğer Cübbeli Ahmet Hoca Efendi ise, ona “Bu milletin çoğunun başında böyle bir imtihan var sen buna haram diyemezsin” sözleriyle karşı çıktı. Ama Demircan, tartışmaya nokta koymadı; yazılı bir açıklamayı münasip bulup satır aralarında “Ulen siz de mi yoksa?” diye belden aşağı vurdu!

• • •

80’ler ve 90’lar onun endişeleriyle geçti. Kaygıları, 2000’lerde ayyuka çıktı.

O, “Türkiye Afganistan olur mu?” diye titrerken, koca ülke ‘hisseli harikalar kumpanyasına’ dönüştü. Takkeden, ‘Kama Sutra’ el kitabı, cüppeden ‘oral seksin incelikleri’ fasikülü çıkıyor şimdi!

Seksin başlangıç ilkeleri…

İleri düzeyde oral ilişki…

Karşı cinsi gözle soyma risaleleri…

Laikçi teyze, “Şeriat isteriz” noktasından, G noktasına nasıl ulaştık, bunu sorguluyor artık!

• • •

Ey laikçi teyze…

‘Fikir ikonu’…

Sen laiklikten çekinirken, ‘bunlar’ elden gitti; sorma…

Nasıl oldu, sosyologlar bile cevap arıyor.

Aman kapını kapa, yine dışarı bile çıkma!

Azıttılar çünkü…

‘Dindar Türkiye’ diyerek yayıldılar, giderayak hepimizi öpecekler!

***

Kurdun Türk’ü, tavşanın Kürt’ü olmaz

Şüphesiz, Cudi iyi bir sınav değildi! ‘O blok’ ciddi ve duyarlı refleksi veremedi. Oysa hepimizin toprağı, hepimizin doğası, hepimizin emeği yandı! Karadeniz’e, Ege’ye, Marmara’ya gösterilen hassasiyet Cudi’ye eksik kaldı. Bas bas bağırdılar:
“Yangına devlet sebep oldu, ne zaman savaş çıkaracak olsa böyle yapıyor…”

“Ama” ile başlayan safsatalar can sıktı. “Ama oralara kenevir ekiliyormuş, bunlar para olarak PKK’ya dönüyormuş…”

Bölgedeki kırgınlık hissediliyor. Biz ne zaman kazanacağız?

Belki de soru Cudi’nin zirvesinde… Haksızlığa karşı tek vücut olduğumuzda, forma giymeden vicdanımızı sorguladığımızda…

Cudi yandı… Kurdun Türk’ü, tavşanın Kürt’ü, kaplumbağanın Çerkez’i olmaz. Anlasak keşke… Ölüm bizi ayırmadan birleşsek keşke!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız